FIA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FIA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2009 Salı

2010 Sezonunun Ilk Adımları

2009'un bitimine bir ay kaldı ve geçmiş sezonun son testleri yapılıyor belki ama bu blog, bugün itibari ile 2010 Formula 1 sezonunu açmış bulunuyor. Hayırlı uğurlu olsun.

Hemen başlayalım, geçen hafta FIA, takım ve pilot listelerini açıkladı yeni sezon için. Sürprizler yok, bu listede olması zor zaten.

McLaren, geçen sezonun şampiyonu Button'ı transfer ederek 1-2 numarayı kaptı. O kampı zaten biliyorduk, Hamilton-Button ikilisinin pistte olduğu kadar pist dışında da nasıl uyaşacaklarını merakla bekliyoruz. Ardından isim değişikliği için başvuran Brawn Mercedes var. Ellerinde bir tek Rosberg var şimdilik ama dedikodular devam ediyor. Schumacher bence olmaz, Heidfeld daha mantıklı. Ama Renault, eğer F1'den ayrılmaya karar verirse Kubica da potaya girebilir. Ama geçen seneki performans seviyelerine ulaşabilirler mi? Emin değilim.

Red Bull, bir değişiklik yapmadan yoluna devam ediyor. Vettel ve Webber ikilisi, geçen sene potansiyellerini gösterdiler. Mantıklı olan da yola böyle devam etmekti zaten. Alonso, Ferrari'ye 8 numarayla merhaba diyecek, Felipe de 7 olacak. Uzun zamandır Ferrari'yi 4. garaj pozisyonunda görmemiştik, enteresan olacak.

Bu senenin sürpriz niyetlileri Williams. Bir iyi bir kötü pilotlarından kurtulup biri hızlı ama yaşlı, öbürü potansiyelli ama genç pilotla ne yapacaklar, görücez. Ama asıl soru, onların potansiyelini çıkaracak bir araca bu sene sahip olacaklar mı? Peki Renault'nun aracını hakkaten görecek miyiz gridde, o daha büyük muamma. 11-12 numaralar boş kalırsa Kubica, Brawn için zorlayacaktır. Zira boşta olan başka bir iyi araç yok.

Force India, geçen senenin ikinci yarısında yakaladıkları çıkışı, pilot değiştirerek riske atmak istemedi. Ne de olsa Hindistan GP'si yaklaşıyor, hızla başa oynuyor olmaları lazım, sırf 2 pistte değil her yerde. Belki bu listenin tek sürprizini de Toro Rosso yaptı. Buemi'ye 16 numarayı verdiler ama 17 numara boş. Oysa ki Alguersuari'nin orada olmak için kontratı var. Onun da kokusu çıkar bu hafta.

Yeni gelenlerdeki boşluklar da malum. USF1 ve Lotus'un iki aracı da boş. Campos Dallara, Bruno Senna'yı takıma bağlayarak sükseli bir giriş yaptı. Ikinci koltuğa muhtemelen tecrübeli birini koyacaklar. Yeniler arasında en dikkat çeken ise Manor. Hem Timo Glock gibi potansiyeline inandığım birini takıma kattılar hem de artık Virgin GP olacaklar. Geçen sene Brawn'ın tek destekçisi olan Virgin'in gideceği biliniyordu ama ana sponsor olarak Manor'a el vermişler resmen. Manor-Virgin, bence, yenilerin en iyisi olmak için ciddi şanslı.

Herşey iyi güzel gibi duruyor ama burada 12 takım var. 13. takım ise henüz muamma. Toyota çekilmeden önce, Sauber'in yedek takım olduğunu açıklamıştı Bernie. Insan bekliyor ki onlar gelsin. Hem Peter Sauber takımın tamamını almak için anlaşma yapmış hem de Ferrari ile motor konusunda sözleşmişken... Ama Toyota da çekildim deyip çekilemiyor, çünkü mürekkebi kurumamış bir Concorde Anlaşması var imzaladıkları. O yüzden ya çekilip 150 Milyon Euro ceza ödeyecekler (o zaman niye çekiliyorlar diye sorar insan) ya da griddeki yerlerini satacaklar. Sırp takımı Stefan GP, açıklamadıkları bazı anlaşmalar yapmışlar Toyota ile. O yüzden hala son takımın kim olacağı belli değil.

Yeni sezona tam tamına 100 gün kaldığını müjdeleyerek bitirelim, zaten yeni gelişmeler oldukça yer vereceğiz.

7 Kasım 2009 Cumartesi

Ferrari'den e-Muhtıra


Bu Italyanlar ne kadar bize benziyorlar. Araba kullanmaları, park etmeleri, futbola olan sevdaları vs... Ferrari de yanıp tutuşan Italyan kanı ile bir e-muhtıra yayınlamış sitelerinden. Büyük üreticilerin F1'den çekilmesi (veya el çektirilmesi) ile nereye kadar demişler! Ben aslında Türkçe'ye çevirip size sunayım.

"Agatha Cristie'nin 1939 tarihli 10 Küçük Zenci kitabının bir parodisi sanki olanlar, ama aslında çok daha ciddi. Formula 1 büyük oyuncularını birer birer kaybediyor: Honda, BMW, Bridgestone ve bu sabah itibariyle Toyota. Onların yerine gelenler Manor, Campos Meta, USF1 ve Lotus (spora Colin Chapman, Jim Clark, Ayrton Senna gibi isimleri kazandıran marka ile sadece isim benzerlikleri var). Masanın etrafında aynı sayıda oyuncu var diye eksik olan hiç bir şey yok diyebilir miyiz? Maalesef. Bununla beraber, bakalım yeni gelenlerin kaçı sezonun ilk yarışı Bahreyn'de gridde olabilecek, veya kaçı 2010 sezonunu tamamlayabilecek.

Gerçek şudur ki Formula 1'deki yaprak dökümü, ekonomik krizden çok, onu yıllarca kötü yönetenler yüzündendir.

Cristie'nin romanında katil, herkes birer birer öldükten sonra bulunuyor. Biz de bekleyerek bunun olmasına izin mi vermeliyiz, yoksa kitabın Formula 1 versiyonuna farklı bir son yazma vakti mi geldi?"

Ferrari, bu nota ile eminim yeni gelen takımların favorisi olmayacaktır. Onlar da bunu bilerek yayınlamışlardır ve umurlarında değildir zaten. Ama asıl sorularım farklı.

Mektupta açıkça FIA ve Bernie suçlanmış. Ama FIA'nın başına "içlerinden biri" geldi; Jean Todt. Eski direktörleri, pilotlarından birinin menajerinin babası vs. Onu suçluyor olamazlar, zaten 1 ay ya oldu ya olmadı FIA başkanlığına geleli. Giden başkan Max Mosley diyeceğim, onun da desteği Todt'aydı. Yani aynı kamptan sayılırlar. Demek ki asıl tepki Bernie'ye. Takvimi 20 yarışa çıkarmaya çalışan, yeni takımların gelmesini en çok isteyen adam Bernie. Aynı zamanda takımlarla televizyon gelirlerinin paylaşılmasını pazarlık eden, F1'deki parayı döndüren kişi. Peki Ferrari, pozisyonunu tehdit altında mı buluyor acaba? Bernie'nin kendisiydi Ferrarisiz F1 düşünülemez diye. Tahminim, Ferrari, Formula 1'i eski şaşaalı günlerine döndürmek istiyor, bunun için de en büyük oyuncuların varlığının gereğini biliyor. Campos Meta, Manor; bunları kimse özellikle takip etmeyecekler. Hatta düşününce, Ferrari, McLaren, Williams gibi büyükler olmayınca F1'i hiç kimse takip etmez. Ve gidişat şu an için o yönde. Ferrari'nin tutuşması da ondan.

23 Ekim 2009 Cuma

Yeni FIA Başkanı Jean Todt

Bugün Paris'te yapılan oylamada, Jean Todt 135 oyla, 35 oy alan Ari Vatanen'in önünde FIA başkanlığını kazandı.

Peugeot'nun Dünya Ralli Şampiyonası'na girerken takım direktörü olan Fransız, daha sonra Ferrari Formula 1 takımının başına geçmiş ve Todt-Schumacher-Brawn-Byrne ekürisinin bir parçası olarak takıma tarihindeki en başarılı dönemi yaşatmıştı.

Jean Todt, eski başkan Max Mosley'nin de desteklediği adaydı. Hem bu destek hem de Formula 1 takımlarının daha bağımsız bir başkan istemeleri, Todt'un önündeki engellerdi. Max Mosley'nin gittikçe verimsizleşen yönetimi sonrası, Todt'un gereken değişimi gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği bir soru işareti.

Olsun, biz yine de küçük Fransız'a blogca başarılar diliyoruz. Umarız onun dönemi, skandalsız geçer.

Not: Okumalar koyalım olayla alakalı. Bir Ed Gorman'ın seçimden önceki yazısı, bir de NTVSpor'un seçim sonrası haberi.

17 Eylül 2009 Perşembe

Renault'nun Başı Belada

Bir süre önce yazmıştık, geçen seneki Singapur GP'sinde Nelsin Piquet'nin takım tarafından kasten kaza yaptırıldığı haberlerini. Çok da aslında inanmamıştım şahsen, takım tarafından kovulan Nelsinho'nun intikam almak için yaptığı bir hareket olarak algılamıştım.

Ama görülen, kazın ayağının çok farklı olduğu. Kaç gündür bunun hakkında yazmak istiyorum ama devamlı bir şeyler değişiyor. Ilk önce Renault cephesi, Piquet ailesine (yani Nelsinho ve babası Nelson'a) karşı dava açtı; daha sonra FIA'nın içinden biri, Pat Symonds'ın sorgusunun kayıtlarını sızdırdı; ardında Renault takımı, bugün Flavio Briatore ve Pat Symonds ile ilişiğini kestiğini ve suçlamaları reddetmeyeceğini açıkladı.

Yarış gününe geri dönelim. Alonso, 3 stop taktiğiyle başladığı yarışta, Symonds tarafından bir anda 2 stop taktiğine çevriliyor ve erkenden pite giriyor. Takım radyosundaki konuşmalarda pit ekibinin karara şaşırdığı açıkça belli. Daha sonra Piquet'nin kazası oluyor. Aracın telemetresinden Piquet'nin, ayağını gazdan çekmesi gerektiği sırada, tam aksine gazı köklediği gözüküyor. Symonds'ın FIA tarafından alınan ifadesinde de bir o kadar enteresan cümleler var. Piquet'ye kaza yapmasını söylediniz mi, elinizde harita ile kaza yerini gösterdiniz mi, kaza olacağını biliyor muydunuz gibi çok kilit sorulara cevap vermek istemiyorum yanıtını verdi. Benim kitabımda bu, ben suçluyum ama söyletemezsiniz demek. Zaten hemen arkasından Renault da Flavio Briatore ve Pat Symonds ile ilişiğini kesti.

Bir süredir Renault'nun F1 geleceği zaten tartışma konusuydu. Takım, iddiaları reddetmeyeceğini açıklayarak yarışlardan çekileceğini kuvvetle muhtemel açıklamış oldu. Bunun yanında Briatore ve Symonds'a da çok büyük cezalar gelecek, hem sportif hem kriminal. Ingiliz Futbol Federasyonu FA da, QPR'ın sahiplerinden Briatore ile bir görüşür.

Formula 1 tarihinde binbir tane skandal oldu, en sonuncusu da Mclaren'in Ferrari aracının planlarını çalmasıydı. Ama bu, şu ana kadar görülenler arasındaki en çirkini muhtemelen. Hem yarışın sonucu ayarlayan hem de insan hayatını tehlikeye atan, kelimenin tam anlamıyla şeytani bir plan. Kazanmak için bu kadar mı herşey mübahtır? Ve FIA, tarafları affetmeyecektir. Peki bundan sonra her kazaya şüpheli gözle bakılmaz mı?

Güzel bir okuma için Autosport'un Crashgate olayını analiz ettiği sayfanın linki de burada. Benden daha güzel derledikleri kesin.

7 Eylül 2009 Pazartesi

FIA-Singapur-Renault-Piquet

Bir haftadır hastanede olduğum için siz gençlere yazmak istediğim bir sürü şeyi yazamadım. Fener-Manisa maçının yazısını yazmıştım bile, sonra inanılmaz heyecanlı bir Spa yarışı izledik (ona bir hafta geçmiş bile olsa değinicem yakında), GS-Ankaraspor maçı oldu arada. Ankaraspor-Anakaragücü olayları var, GS'nin yeni transferleri, Livorno-AdanaDemirspor maçı derken inanılmaz dolu bir hafta geçmiş. Ama en mantıklısı sondan başlamak.

Bir haber var ki bin soru işareti sürüklüyor peşinden. FIA, Renault'yu ifade vermeye çağırıyor Paris'e. Iddia ise geçen seneki Singapur GP'sinde Renault'nun Piquet'ye, kaza yapması ve güvenlik aracını çıkartması talimatı vermiş olması ve böylece Alonso'ya yarışı kazandırması. Vay anasını dedirtecek türden bir iddia gerçekten.

Bir kere çok zor bir taktik bu. Yarıştan önce verilen bir talimat olması son derece güç çünkü önceden belirlenen bir zamanda bu işin yapılması, doğru efektleri yaratmayabilir ve saçma sapan bir şey olur; yani teori ile pratik bu durumda zor örtüşür. Yarış sırasında ise pilot ile takımın tek iletişimi olan radyo, FIA tarafından devamlı kontrol ediliyor ve dinleniyor. Böyle bir şeyi ancak ciddi bir şifre ile iletmiş olabilirler ve FIA'yı atlatmış olabilirler. Sonra Piquet, başka bir pilotu tehlikeye atmayacak bir yer seçecek kendine ve güvenlik aracını çıkaracak türden bir kaza yapacak (her kaza çıkarmıyor biliyorsunuz). Bana gerçekleştirmesi çok zor bir senaryo gibi geliyor. Yine de neden olmasın dedirten bir nokta var olayda. Alonso, Piquet'nin kazasından 2 tur önce kısa bir pit stop gerçekleştiriyor. Kısa çünkü bir güvenlik aracı periyodunu tahmin edip kumar oynuyor. Aslında Monaco gibi sokak pistlerinde çokça görülen bir taktik ama acaba Renault işini şansa bırakmak istemiyor mu?

Peki geçen sene olmuş bir yarış için neden 1 yıl sonra bu tip bir dava açılıyor? Bunun bir tek sebebi olabilir: Nelson Piquet Jr. Eğer böyle bir komplo gerçekten varsa, bu konuyu en yakından bilen nadir insanlar biri olacaktır kendisi. Ve takımdan kendi deyimiyle kovulması sonrasında olanları ispiyonluyor olabilir. Belki de geçen senenin sonunda Renault'nun şaşırtıcı şekilde onunla devam etmesi de bu sebeple olabilir. Peki Piquet veya yakınlarından birisi bunu şimdi FIA'ya ispiyonluyorsa, bunu neden bir sene önce yapmadı diye ceza alması gerekmez mi Brezilyalı'nın? Bir soru daha: Eğer bu iddialar kanıtlanamaz ve Renault suçsuz bulunursa o zaman Piquet'ye nasıl bir ceza gelecek?

Gelelim Renault'ya. Flavio Briatore, evet, kurttur ve herşey beklenir ama bu, onun bile sınırları dışında(dır muhtemelen). Bir pilottan kasten kaza yapmasını istemek, ciddi yaratıcılık ve güven ister. Bu durumda Briatore, hem takım patronu hem de menajeri olduğu Nelsinho'ya hem ağzını sıkı tutması hem de doğru pilotaj konusunda güvenmesi anlamına geliyor. Eğer böyle bir güven örneği sergilemiş olsaydı, bu sene ortasında takımdan kovmazdı diye tahmin ediyorum, ya da kovamazdı. Hem de bu kadar kavgalı şekilde. Peki ama gerçekten bunu yaptılarsa? Çok ciddi bir şekilde insan hayatını tehlikeye atmış oluyorlar; kendi pilotlarının, diğer yarışçıların, güvenlik görevlilerinin ve seyircilerin. Her ne kadar cezalı duruma düştüklerinde ciddi cezalarla karşılacakları konuşuluyor olsa da bir opsiyon da F1'den süresiz kovulmaları anlamına gelebilir. Ayrıca Renault, firma olarak, böyle bir skandala girdikten sonra zaten masraflı olan F1 aktivitelerini devam ettirmeme kararı alır bence.

Her ne kadar Briatore-Renault'nun böyle bir şey yapmış olduğuna inanmıyor olsam da, FIA, her duyduğuna bu kadar ciddi inceleme yapmaz. Eminim Renault'yu Paris'e duruşmaya çağırmadan önce ciddi bir inceleme ve bu yönde bazı deliller bulmuşlardır. Bu, Renault'nun suçlu bulunacağına işaret olmasa da, iddiaların da bomboş olmadığını gösterir. Bir haber daha dikkatimi çekti. Brezilya'nın Globo gazetesinin muhabirleri, Singapur yarışından sonra Massa'nın Briatore'ye giderek "bu kaza normal değil, sen istedin bunu" demesini öğrenmişler.

Bu dava belki de Ferrari-Mclaren arasındaki casusluk skandalından bile daha ciddi ve sonuçlarının da aynı şekilde büyük olacağı çok açık. Davanın tarihi 21 Eylül, Monza ile Singapur arasında. Heyecanla bekliyoruz çıkacak kararı.

25 Haziran 2009 Perşembe

Keçiler Köprüyü Geçti

Şu mübarek kandil günü iyi haberler geliyor sonunda: Formula 1'deki aylar süren politik çekişmeler dün itibari ile bitti. Olan bana oldu, konuyla ilgili yazdığım her yazıda ters köşeye yatmış oldum ama sonuç iyi oldu ya önemli olan o.

Dün daha yazmıştım, Paris'teki toplantıdan da sonuç çıkmazsa FOTA'nın kendi serisini kuracağını. Köprüden önceki son çıkıştan çıkıldı ve inatlar kırıldı dünkü toplantıda. Görünüşe göre iki taraf da istediklerini aldı hem de. Takımlar, Max Mosley'nin direttiği bütçe sınırlamasının kalkmasını istiyordu. Bir de Max Mosley'nin gitmesini. FIA (ve başkanı Max Mosley) de masrafların kısılmasını ve yeni takımların spora katılmasını talep ediyordu.

Bütçelerin düşürülmesi şu anki F1 dünyasında bir mecburiyet. Her ne kadar Honda spordan ayrılmış da olsa ekonomik krizin etkilerinin önümüzdeki sezon daha ciddi bir şekilde hissedileceği düşünülüyor, çünkü ING ve RBS gibi önemli sponsorların kontratları bitiyor. Bu firmalar da bir yenileme düşünmediklerini zaten açıkladılar. O yüzden daha az para ile aynı seviyede rekabetin sağlanması gerekiyor seneye F1'de. Bütçe kısıtlaması fikri buradan çıkmıştı. Ama 100-150 milyon pound bütçeli takımların bir sene içinde 40 milyon pound bütçeye inmesi gerçekten imkansız, takımlar da o yüzden bu teklife karşıydı. Sonunda bütçe indirimlerinin senelere yayılması ve 2-3 sene içinde 90'ların başındaki bütçelerin seviyesine gelinme hedefi koyulmuş oldu. Iki tarafı da memnun eden bir ortayol gibi gözüküyor.

Bununla beraber Toyota ve Renault'nun spordaki sürekliliği sağlanmış oldu, üstüne de 3 yeni takım ilave edildi. 13 takımlı bir grid enteresan olaylara gebe olabilir. Ama F1 için çok olumlu olduğu bir gerçek. Şu andaki 10 takım da, dünkü toplantıdan sonra, yeni gelen 3 takıma teknik destek vermek konusunda anlaştı. Böylece onların da yayan kalmaması garantilendi.

Asıl istediklerini alanlar takımlar oldu bu senaryoda. Bütçe kısıtlamasını ve iki farklı teknik kural setini reddettiler. Bunun yanında da Max Mosley'den kurtulmuş oldular. 1993'ten beri FIA başkanı olan Mosley, ekim ayında yapılacak seçimlerde tekrar başkanlığa aday olmayacağını açıkladı. Tabi onun işi belli olmaz, ekimden önce emin olmamak lazım. Yine de bu, Formula 1 marka değerinin ve bu marka değerini yaratan büyük takımların, motorsporları dünyasındaki ağırlığının arttığını gösteriyor. Başka kimse kolay kolay FIA Başkanını yerinden edemez. Geçen seneki seks skandalından sonra bile koltuğunda kalmıştı Max Mosley ama bu sefer inecek gibi gözüküyor. Yakında onun yerine kimin geçeceği tartışmaları da başlar. Kendisi inkar etse ve istemediğini söylese de Jean Todt buna en yakın aday gibi duruyor.

Benim korkum, FIA'ya kendini şart koşan F1 dünyası ve/veya FOTA'nın, daha sonra kendi içinde güç savaşlarına girişmesi. Artık rahat rahat pist üzerindeki yarışlara konsantre olmak istiyorum.

12 Haziran 2009 Cuma

Her Cevap, Çok Soru

Sezon öncesi Formula 1'den beklentiler çoktu ve herkes önemli sürprizler bekliyordu. Martta başlayan sezon, ilk üç ayında gerçekten beklentilerin üstünde dalgalı oldu. Button ve Brawn, çok ciddi bir devrim ile gelip bütün takımları ekarte ettiler. Şu ana kadar yapılan 7 yarışın 6sını kazandılar ve geçen haftasonu Türkiye GP'sinde "bir sezona en iyi başlangıç yapma" rekorunu ele geçirdiler. Bir yandan da gelecek seneki kural değişiklikleri hakkında uzun zamandır çok ciddi tartışmalar oluyor F1 dünyasında (bilgi için bknz ve bknz).

Ama üzülerek görüyorum ki hem pist üstünde Button ve Brawn'ın kurduğu rakipsiz hakimiyet, hem de takımlarla FIA arasında bitmek bilmeyen kavgalar biraz kabak tadı vermeye başladı. Şu an itibariyle F1'de ciddi heyecan verici çok şey olmuyor maalesef.

Pist dışı politikaların bitmesini sağlayacağını umduğumuz, "2010 sezonunda yarışacak takımlar listesi" bugün açıklandı. Ama hala sorunu bitiremedi. Şu an yarışan 10 takım da bu listede var, yani seneye yarışacakları yazılmış. Bunun yanında USF1, Campos Racing ve Manor Racing de var. Yeni gelen takımlar bambaşka bir yazının parçası, asıl burada enteresan olan 5 takımın (Mclaren, BMW, Toyota, Renault ve Brawn) şu anda hala kesin olmaması. Takımlar Birliği, belli şartların altında, koşullu kabul etmişti bir dahaki sezon yarışmayı. Ama Ferrari gibi en büyük protestoyu gösteren ve restleri çeken takım kesin yarışıyor gösterilirken FIA, bahsi geçen 5 takımdan şartlarını geri çekmesini istemiş. Yani onların seneye olup olmayacakları hala muamma.

Bir yandan da Ferrari meselesi var. Red Bull ve Toro Rosso'nun da aslında dahil olduğu olay, bu takımların diğer takımlara gazı verip şart koydurmaları ama kendilerinin yarışmayı kabul etmeleri. Ferrari cephesinden gelen açıklama, seneye yarışıp yarışmayacaklarının hala kesin olmadığı ama kişisel görüşüm diğer takımların arkadan bıçaklandıkları.

Kısacası makarna tadında olan F1 politikaları, ne kararlar açıklansa da hala makarna tadında. Birilerinin çıkıp acilen bir düzene koyması lazım bütün kargaşayı.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Tataklara Basarsın

Ferrari, bu hafta FIA'ya karşı savaş açmış, biz de buralara taşımıştık. Takımlarla FIA arasındaki toplantıda ortaya bir sonuç çıkmadı ama görüldü ki Ferrari, işi Paris mahkemelerine taşımış. Yani FIA'ya açık açık meydan okumuş. 

Bu meydan okumanın karşılığını da bugün aldılar. Paris Mahkemeleri, Ferrari'yi FIA'ya itirazında haksız buldu. Yani Italyanlar, tataklara yan bastılar. Artık FIA istediği gibi at koşturacak bu yeşilliklerde. Ferrari napacak onu merak ediyorum şahsen; ya delikanlı gibi sözlerinin arkasında duracak ve bu diyardan gidecekler, ya da FIA'ya tamah edecekler. Tabi ki legal olarak bu iş burada bitmeyecek ve Ferrari, temyize gidecektir. Ama 29 Martta son başvurular var gelecek sene gridde olmak için. Kim ne yapacaksa 1 hafta içinde yapacak. 

Kuralların bu tip sorgulanması aslında spora girmek isteyen yeni takım adaylarının başını yakıyor. Yeni bütçe sınırlamasının ne olduğundan emin olarak girmek istiyorlar spora, ki haklılar da. Ve ne kadar erken başvuru, o kadar çok hazırlanma zamanı demek. Bir kısmından burada bahsetmiştik, Paris'teki mahkemede ortaya çıktı ki başka Formula 1'e girmeye aday takımlar da varmış. Autosport, güzelce derlemiş, burdan buyrun, tekrarlatmayın. 

Yani şu andaki durumun görüşünüşü odur ki gelecek sezon Ferrari, Red Bull, Renault, Toro Rosso, Toyota, BMW out yeni yeni takımlar in. Bu kadar ortalığı velveleye veren Italyanlar, bu konuda da boş durmamışlar, bir de yeni takımlara hoşgeldin sallaması yapmışlar. Özetle "biz gider bu amatörler gelirse sporun yeni adı Formula GP3 olur" demişler. Ben bir cümlede özetledim ama Formula GP3 aşağılaması kelimesi kelimesine gerçektir. Yenilerin de galibiyetlerin sahada alınmadığını öğrenmesi lazım, napalım.

Bir konu gerçek: Ferrari giderse Formula 1 çok şey kaybeder. Mübarek Monaco GP arifesinde bunların yaşanması beni üzüyor. 

Edit: An itibariyle bir salvo da Alonso'dan gelmiş yeni takımlara. "Küçük takımlara karşı yarışmam, gerekirse çeker giderim".

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Seneye F1 Olacak mı?

Başlıktaki soru belki absürd, ama aslında bir süre önce düşünebileceğimizden daha gerçekçi. Tarihi şöyle diyebiliriz. FIA 29 Nisan'da olağanüstü toplanır. Ilk açıklanan sebep Mclaren'in yalan skandalını görüşmektir ama daha sonrasında çok da önemli bir karar alınır. Gittikçe artan takım maliyetlerini sınırlamak ve küçük takımların da rekabetçi bir şekilde yaşamasını sağlamak adına 2010 sezonundan itibaren £40M'lik bir bütçe limiti konur. Buraya kadar olan kısmı ele alalım, asıl sorun bundan sonra zira.

Bu noktaya kadar mantıklıydı; böyle bir sınır koyuluyor ve takımların fazla fazla büyümesi engelleniyor. Böylece küçük takımların da yaratıcı çözümlerle başa oynayabileceği sinyali veriliyor ve yeni takımların da grid'e eklenmesi için teşvik veriliyor. Bu bütçe sınırının nasıl kontrol edileceğine dair sıkıntılar var, ne buraya girer ne girmez nasıl kontrol edilir diye soruluyor ama atlatılmayacak sorunlar değil bunlar. £40M'nin az bir limit olduğunu da belirtiyor takımlar; ki mantıklı bir düşünce. En doğrusu daha yüksek bir limitten başlayıp kademeli olarak bu limiti düşürmek, bence en azından.

Ama asıl sıkıntı bundan sonra yaşanıyor. FIA'nın açıklamalarına göre takımlar, bu bütçe sınırına uymak zorunlu değil. Ama uyanların tabi olacağı kurallar ile uymayanların tabi olacağı kurallar farklı olacak. Yani bir takım, £40M bütçe kısıtlamasını kabul ederse hareket edebilen ön ve arka kanat kullanabilecek, devir limiti olmayan motor takabilecek, sezon dışı testlerindeki limitlere tabi olmayacak ve rüzgar tünelini sınırsız kullanabilecek. Bütçe kısıtlamasını kabul etmeyenlerinse böyle bir lüksü olmayacak. 

İşte bu konuda çok büyük protesto var FIA'ya. Ortaya çıkan tabloda iki farklı kurallar seti ile iki farklı yarış olacak ortada. Le Mans yarışları gibi, aynı pistte aynı anda hem Porsche Cup yarışı olur, hem Ferrari'ler kendi aralarında yarışır, hem asıl Le Mans sınıfı araçlar yarışır vs. F1 de ona dönecek neredeyse. Küçük takımlar buna tamah olsa ve destek verse de büyük takımlar tek ses halinde karşı çıktılar doğal olarak. Mclaren, BMW, Renault, Red Bull'dan sonra dün Ferrari Yönetim Kurulu toplantısından çıkan karar, yukarıda yazdığım kurallar değişmezse Ferrari'nin seneye F1'e katılmayacağı yönünde oldu. Hani şu F1'e başlangıcından beri her sene katılan tek takım olan kırmızılardan bahsediyoruz. F1'in yayın hakları sahibi Bernie Ecclestone'ın bile "onlarsız F1 olmaz" dediği Şahlanan At. 

Yakın geçmişte yaşanan yayın gelirlerinden daha fazla pay almak isteyen takımların Concorde Anlaşmasına olan isyanının bir benzerini yaşıyoruz. Durum oldukça ciddi ve F1'in geleceğini tehdit ediyor. Eğer bütün bu büyük takımlar ayrılıp kendi yarışlarını yaparlarsa muhtemelen çoğu izleyici de onların peşinden gidecektir. Ama Concorde Anlaşmasına benzemeyen tarafı, onun gibi yıllar sürmeyecek olması. 29 Mayıs, 2010 sezonu için başvuruların son tarihi. O zamana kadar kim başvuracak kim başvurmayacak görecez. 

Başa dönelim o zaman, seneye F1 olacak mı?

29 Nisan 2009 Çarşamba

Gösterip de Vermemek

İşten dolayı haldır haldır entry yazamıyorum, zaman geçtikçe de draft olarak duran yazılara yeni şeyler eklemek istediğimden bir türlü bitmiyor yazılar. Ilk önce ellerimden öpen şu Ferrari analizi var, takım puan aldı ben bi analiz yazamadım. Onun dışında 3 gündür melül melül bakıştığım teknik direktörlük analizi var, her gün yeni şeyler oluyor bitiremiyorum. Ama bunu bu sefer bitiricem, bir oturuşta.

Gösterip de vermemek... Türk gencinin korkulu rüyası, sevgi-nefret ilişkisinden çıkamadığı bir kavram. Ama bu sefer hoş bir şey olarak kullanmıyorum. FIA, Mclaren'e ceza gösterdi ama vermedi. "Vaz diz" diyeceksiniz, hemen oralara geçiyorum.

3 Nisan'da bu şekil bir Mclaren yazısı yazmışız, cezaların geri kalanı da bugün Paris'ten geldi. FIA Mahkemesi, Ingiliz takıma aslında 3 yarıştan men cezası verdi. Ama o zamandan bu zamana arada yaşanan gelişmeler ışığında (çok iğneli bir dilim var) bu cezayı erteleme kararı aldı. Noldu bu arada? Bir kere Dave Ryan kovuldu, Ron Dennis direkt alakalı olmasa da işi bıraktı, Mclaren de FIA'dan kamuoyu önünde özür diledi. Bir de bugün takım patronu Martin Whitmarsh'ın bütün suçu kabul edip özür dilemesi ile beraber FIA yumuşamış belli ki, cezayı 1 sene içinde başka herhangi bir suç işlemedikleri sürece iptal edecekler. 

Gol Atan Kaleye'den Mustafa Taha ile konuşuyorduk konuyu, şu konuda çok net hemfikirdik ki zaten ekmeğini taştan çıkardığı bir sezonda bir de 3 yarış ceza alsa, Mclaren şimdiden 2010 sezonunu hedefleyebilirdi. Zira hiç bir iddiası kalamazdı. 

Bir de FIA-Mclaren ilişkisini retrospektif alalım. F1'de kafalarda iki büyük takım kavramı var aslında, Ferrari ve Mclaren için. FIA da genel kanı olarak Ferrari'nin yanında yer alıyor, ya da Mclaren'e daha ağır davranıyor diyebiliriz. Ama Mclaren de her zaman FIA'ya daha fazla koz verdi. Iki sene önce Ferrari'nin aracının bütün tasarımlarını CD CD (ç)almışlardı. Çok çok büyük bir suç, çok çok büyük bir ceza ile sonuçlandı. O seneki takımlar puanları silindi ve 100 milyon dolar gibi babafingo bi meblağ veriverdiler FIA'ya. Geçen sene de Belçika Spa-Francorchamps'da Hamilton'a ceza verip çizgiyi ilk geçtiği yarışta 3.lüğe indirdiler. Bence bu karar biraz muallakta. Ferrari aynı şeyi yapsaydı muhtemelen aynı cezayı almazdı, kişisel görüşüm bu. Ama bu sene başında FIA'ya gündüz gözü ile yalan atmaları artık inanılmaz bir şeydi. Ben olsam muhtemelen iki sene önceki gibi bir ceza verirdim, sonuçta yetkililere çok açık bir şekilde yalan attılar, bir de üstüne yakalandılar kendi ağızlarından. Bugün atılan başlıklar o yüzden yerinde; Mclaren ucuz kurtuldu.

FIA, aslında geçen sene pistteki olaylara dair Mclaren'e verdiği ağır cezalar ve Ferrari'ye verdiği hafif cezalar ile biraz gebeydi Ingilizlere. Bu davada eli ağır davranamadılar o yüzden. Ama gerçek anlamda "gösterip vermediler". Eğer Mclaren yine bu tip bir olaya karışırsa çok ciddi yara alır, iki sene öncekinden bile büyük. Artık bunların yaşanmayacağı bir güven oluşturması lazım Mclaren'in. Yoksa herkes bir açıklarını yakalamaya çalışacak. 

15 Nisan 2009 Çarşamba

FIA Temyiz Mahkemesinin Karari


Dun 38 kisinin onunde saatlerce suren tartismalar sonunda Paris'teki FIA Temyiz Mahkemesi diffuser sorununa son noktayi koydu: Brawn, Williams ve Toyota'nin diffuser'lari legal ve kullanmaya devam edilebilir. 

Henuz genis capli bir aciklama gelmedi, sadece karar aciklandi. Yine de buradan bir cok sey cikarilabilir. Simdi geride kalan 7 takim, bu veya buna benzer bir diffuser tasarimi yapip ayni seviyeye cikmaya calisacak. Ross Brawn, bu konuda enteresan aciklamalar yapti dun. Dedi ki bazi takimlar bu dizayni cabucak adapte edebilecekken bazilari icin cok ciddi bir is olacak. Anladigim kadarinca Renault, bunu hemen adapte edebilir; hatta bu haftasonu Cin GP'sinde yaristirabilir. Yine de asil sikinti sezon ici testlerinin artik yasaklanmasinda. Yani bahsi gecen diffuser 3'lusu haric her takim bunu ancak yaris haftasonlarinda cuma antremanlarinda ya da izin verilen duzluk testlerinde deneyebilir. 

Diffuser avantaji bir sure sonra esitlenince o zaman Brawn GP'nin gercek hizi da ortaya cikacaktir,  bu kadar rahat yarislari goturemeyeceklerdir. Yapmalari gereken simdiden olabildigince arayi acip sonra daha rahat olmaya calismak olacaktir. Keza Toyota da  ilk galibiyetini almak istiyorsa elini cabuk tutmali, gun gectikce hedeflerini gerceklestirmek daha zor olabilir. Bir diger gercek de bu 3 takimin hizli bir sekilde KERS sistemlerini kullanilabilir hale getirmesi lazim. Hem KERS hem de siradisi diffuser tasarimi kullanan bir takim yok ama bunu ilk gerceklestiren takimin onemli bir avantaji olacagi kesin.

Eminim Cin'den bol bol aciklama gelecektir takimlar haftasonu yarisa hazirlanirken, buradan aynen okuyabilirsiniz. 

PS: Bir de bibliyografi ekleyelim okumak isteyenler icin. Resmi sitedeki haberi verdik yukarida, Ajansspor zamanin gercek tarafina gecti ve haberi buradan verdi, bir de bloglarda Formula 1 icin omuz omuza yazdigimiz Mustafa Taha var, onun haberi de burada. Son olarak da PlanetF1'dan gelsin, buyrun. 

Zamanin Otesiden Haber Uydurma


Formula 1 meraklisi oldugumu ve haberleri de buraya gectigimi okuyanlar biliyor. Dun bahsettigim gibi, Paris'teki FIA Temyiz Mahkemesi onemli aciklamalar yapacaklar bugun. 

Ama bir anda Ajansspor'daki bu haberi gordum. Dun gecilen habere gore, sonuclar aciklanmis ve diffuser tasarimlari aklanmis. Ama F1 resmi sitesi dahil baska hic bir yerde bununla ilgili bir haber yok, yani Ajansspor acayip bir haber atlatmis. Tabi ki kazin ayagi oyle degil, birileri zaten %50 olan ihtimali kullanip mahkeme oyle sonuclanmis gibi yazmis haberi, utanmadan da yayinlamis. Iste habere ve habercilige saygi bu diyorum, ustune bir de Bye Bye Liverpool diyorum. 

Bugun mahkeme kararinin gercegi aciklanacak, ben de diffuser tasarimlarinin onaylanacagini dusunuyorum. Haberleri okudukca sizinle de paylasacagim. Yalniz, o degil de ne macti o dun aksamki!!

PS: Bu da sorumlu yayin organlarinin yaptiklari gibi "sonucun aciklanmasina saatler kaldi" tadinda bir haber. 

14 Nisan 2009 Salı

Diffuse Me Baby!

Oh haftasonu macimiza gitmisiz, kavgamizi izlemisiz, kufurler havada ucusmus... Kendimi kus kadar hafif hissediyorum, Allah nazardan saklasin. Artik gunluk halimize donebiliriz. Benden once Mustafa Taha bahsetmis, yarin Formula 1'in yakin gelecegi sekillenecek Paris'te. 

Yakindan takip etmeyenler belki soruyorlardir, bu Jenson Button ne zaman adam oldu da arka arkaya yaris kazanmaya basladi diye. Cevabi vermistik zamaninda, Brawn GP oyle bir diffuser tasarladi ki tur basina 1 saniyeye yakin fark atiyor rakiplerine. Toyota ve Williams da ayni diffuser'i kullaniyor. Haset duymus diger takimlar da buna itiraz ettiler haliyle, FIA Temyiz Mahkemesi yarin. 

Iki senaryoya da bakalim hafiften. Once Brawn-Williams-Toyota diffuser'larinin onaylandigini dusunelim. O zaman iste diger butun takimlari saracak bir ates, yandim Allah diye onlar da bu tip bir dizayna girisecekler. Ama bu oyle siradan bir metal parcasi olmadigi icin bir 40 firin ekmek yemeleri lazim. Zira bu diffuser'i kendi araclarina eklemeleri demek aracin arka yarisini bastan tasarlamak demek. Bu da aylar demek. Mantikli olan (bence en azindan), diger takimlarin zaten cok mesakatli ve masrafli olan aerodinamik tasarimi tekrar yapmalari yerine KERS gibi daha ucu acik ve gelismeye musait taraflara egilmesi, diffuser tasarimi yenilmeyi de bir sonraki senenin aracina birakmalari. Zaten bu tasarim, bu seneye yetisene kadar is isten gecmis ve yukaridaki 3 takim sampiyonalari goturmus olacak.

Gelelim ikinci senaryoya, yani diffuser tasarimlarinin reddedildigi senaryoya. Bir kere ilk iki yaristaki siralamalar bastan asagi degisecek. Brawn, Toyota ve Williams'lar yarislardan ihrac edilmis olacaklar ve yeni siralamalar soyle olacak:

Avustralya:
1- Alonso, 2- Buemi, 3- Bourdais, 4- Adrian Sutil, 5- Nick Heidfeld, 6- Fisichella, 7- Mark Webber, 8- Sebastian Vettel (Ferrari'nin hala puan alamadigina dikkat cekerim)

Malezya:
1- Nick Heidfeld, 2- Mark Webber, 3- Lewis Hamilton, 4- Felipe Massa, 5- Sebastian Bourdais, 6- Alonso, 7- Nelsinho, 8- Raikkonen

Puan durumunda lider 13 puanli Alonso, arkasindan 10 puanli Webber geliyor olacak. Enteresan olacak kisaca. Ferrari muhtemelen bir gaza gelip birseyler yapmak isteyecek. Force India 8 puan birden almis olacak, Toro Rosso Avustralya'da iki pilotla podyuma cikmis bulunacak. Formula 1 dunyasi tepetaklak olacak heralde. Peki bir soru daha: Brawn, Toyota ve Williams ne ara yeni diffuser dizayn edecek de yarisacak?

Yarin cok onemli bir soru cevap buluyor ama belki cok daha fazla soru ortaya cikacak yine. Haftasonu Cin GP'si var, ona da sonra deginiriz.

3 Nisan 2009 Cuma

Mclaren Karisti!

Formula 1'de dun yasanan gelismeleri bir paparazzi edasiyla SOK SOK SOK diyerek gecmistik, bugun baska gelismeler de oldu. 

Hamilton ve Mclaren Spor Direktoru Dave Ryan, pazar gunku yaristan sonra hakemlerin karsisina cikmislar ve "Trulli'nin gecmesine izin verdiniz mi?" sorusuna birden fazla kez net bir sekilde hayir yanitini vermislerdi. Daha sonra hem Hamilton'in bir TV'ye verdigi demecler hem de takim ile arasindaki radyo konusmalarini inceleyen FIA, ikilinin yalan attigini farketti ve Hamilton'i yaristan diskalifiye etti.

Yeni gelisme ise Mclaren, bu olayin ustune 25 yildir kendileri ile calisan Dave Ryan'i isten cikardi. Malezya'dan bavullarini toplayip donen Ryan'dan henuz bir aciklama gelmedi ama Mclaren patronu Martin Whitmarsh, olagandisi bir sekilde cuma basin toplantisina katildi ve durumu acikliga kavusturdu. Hamilton'in "tam olarak durust olmadigi"ni ama bu durumda ust duzey yetkili olarak asil sorumlunun Ryan oldugunu ve kendisi ile ilisik kesmekten baska sanslari olmadigini belirtti cok kisa bir sure once. Bir yandan da FIA, Hamilton ile ilgili baska cezalar da verebilecegini acikladi.

Kisacasi Mclaren'de sular durmuyor, arac da hala istenilen seviyede degil. Bu sezon onlarin icin son derece zor gececek anlasilan. 

2 Nisan 2009 Perşembe

Sira F1 ve Hamilton'da

Bolivya Arjantin'i, Ispanya bizi, biz de futbolu aradan cikarmisken gelelim Formula 1'de bugun olan onemli gelismelere; suradaki kirmizi koltuga uzaniyorum ve size bastan anlatmaya basliyorum.

Avustralya GP'sinin son turlari. Vettel, Kubica'ya gecirmis, ikisi de podyumdan olmus ve Guvenlik Araci kendini yollara vurmus. Herkes tin tin arkasindan giderken Trulli yoldan cikiyor ve Hamilton da (normalde Guvenlik Araci arkasinda arac gecmek yasak olsa da) haliyle onu gecmis bulunuyor. Daha sonra Trulli geliyor ve Hamilton'i tekrar geciyor. Boylece pes pese yarisi bitirmis oluyorlar.

O sirada podyuma cikan Trulli olsa da, daha sonra yaris komiserleri Trulli'nin Hamilton'i gecmesini illegal olarak goruyor ve yaris zamanina 25 saniye ekliyorlar. Boylece Trulli 3ten 12ye dusmus, Hamilton da 4ten 3e cikmis oluyor. Toyota, bu cezaya itiraz etmiyor ve biz konu kapaniyor saniyoruz.

Bu sirada FIA komiserlerinin eline yeni veriler ulasiyor ve konu tekrar gorusulmeye basliyor. Mclaren ekibiyle Hamilton'in radyo konusmalari desifre ediliyor ve goruluyor ki Hamilton'in komiserlere ilk verdigi bilginin aksine, takim ona iki kez acik sekilde "Trulli'ye yol ver" talimati veriyor. FIA da bu yalani affetmiyor. Hamilton yaristan ihrac ediliyor. 

Gercekten konu, bir "Kara Melek"le, bir "Yalan Ruzgari" ile boy olcusebilecek kadar cetrefilli ve dolambacli. Kendimi bu tip entrikalari kacirmayan psikopat anneanne/babaanne gibi hissettim. 

PS: I Love You! Saka (ve boktan filmler) bir yana Formula 1'deki su radyo konusmalarinin da hastasiyim, bazen cok enteresan olabiliyor. Ayrica biliyorum ki TRT'nin F1 yayini hakkinda yazacagimi soylemistim, yazicam ama bu haftasonu Malezya'yi da gorelim oyle yazayim. 

31 Mart 2009 Salı

Diffuser Problemleri


Evde internetim olmadigi icin hala Avustralya GP analizini yazmis degilim ama baska bir haber vereyim istedim.

Biliyorsunuz ki bu sezon, Williams-Toyota-Brawn uclusunun diffuser'lari sorunuyla basladi. Anlatmasi kolay degil bu sorunu, ama f1.com sekillerle aciklamaya calismis. O yuzden bu linke giderseniz, sorunu biraz daha kolay anlayabilirsiniz. Mevzubahis o kadar onemli ki, dun bazi takimlar bu yeni dizayni eklemek icin araclarinin butun arka yarisini bastan tasarlamaya karar verdiklerini belirttiler.

Peki bir etik sorusu: Bu diffuser tasarimina itiraz eden takimlar, direkt olarak bunun illegal oldugunu savunuyor. Peki temyiz mahkemesi (2 hafta sonra) kararini aciklayana kadar bunu gelistirmeyip onaylandiktan sonra mi bunu gelistirecekler, yani daha uzun sure geride kalmayi mi kabul edecekler, yoksa onaylanmasi ihtimal dahilinde oldugundan su an illegal dedikleri bir sistemi gelistirip en kisa surede de yararlanacaklar mi?

Avustralya raporu reklamlardan sonra...

27 Mart 2009 Cuma

Cuma Antreman Turlari Raporu


Sezon oncesinde o kadar cok sey oldu ki aslinda yarislari birakip butun sezon bile bunlari konusabiliriz. Ama yine de takimlarin Melbourne'e gelmesiyle aksiyona devam denildi. Bir suredir beklenen oldu ve diger takimlar Williams, Toyota ve Brawn'in diffuser'larina itiraz ettiler. Gorunuse gore mevzu bahis takimlar, kurallari degisik bir sekilde yorumlayip diffuser'larini diger takimlardan daha yuksek yapmanin yolunu bulmuslar. Aracin altindan gelen havayi arka tarafta duzenleyen bu parcanin degisik yorumu, bu 3 takima tur basina yarim saniye gibi cok ciddi bir fark getiriyor. 

Tabi ki diger takimlar da enayi yerine konmaktansa direkt itiraz ettiler yaris hakemlerine. Prosedure gore ilk once yaris komiserleri araclari inceledi, tamamdir dedi. Sonra takimlar itiraz ettiler ve 6 saat suren tartismalardan sonra hakemler yine bu dizaynin legal olduguna karar verdiler. Su andaki prosedurde, itiraz eden takimlar bunu FIA'nin temyiz mahkemesine goturuyorlar, nihai karar oradan verilecek. Bunun Turkcesi de su; bu haftasonundaki Avustralya ve bir dahaki hafta kosulacak Malezya GP'lerinin sonuclari ancak Malezya GP'sinden bir hafta sonra temyiz mahkemesinin kararindan sonra kesinlesecek. Buyrun burdan yakin!

Simdi ben antreman turlarini anlatacakken niye bunlari anlattim di mi? Cevap su; diffuser'i degisik yorumlayan takimlar, antreman turlarini sildiler supurduler de o yuzden. Nico Rosberg, Williams ile kaymagi yedi. Hemen arkasinda Toyota ve Brawn'lar vardi. Hatta iki seansta bunlarin arasina karisabilen tek eski diffuser'li Red Bull'dan Mark Webber. Buyuk takimlar ise yerlerde. Ferrari, BMW, McLaren ve Renault, zaman listelerinin dibindeler. Hatta bir noktaya daha deginelim, bu takimlar KERS sistemlerini kullaniyorlar (Kubica haric). 

Bu sezon cok mu enteresan gececek ne...