trulli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trulli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2009 Perşembe

Formula 1 2001 Sezonu


Hani ne alaka şimdi 8 sene önceye dönmek diyorsanız, hemen cevaplayayım: Internette resim ararken yukarıdakini gördüm.

En üsttekiler soldan sağa: Jean Alesi ve muhtemelen Mazzacone (Prost), Verstappen ve Bernoldi (Arrows), Jacques Villenueve ve Olivier Panis (BAR), (eleman tadında bir) Alonso ve Marques (Minardi). Orta sıra soldan sağa: Frentzen ve Trulli (Jordan), Heidfeld ve Raikkonen (Sauber), Irvine ve Burti (Jaguar). En alt sıra soldan sağa: Fisichella ve Button (Benetton), DC ile Hakkinen (Mclaren), Schumi ile Barrichello (Ferrari) ve JPM ile Ralf Schumacher (Williams).

Inanılmaz nostaljik geldi bana. Alesi'nin ve Hakkinen'in son demleri. Yüzü asık oturan Schumi, aslında 5 yıllık şampiyonluk serisinin başlarında. Button, patlama yapmayı 8 sene daha bekleyecek. Aradaki yıllarda o sene gride yeni gelen Alonso (ki hakkaten çok eleman tadında poz vermiş, ayrıca berbat bir saç kesimi) ve süperlisansını bile bu resimden bi hafta önce alan Raikkonen şampiyonluk tadıyor bile. Heidfeld ile Raikkonen, Sauber için baya iyi bir ikiliymiş aslında, bir de yedek pilot olarak Massa var arkalarında fotoda olmayan. Bir de potansiyelini bir türlü kullanamayan Jos Verstappen ve Arrows takımı var, özlettiler kendilerini.

Bir de anormal bir psikopat pilot çoğunluğu varmış o sene. JPMontoya, Villenueve, Schumi gibi belli başlı, futbol tabiriyle tekmeye kafa uzatan adamlar... Bir an üçlünün aralarında yaptıkları dalışları hatırladım. Schumi'nin, şampiyonluğu kazanmak için JV'nin üstüne kırışını, JPM'in Brezilya'da Schumi'yi geçişlerini... Enteresan kafalardı o kafalar.

Bir de Fisichella niye baraj kuruyor, bilen var mı?

29 Mayıs 2009 Cuma

F1'in Geleceği

Bir süredir bu blogda bahsediyordum, F1'in geleceği tehlikede diye. FIA, seneye takımlara mecburi olmayan 40 Milyon Sterlinlik bir bütçe kısıtlaması getirecekti. Buna uyanlara daha geniş teknik özgürlükler verip iki farklı kural seti oluşturacaktı. Başta Ferrari olmak üzere takımlar da genel olarak karşı çıktılar buna. Bugün ise 2010 sezonu için başvuruların son günüydü. Yani bugünü ıskalayan, seneye kuvvetle muhtemel yarışmayacaktı.

Formula One Teams Association (FOTA), yani bütün F1 takımları, bir pakt kurup beraber karar hareket etme kararı alsa da Williams, 2 gün önce tek başına davranarak başvuru yaptı. Bu yüzden de FOTA'dan bir süreliğine ihraç edildiler. Bu noktaya dönücez ama şimdilik konudan çok dağılmayalım. O sırada, başvuran 3. takım oldu Frank Williams'ın ekibi, USF1 ve Campos Racing'in ardından. Bugün geri kalan 9 takım da şartlı başvuru yaptı 2010 senesi için. Bunların yanında Prodrive ve Lola da Hamdi Bey'in teklifine "varım" dedi. Bu sırada FOTA takımları da seneye spora yeni katılacak takımlara teknik danışmanlık yardımı yapmayı kabul etti.

Peki artık herhangi bir sıkıntı var mı F1'in geleceği hakkında? Var aslında. FOTA takımları şartlı girdi işe demiştik. Şartları da tek kural seti ile yarışılacak olması ve 2010 sezonunda yarışacak takımların açıklanacağı 12 Haziran'a kadar yeni bir Concorde Anlaşması. FIA da takımlara, yaptıkları uzlaşmanın ödülü olarak kademeli bütçe indirimi kartını kullandı. Yani seneye 100 milyon Sterlin gibi bir rakamda anlaşıp, bir sonraki sene 40 Milyon'a düşmenin makul olabileceğini açıkladılar. 

Williams'a döneceğiz demiştik. Williams'ın FIA'ya bu kadar kolay boyun eğmesinin sebebinin ardında eskisi kadar başarılı olmamaları, bu sene sonunda ana sponsorları RBS'i kaybedecek olmaları ve başka çareleri olmadığı yatıyor. Işin maddi boyutu son derece önemli ve Williams da bu konuda çok garantili değil anladığım kadarınca. Yıldız pilotları Rosberg'in daha iyi bir takıma gitmesini bile açıkça konuşabiliyorlarsa durum pek iç açıcı değildir. Bir seçenek daha var ama anmak bile istemiyorum. 

Ama o seçenek için Toyota için çokça konuşuluyor. Honda'dan sonra Toyota'nın da spordan ayrılmak istediği zaten bilinen birşey. Bu sene kesin yarış kazanılacağına dair takım patronlarının şirket patronlarına sözler verdiğini söyleniyordu. Toyota Co.'nun açıklanan zarar rakamları ile birlikte artık yarış kazansalar bile seneye F1'de olmayacakları söyleniyor. Hem onlara hem de Trulli ve Sutil gibi iki yetenekli pilota yazık olur. Renault'nun da çekileceği söylentileri var ama o, henüz üstünde çok da konuşulan bir konu değil. 

Ama yerlerini dolduracak takımlar geliyor arkadan. 10 takımı 13 takıma çalışıyor FIA seneye. 3 takımlık yere de 4 aday var şu anda: USF1, Lola, Prodrive ve Campos. Toyota ayrılırsa, bu takımların arasında seçme olmaz; teknik yeterliliği olan gelir. 

Işte F1'in geleceği böyle böyle şekilleniyor. Biz pistlere dönelim, yaklaşan Türkiye GP'si hakkında yazalım biraz da bundan sonra.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Monaco: Yılın "O" Vakti

Le Mans ve Indianapolis 500 yarışı ile birlikte motorsporları dünyasının 3 yıldızından biridir Monaco GP'si. Hatta belki diğer ikisinden de burun farkı ile öndedir. Hatta bu öyle bir prestij ki güvenlik önlemlerini herşeyin önüne koyan Formula 1'de, minimum güvenlik önlemi ile takvimde bulunan tek pist. Bunun yanına yatlar, katlar, kızlar, casinolar ve VIP'leri ekleyelim, oldu size efsane bir yarış. 

Bir yandan da beklenmedik sonuçları ile her zaman göze çarpmıştır Monaco GP'si. Kendi adıma Cine5 zamanlarında Olivier Panis'in kazandığı (ve zaten 3-5 aracın bitirebildiği) yarış bu konuda lider. Yine Trulli'nin tek yarış galibiyetinin de burada gelmesi var. Yine de Belçika Spa-Francorchamps pistiyle beraber en "drivers' circuit" burasıdır, yani adamlarla çocukların birbirinden ayrıldığı yer. Istatistikler de bunu doğruluyor: 6 galibiyet Senna, 5 galibiyet Schumacher ve Graham Hill. 

2009'a gelecek olursak... Sezon başından beri en güçlü takım değişmedi. Özellikle en başarılı çift katlı diffuser tasarımı ile diğer takımlardan çok daha fazla downforce yaratmaları, bu yarışta onlara çok ciddi avantaj sağlayacaktır. Bir tek avantaj kaybetme ihtimalleri var: Araçları dolu depo ile daha dengeli, boş depoda ise istenilen dengeyi yakalayamıyor. Bu da Monaco'nun hiper-önemli sıralama turlarında onları sıkıntıya sokabilir. Onları durdurmanın tek yolu da aslında sıralama turlarından geçiyor. Eğer polü kaparlarsa galibiyet işten değil.

Brawn'un en büyük rakibi Red Bull şimdilik. Yalnız Sebastian Vettel'i ağır depo ile sıralama turlarına yollama taktiklerini değiştirmeleri gerekecek gibi duruyor. Bunun yanında Toyota'nın da sezon başındaki formuna yaklaşacağını düşünüyorum. Zaten sıralama turlarında çok kötü değiller, bu sefer pistin doğasından dolayı yarış içindeki düşüşleri çok hızlı olmaz. 

Bir de KERSliler var. Ferrari, anlamadığım şekilde çok iddialı. Ilk önce Domenicali, sonra Kimi şimdi de Massa, bu yarışın sezon için dönüm olacağını iddia ediyorlar. Son senelerde Ferrari'nin Monaco performansı gerçekten çok düşükken bunu demeleri enteresan. Ama nolur belli olmaz, Coulthard da Red Bull'un ilk podyumunu alarak iddialaştığı Christian Horner'ı havuza göndermiştir 2006'da. Mclaren, Ferrari, BMW ve Renault bu sistemi kullanmaktan vazgeçebilirler, keza çok virajlı pistte KERS'i kullanabilecekleri kadar uzun bir tek düzlük var. O da tünel. Öbür yandan da KERS sisteminin ağırlığı ile mecburi daha dengesiz kalabilir araçlar. Göreceğiz. 

Bir başka nokta daha var. Bu sene araçların boyutları, özellikle de ön kanat boyutları değişti ve pilotlar da buna henüz alışamadı. Zaten çok kaza ve güvenlik aracı gördüğümüz Monaco GP'sinde bu sene de banko görürüz bunları. Takım patronu olsam taktiğimi bunun üstüne kurabilirim, o derece. 

Pazartesiye kadar bloga kuvvetle muhtemel hiçbirşey yazamayacağım, ama haftaya Monaco GP'sinin yorumları ve bir sonraki yarış olan Türkiye GP'sinin tahminleri ile karşınızda olucam. Son bir hatırlatma olarak, gelenek icabı Monaco GP'sinin ilk antreman turları perşembe yapılıyor ve cuma boş geçiliyor. Meraklısına duyurulur.

28 Nisan 2009 Salı

Avrupa Sezonu Öncesi Son Çıkış

Sıcaklar altında, şeyhler önünde, yağmursuz/güvenlik araçsız, sonunda gazlı meyve suyu olan bir Formula 1 yarışı izledik haftasonu Bahreyn'de. Neredeyse bütün aksiyon ilk turda oldu zaten, sonrası 3-4 sene öncenin pit stop taktikleri ile dolu yarışlarına benzedi. 

Toyota'lar hafif ve önde olmanın avantajını kullanamadılar, çok bekledikleri ilk galibiyeti alamadılar. Nedense sıralama turlarındaki başarılarını bir türlü pazar gününe yansıtamıyor Japon takım, en büyük sorunları bu bence. Vettel'in yarışının akıbeti zaten ilk virajda belli olacaktı, aynen de öyle oldu. Elinde avantajlar (ağır benzin yükü sayesinde fazladan atacağı turlar ve buna rağmen çok hafif Toyotaların arkasında 3. başlaması) ve dezavantajlar (ağır benzin yükü ile yavaş kalkma ihtimali ve ağır aracın lastikleri fazla aşındırması) vardı. Startta yapması gereken sıra kaybetmemekti, özellikle de Button'a. Ama işte o kritik yeri kaybetti startta, sonra da hep Button'ın arkasında kaldı. Böylece Jense de bu sezonki 3. yarışını kazandı. Yine de belli ki Brawn, ilk yarışlardaki kadar önde değil herkesten. Hele de Avrupa sezonuna herkes ciddi yeniliklerle girecekken onların geliştirme yarışında atacağı adım, şampiyonadaki kaderleri için çok ciddi bir gösterge olacak. 

Hamilton özellikle startta bir anda parladı, sonra da asıl yerine çekildi. 4.lük yine de iyi bir yer onlar için, Mclaren gittikçe geliştiriyor kendini. Özellikle de sezonun ikinci yarısı yarış kazanma potansiyeline ulaşacaklar gibi. Yine de şu anda bir tane Brawn'ı geçmek bile önemli bir başarı. 

Silver Arrow'ların ezeli rakibi Şahlanan At'lar da ilk puanlarına sonunda ulaştılar; biraz ite kaka da olsa... Luca di Montezemolo bile gelmişti Bahreyn'e, ki çok yaptığı bir şey değildir. Ona rağmen neredeyse ilk virajda Massa ile Raikkonen birbirlerini yarış dışında bırakıyordu. Massa yeni bir burun için pite girmek zorunda kaldı ve yarışı o anda bitti ama neyseki Kimi 6.lıkla 3 puan aldı ve Ferrari'yi tarihinin en kötü sezon başlangıcı rekorundan kurtardı. Onlarla ilgili analizi yazmaya da başladım, o da yakın zamanda gelecek inşallah.

Ilk turlarını lider götürdüğü yarışta 7. olan Timo Glock ise Mark Webber ile beraber bir başka hayal kırıklığı. Heikki Kovalainen de. BMW'lerin ikisi de. Hele ki BMW... Yarışı son iki sırada tamamladılar, hem de Nakajima hariç herkesin bitirdiği bir yarışı. Bu utançtan sıyrılmak için Avrupa sezonunda çok ciddi atılımlar yapmaları lazım. Nakajima ise yarışı bitiremeyen tek pilot olarak görevini yerine getirdi...

Herkes artık önündeki maçlara bakacak, zira Doğu Turu bitti. Arkada kalan bütün büyük takımların beklediği Avrupa sezonu 10 gün sonra başlıyor. Ferrari'nin Ispanya'da yarıştıracağı yenilikler yeteri katkıyı yapamazsa bu seneyi bırakıp şimdiden bir sonraki seneye hazırlanacağı dedikoduları var. BMW de çok ciddi aero atılımları yapacağını ilan etti şimdiden Ispanya'da. Mclaren zaten gelişme sürecine başladı bile. Brawn cephesi ise oldukça sessiz, onların yapacakları karşı hamleler de aynı şekilde önemli. Türkiye GP'sine ise 3 yarış kaldı!!!

25 Nisan 2009 Cumartesi

Bahreyn Sıralama Turları

Pistteki mücadeleden sonra benzin yüklerinin açıklanmasıyla kim kimdir, nedir necidir rahat rahat konuşabiliriz.

Toyota'lar, sezonun başından beri yüksek olan formlarını pol pozisyonu, hatta ilk çizgiyi kilitleyerek aldılar. Japonya'dan gelen kazanma baskısını bu haftasonu atlamaları çok da yakın aslında, zira sezonun ilk üç yarışında pol pozisyonunu alanlar yarışı da kazandılar. Bu trend devam ederse Trulli, Renault ile kazandığı 2004 Monaco'dan beri ilk galibiyetini alabilir. Öbür türlü olursa da Trulli'nin klasik "iyi sıralama turu-kötü yarış" koleksiyonuna bir tane daha eklenir. Yine de arkasındaki Glock'un nedense daha şanslı olduğunu düşünüyorum (Trulli daha çok benzinli olsa da). Hemen arkalarındaki Çin galibi Vettel'in 3.lüğünün nasıl bir başarı olduğu da ortaya çıktı. Ilk 7'deki en ağır pilot kendisi. Lewis Hamilton, 4. Button ile 6. Barrichello'nun arasına kara kedi gibi girdi, onun (ve aracının) performansı da hızla yükseliyor. Alonso 7. ama arkasındaki Massa, Rosberg ve Raikkonen'den çok daha hafif. Yani yarış içinde hızla arayı açmazsa muhtemelen bu 3lünün gerisinde kalır, işi zor. Ve sonunda iki Ferrari birden Q3'e kaldı. 8 ve 10. olsalar da çok kötü sayılmaz performansları, zira Rosberg ile beraber ilk 10'daki en ağır araçlar onlarınki. 

Kovalainen ve BMW'ler Q2'de elendiler, yavaş yavaş bu sahnelere alışmaya başlıyoruz. 3'ünün de KERS kullandığını ekleyelim. Yine de geçen sene 2008 aracını geliştirmeyi erken bırakıp 2009'a yoğunlaşan BMW'nin performansı bişilerin yanlış gittiğine işaret. Fabrikada birileri geçen sene ağustos böcekliği yapmış. Nakajima'ya bile geçildiler, ben olsam uyuyamazdım bu akşam. 

Q1'e takılıp erken aramızdan ayrılanlar genelde olağan şüphelilerdi, Toro Rosso ve Force India'lar ama 5. bilet beklenmedik bir isme kaldı: Mark Webber. Özellikle Red Bull'un performansı bu kadar iyiyken neden orada kaldı, bir şey söyleyemiyorum, buraları izleyemedim. Yine de ben Piquet ve Nakajima'nın elenip Webber ve Buemi'nin devam ettiği bir senaryoyu bekliyordum açıkçası. Şaşakaldım...

Yarın Toyota'lardan birinin yarışı kazanacağını düşünüyorum, karşılarındaki en büyük engel yarış kazanmaya bu kadar yakın olmanın getirdiği baskı sanki. Ama Bu senenin kazananlarının hep yeni takımlar olduğunu düşünürsek, bütün trendler Toyota'ya işaret ediyor. Gelecekleri için bu kadar önemli iken bu galibiyet, ben de sanki onların kazanmasını ve spordaki yerlerini daha sağlamlaştırmalarını istiyorum. Yine de onlardan 10+ kilo ağır olan 3. Vettel de startı iyi alırsa çok önemli bir avantaj yakalamış olur. Ama eğer birileri onu ilk virajda çıkarırsa, kendini Vettel'in gayriresmi menajeri ilan eden Bernie kaşlarını çatıp British English ile tepesine iniverir onun. Mazallah...

Yarın gün ortası 3'te TRT 1'de Bahreyn GP'si, bu da benim haftasonu TV akışım olsun. Esenlikle kalın efem...

20 Nisan 2009 Pazartesi

Çin'den Kalanlar

Hemen hemen herkesin kendi hikayesinin olduğu, enteresan bir pazar sabahı eğlencesi oldu Çin GP'si. Takım takım, pilot pilot bakalım bir...

Red Bull: 
Yarış kuru koşulsaydı kazanamazdı diyor herkes ama yağmur yağdığında Red Bull, tam bir hakimiyet kurdu. Çift difüzörlü olmamalarına rağmen Brawn'ları bile açık ve net geride bırakarak galibiyeti hakkettiler. Zaten ilk iki yarışta arkadan bağırıyorlardı burdayız diye, sonunda o potansiyeli puanlara dökünce bir anda takımlar sıralamasında 2.liğe çıktılar. 
Vettel'in şampiyon olup olamayacağından çok ne zaman olacağı konuşuluyor. Eğer Adrian Newey, aynı seviyede bir revizyon yapıp RB5'e çift difüzör ve KERS eklerse Vettel bu sene bile şampiyon olabilir. Yine de adı sıkça Ferrari ile geçiyor, kimbilir belki bir gün... 
Webber'e ayrı bir satır lazım. Sezon öncesinde bacağını kırdı ama müthiş bir disiplin ile hızlı iyileşti ve meyvelerini de topluyor. Kullandığı arabaların genel olarak yavaşlığından dolayı bünyedeki yeteneğinden çok istikrarlığı ve şanssızlığı ile anılıyordu son yıllarda Avustralyalı. Artık konuşulması gerekenler konuşulmaya başlandı. Kısacası Red Bull kanatlandırdı. 

Brawn:
Ross'un haftası zaten iyi geçti, çift difüzör tasarımı onaylandı ya, keyfini Briatore bile bozamazdı. Zaten keyif bozacak bir şey de olmadı. Bir tek kere yağmur testi yapmadıkları araç ile 3-4 olmak son derece iyi bir sonuç aslında. Yine de bence, diğer pilotların ağlaştığı kadar mükemmel değil Brawn 001. Sezonun ilerleyen kısımlarında da muhtemelen sezon başındaki dominasyonu gösteremeyecekler. Şampiyonlukları bu aralar açacakları puan farkına ve sezonun ileri kısımlarındaki dayanıklıklarına bağlı. Yine de Ross Brawn bu, ne yapacağı belli olmaz. 
Button, bütün hafta, işlerinin o kadar kolay olmayacağını söylüyordu; içine mi doğdu ne. Vettel, pit stop yaptı, sonra arkadan geldi tekrar yakaladı onu. Yine de Briatore'nin dediği kadar "yol kenarındaki posta kutusu" değildi, Red Bull'ları ufukta bile olsa gören bir tek o vardı. 
Barrichello ise son derece sessiz sedasız 4.lükle bitirdi yarışı. Şampiyon olacak değil ama takımı takımlar klasmanında mutlu sona ulaştıracak ideal pilot görevi yapıyor; yani en iyi yaptığı şeyi yapıyor. Yıllarca aynı rolü Schumacher arkasında Ferrari'de oynadı, eli alışık heralde.

Mclaren:
Mclaren'in öncelikleri hala pist dışında. Bu haftaiçi yılların Ron Dennis'i takımı tamamen bıraktığını açıkladı. Hala önlerinde bir yalancılık davası var. Hamilton'ın takımdan ayrılabileceği konuşuluyor. Ona rağmen bir yandan da pist üstünde aşama kaydediyorlar. Belli ki MP4-24'te hız var, hem Heikki hem Lewis bunu gösteriyor. Yarış kazanacak performansa gelmeseler de puanlar artık kendiliğinden geliyor sanki. 
Lewis, çok sevdiği yağmurlu havalarda bu sefer çok sevmediği spinler attı. Hepsi hırsına hakim olamamasından. Gaza geliyor, onu geçiyor bunu geçiyor, sonra spin atıp yine hepsinin arkasına geri dönüyor. Bu sırada da lastiklerini parçalamış oluyor bir yandan da. Yine de 6.lık son dünya şampiyonu için iyi bir derece.
Heikki Kovalainen ise Lewis'in tam tersi bir karakterde. Hızlı ama hırssız. Düzgün, istikrarlı sürüşler yapıyor, sonuçta da takım arkadaşını geçti zaten. Bu sene eğer Mclaren takımlar şampiyonasında belli bir yere gelip TV gelirlerini yükseltmek istiyorsa onun yardımına çok ihtiyacı var. Geçen seneki performansın tekrarı, onun takımdaki yerini tehlikeye sokar.

Toyota:
Çin'deki tutukluk nedendir bilinmez ama ilk iki yarıştaki Toyota'dan eser yoktu. Aslında o kadar da sert davranmayalım, Timo Glock iyi gitti. Nedense Trulli, bir türlü ritm tutturamadı ama Kubica sağolsun, yarışı çok da uzun sürmedi zaten. Yine de onlar için gelecek güzel gözüküyor, tek sorun Japonya'daki patronların koyduğu "yarış galibiyeti baskısı". Yaparlarsa şahane, ki yapmamaları için bir sebep yok hız ve dayanıklılık yerinde, ama yapamazlarsa onlar da Honda'nın peşinden gidebilir.
Glock belki 7. oldu ama son derece iyiydi bence. Çok gerilerden başladığı yarışta hem diğer pilotların hem de spreylerinin arasından sıyrıldı ve 2 puanı kaptı. Hem de arada Heidfeld ile çarpıştı. Günün aksiyon adamlarından biriydi. 
Ama Trulli aynı derece şanslı değildi. En baştan beri bir hız sorunu yaşıyordu, herkes sırayla da geçti onu. Derdine Kubica deva oldu bir şekilde. Arkadan hızla gelen Pol, Trulli'nin Toyota'sını rampa gibi kullandı (resme dikkat). Hayvanların çiftleşmesi gibi arkadan üstüne çıktı ama öbür tarafa geçemedi neyse ki. Trulli de arka kanatsız pitlere çekti aracını, sonra da uyumuştur heralde.

Toro Rosso:
Aslında burada da çok büyük bir potansiyel yatıyor bence, hem bir Adrian Newey dizaynı hem de Ferrari motoru. Ayrıca aynı çatı altında bir başka potansiyel de yavaş yavaş uyanıyor sanki; Sebastian Buemi. Onun şanssızlığı yarışı Vettel'in kazanmış olması. Eğer Button fln kazansaydı şu an onu konuşuyor olabilirdik. Çok olgun bir sürüş ile griddeki 3 Dünya Şampiyonuna da kök söktürdü bu senenin tek çaylağı. Raikkonen ile Hamilton'ı geçti, galiba Alonso'yu da geçti. Yine de çaylaklığını yaptı. Güvenlik Aracı arkasında Vettel ile ufak bi teması oldu, ikisi de çok net yarış dışı kalabilirdi. O zaman Vettel napardı bilmiyorum, aynı haltı şu anki takım arkadaşı Webber'e iki sene önce yapmıştı o da. 
Diğer Seb, Bourdais, ise hayal kırıklıklarına devam ediyor. Geçen sene hep inandım ona, bu adam iyidir dedim ama Vettel onu gölgede bıraktı. Şimdi Vettel gitti, Buemi geldi, o da daha iyi. Galiba Fransız'ı bu sene son görüşümüz olacak. Üzüyosun beni Seb, kader ağlarını örüyor bilesin.

Renault:
Sen git bütün hafta konuş, ona buna laf at, sonra gel yarış günü göt ol! Yakıştı mı sana Briatore? Modeller burun kıvıracak sana bir sonraki yarışa kadar bilesin. Alonso, elinden geleni yapmasına rağmen 9.luğu geçemedi, hem de 2. başladığı yarıştan. O kadar az benzin almış ki Güvenlik Aracı periyodu bitmeden Alonso'nun benzini bitti. Hayal kırıklığının daniskası. Rol çalan, sahne ışıklarının altında olan ise Nelsinho'ydu. Bence bu çocuğun kanında bi yerlerde bir Japonluk var, babasını tanımasak emin bile olabilirim. Tam bir kamikaze, Nelsinho ve Nakajima her an Güvenlik Aracını davet ediyorlar. Yine spinler, yine ön kanat değişiklikleri, yine sonlarda bitirilen bir yarış. Flavio sene sonunda heralde yol verir artık, baba kıyağı da bu kadar. Bir de bence yarıştan sonra konuş Briatore'ciğim, en azından daha garanti olur.

BMW:
Benim sezon öncesi favorilerimdi Mario Theissen ve ekibi. Yıllardır yükselen grafikleri, istikrarları ve KERS çalışmalarına çok erken başlamaları bende öyle bir his uyandırmıştı. Ama 3 yarışta 4 puan ile bir büyük hayal kırıklığı da bu gençler oldu. Çin'den de puan çıkaramadılar. Kubica, Trulli'nin içinden geçmeye çalıştı, olmadı. Sonra yeni ön kanadı tam yerine oturmadığı için yamuldu yarış sırasında. Hakan Şükür'ü burnu gibiydi hatta, Alpay'ın Alpay olduğu zamanlardan kalma. Heidfeld ise bir tek Trulli'nin spininde gözüktü neredeyse. Yine de fena gitmiyordu, Sutil'in lastiğine çarpıp 4 sıra kaybedene kadar.

Williams:
Çift difüzörlülerin zayıf halkası oldu Williams, aslında ne kadar da potansiyelleri var. Antreman turlarında parıldıyorlar ama belli ki yarış hızı pek yok araçta. RBS'in bu sene sonu sponsorluğunu bitireceğini düşünürsek, sezon içinde çok daha iyi sonuçlar almaları lazım. Frank Williams, artık privateer takımların bayraklığını yapamıyor ama gönüllerimizdeki yeri ayrı. Gidişini görmek istemem bu efsanenin. 
Nico Rosberg, bu sene sonu muhtemelen Williams'tan ayrılır. Babasının diyetini ödedi artık, sene sonunda kızışacak yarış koltuğu yarışında, daha iyi bir takıma geçmek isteyecektir. Yine de kendini biraz daha göstermesi lazım, cuma seansları yetmez. 
Nakajima'ya ise kelimeler yetmez. Muhtemelen yarışlara Demolition Derby ve Carmageddon oynayarak hazırlanıyor. Ya da abisi Sato'dan tecrübelerini dinliyordur. Ne olursa olsun bir yerlerde bir yanlış olduğu belli Kazuki-san. Gidişine çok üzülmeyeceğim.

Force India:
Geçen sene o kadar geridelerdi ki bu sene ne yapsalar iyi gözükecekti. Takım geçen sene çokça tekrarladığı üzere 2009'a bomba gibi giremedi ama belli ki gelişmiş durumdalar. Puan alacak gibi gözüküyorlar ve 18 yarışta birden şanssızlık yaşayamazlar. Bu da Vijay Mallya'nın Gascoigne'i kovma hareketini haklı çıkarıyor. Yine de yatları kadar yeteneği varsa Hintli iş adamının, daha ileri de olmaları gerekirdi. 
Fisichella, zaman zaman güzel şeyler yapsa da genelde devamında sönüyor. Onun puan almasını isterim, yavaş yavaş yokolmasındansa. Ama takımın ilk puanı ondan gelirse şaşarım. Zira Sutil, sonunda potansiyelini ortaya koymaya başladı. Geçen sene Monaco'dan sonra bu haftasonu da puanlara çok yaklaştı. Ama 6 tur kala bu sefer kendi hatası yüzünden yarışdışı kaldı. Uzun zamandır iki ön tekerleğin birden fırladığı bir kaza izlememiştim, onu da hatırlatmış oldu kendisi. Ama bu sene puan alır ve başka bir takıma da transferini yapar gibi geliyor bana.

F....:
3'ün biri bile olamadılar ya, burada bahsetmeye değmez. Ilk fırsatta uzuuunca düzücem kendilerine. Yine de bir duyum ile bitireyim onları: Ispanya GP'sindeki aerodinamik yenilikler de yeterli hız sağlamazsa takımın erkenden bir sonraki senenin arabasına konsantre olacağını söylüyorlar. 


Kendi en iyilerim ile bitireyim, drives of the day: 1- Vettel, 2- Buemi, 3- Sutil. Önümüzdeki haftasonu Bahreyn ile Doğu Turu bitiyor ve çoğu takımın çift difüzörlerini getireceği Avrupa Sezonu başlıyor. Beni bekleyin anacığım derdi Oya Başar, o aklıma geldi. 

6 Nisan 2009 Pazartesi

Sen Busun Sepang


Her pistin bir karakteri vardır, Monaco caddeleriyle, Albert Park sezona başlamasıyla, Türkiye 8. virajıyla, Singapur gece olmasıyla ünlüdür vs... Sepang'ı güzel kılan da iki uzun düzlüğü ve yağmurları. Zaten bütün hafta yarışın geç saatte olmasıyla ilgili pilotların yaptığı şikayetlerin yarısında o da vardı; eğer yağmur yağarsa görüş çok düşer! Ve beklenen oldu. 

Yaris aslinda gecislerin bollugu ile dikkat cekiyordu ilk dakikalarda. Kubica, startta geride kalmis; Alonso, agir araciyla arkasinda konvoy olusturmus ve herkesi birbirini kovalar duruma gecmisti; bu da en cok muthis starti ile Rosberg ve Button'a yaramisti. 

Yaris ilerledikce yine herkes Ferrari'yi konusmaya basladi. Siralama turlarinda Massa'yi 16.likta birakan takim (zamaninin yeteri kadar iyi oldugunu zannettiler, durumu anlayinca yeniden tur atacak zamani kalmamisti), yaris sirasinda da durup dururken Raikkonen'e agir yagmur lastikleri taktilar. Radyodan agliyordu Finli; "My tyres are completely destroyed" diye. O kadar erken bir lastik degisimiydi ki yagmur gercekten yagmaya basladiginda da Kimi'nin hizlanacak kadar lastigi kalmamisti. 

Sonrasinda yagmur geldi, herseyi supurdu, bize de Okay Karacan'la Serdar Acar'in muhabbetini dinlemek dustu. Her ne kadar Karacan "bu yaris yillardir izledigim en heyecanli yaris" dese de maalesef kendisine katilamadim, bunun icin bir liste olusturup kanitlariyla cikicam karsiniza. Yagmur oldugunda yarisa belli bir heyecan katiyor ama bu sefer o kadar hizli heyecan seviyesini asip tehlike bolgesine girdi ki anlayamadik. Bunun disinda bir de TRT borcum var onu da yazicam. Eh artik bir de Ferrari Ozel yapmak sart oldu. Amma malzeme cikti bize, bi de aksam Antep-GS maci var. Blog basindan ayrilmicam galiba.

Yavastan siralamayi yazip kacayim ben o zaman simdilik; Button 2de 2 yapti, arkasindan Heidfeld ve yarisin yildizi Glock podyumu olusturdu. Trulli ve Barrichello takim arkadaslarini takip ettiler, 4. ve 5. sirada. Mark Webber, 6. sirada bitirerek Red Bull'daki potansiyeli yine gosterdi. Arkalardan gelen Hamilton ve startin saman alevi Rosberg puan barajini asan isimler oldular.

3 Nisan 2009 Cuma

Mclaren Karisti!

Formula 1'de dun yasanan gelismeleri bir paparazzi edasiyla SOK SOK SOK diyerek gecmistik, bugun baska gelismeler de oldu. 

Hamilton ve Mclaren Spor Direktoru Dave Ryan, pazar gunku yaristan sonra hakemlerin karsisina cikmislar ve "Trulli'nin gecmesine izin verdiniz mi?" sorusuna birden fazla kez net bir sekilde hayir yanitini vermislerdi. Daha sonra hem Hamilton'in bir TV'ye verdigi demecler hem de takim ile arasindaki radyo konusmalarini inceleyen FIA, ikilinin yalan attigini farketti ve Hamilton'i yaristan diskalifiye etti.

Yeni gelisme ise Mclaren, bu olayin ustune 25 yildir kendileri ile calisan Dave Ryan'i isten cikardi. Malezya'dan bavullarini toplayip donen Ryan'dan henuz bir aciklama gelmedi ama Mclaren patronu Martin Whitmarsh, olagandisi bir sekilde cuma basin toplantisina katildi ve durumu acikliga kavusturdu. Hamilton'in "tam olarak durust olmadigi"ni ama bu durumda ust duzey yetkili olarak asil sorumlunun Ryan oldugunu ve kendisi ile ilisik kesmekten baska sanslari olmadigini belirtti cok kisa bir sure once. Bir yandan da FIA, Hamilton ile ilgili baska cezalar da verebilecegini acikladi.

Kisacasi Mclaren'de sular durmuyor, arac da hala istenilen seviyede degil. Bu sezon onlarin icin son derece zor gececek anlasilan. 

2 Nisan 2009 Perşembe

Sira F1 ve Hamilton'da

Bolivya Arjantin'i, Ispanya bizi, biz de futbolu aradan cikarmisken gelelim Formula 1'de bugun olan onemli gelismelere; suradaki kirmizi koltuga uzaniyorum ve size bastan anlatmaya basliyorum.

Avustralya GP'sinin son turlari. Vettel, Kubica'ya gecirmis, ikisi de podyumdan olmus ve Guvenlik Araci kendini yollara vurmus. Herkes tin tin arkasindan giderken Trulli yoldan cikiyor ve Hamilton da (normalde Guvenlik Araci arkasinda arac gecmek yasak olsa da) haliyle onu gecmis bulunuyor. Daha sonra Trulli geliyor ve Hamilton'i tekrar geciyor. Boylece pes pese yarisi bitirmis oluyorlar.

O sirada podyuma cikan Trulli olsa da, daha sonra yaris komiserleri Trulli'nin Hamilton'i gecmesini illegal olarak goruyor ve yaris zamanina 25 saniye ekliyorlar. Boylece Trulli 3ten 12ye dusmus, Hamilton da 4ten 3e cikmis oluyor. Toyota, bu cezaya itiraz etmiyor ve biz konu kapaniyor saniyoruz.

Bu sirada FIA komiserlerinin eline yeni veriler ulasiyor ve konu tekrar gorusulmeye basliyor. Mclaren ekibiyle Hamilton'in radyo konusmalari desifre ediliyor ve goruluyor ki Hamilton'in komiserlere ilk verdigi bilginin aksine, takim ona iki kez acik sekilde "Trulli'ye yol ver" talimati veriyor. FIA da bu yalani affetmiyor. Hamilton yaristan ihrac ediliyor. 

Gercekten konu, bir "Kara Melek"le, bir "Yalan Ruzgari" ile boy olcusebilecek kadar cetrefilli ve dolambacli. Kendimi bu tip entrikalari kacirmayan psikopat anneanne/babaanne gibi hissettim. 

PS: I Love You! Saka (ve boktan filmler) bir yana Formula 1'deki su radyo konusmalarinin da hastasiyim, bazen cok enteresan olabiliyor. Ayrica biliyorum ki TRT'nin F1 yayini hakkinda yazacagimi soylemistim, yazicam ama bu haftasonu Malezya'yi da gorelim oyle yazayim.