mclaren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mclaren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2009 Pazartesi

Kehanetler Gerçekleşiyor #1: Button McLaren'da

Sorun tamamen duygusal. Honda'nın küllerinden yeni kurulmuş Brawn'da, kendini şampiyonluğa götüren takımın dibine dinamit koymamak için maaşının çoğundan feragat eden Button, kupacıkları CV'sine katınca maaşını da şampiyon seviyesine getirmek istiyor haliyle. Brawn, veya artık Mercedes demeliyiz, hiç o niyette değil. Ve Jense'den twitter mesajı: Umarım yeni maceralarımda siz de benim kadar heyecanlısınızdır!

Ben mi? Pek heyecanlı değilim, daha çok kıs kıs gülüyorum içimden. McLaren'in teklifine evet deyip, Hamilton ile Ingiliz A Milli F1 takımını kurduğuna eminim çok seviniyordur Jense ama bir ses, Lewis'in de benim gibi kıs kıs güldüğünü söylüyor. Niye mi?

Iki pilotu yanyana koyalım. Hamilton, gözlerini McLaren'e açmış, bebekliğinden beri aynı takımın tulumunu giymiş ve 2. senesinde (tarihin en genç şampiyonu ünvanıyla) tarihe geçmiş biri. Button ise Williams ile başladığı kariyerinde ilk önce Renault'ya kiralanmış, sonra BAR-Honda'ya gitmiş, kontratı devam ederken Williams'a dönmek isterken mahkeme kararıyla BAR'a mahkum edilmiş, takımın iflasıyla Brawn'a ve şimdi de McLaren'e geçmiş biri. Brawn hariç, 1 tek yarış galibiyeti ve playboylukları ile de yeteneğini gölgelemiş biri. Sizce takımda kimin ağırlığı olur?

Mclaren ile Mercedes'in "severek ayrıldık" şarkılarını biliyorsunuz. Kişisel olarak Mclaren'in, Mercedes'den daha çok güç kaybedeceğini düşünüyorum. Yani seneye, başa oynasalar bile şampiyon olabileceklerine inanmıyorum. Yani daha da basitçe, seneye en iyi araca sahip olmayacakları, bir flashforward değil. Ve kötü bir araç, Button'ın en yumuşak karnı. Jense, sevmediği bir aracı, hiç bir zaman performansının üstüne taşıyamadı. Araba kötüyse motivasyonunu kaybeden, uğraşmayan bir görüntü çizdi. Ve seneye elindeki aracın iyi olacağını düşünmüyorum. Peki ya Hamilton? 2009 sezonunu alalım. Mclaren, sezona çok kötü başlamasına rağmen gittikçe gelişti. Ama sezon sonunda bile MP4-24, atbaşı bir araç olamadı. Yine de Hamilton, 2 yarış kazanmayı ve takımı 3.lüğe taşımayı başardı. Kötü bir aracı, kabiliyetiyle yine bir yerlere getirdi.

Hamilton, Heikki gibi kendisini hiç zorlamayan bir takım arkadaşından sonra Jense ile ciddi bir rekabete girecektir. Lewis'in küstahlıklarını bilmeyen yok, akıl oyunlarını da çok iyi oynar (bknz 2007 sezonu ve Alonso ile ilişkisi). Medyaya bir sorun olmadığını söyler, Jenson'ı ilk kutlayan o olur ama bir bakarsınız Hamilton, bir hareketi ile Jense'in ayağını kaydırmış.

Ah Jense, ah. Yükselen bir trendden inişteki bir trende gitmenin acısını, umarım kazandığın ekstra milyon pound'lar hafifletir. Çünkü büyük ihtimalle kariyerinin tek kupasını kaldırdın kasımda.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Gün Mercedes Günü

Bugün Daimler (yani Mercedes) bir basın toplantısı düzenledi, pir basın toplantısı düzenledi. McLaren'in geleceğinden Brawn'ın geleceğine, özel takımlar vs üreticiler çekişmesine, pilot pazarının belirsizliğine kadar herşeye yeni bir soluk getirdiler bir günde.

Ilk adım Mercedes'in Brawn GP'nin yüzde 75'ini satın alması oldu. Geçen sene bu aylarda varlığını sürdüremeyecek gibi gözüken ama geçen ay bu aralar hem pilotlar hem markalar dünya şampiyonluğunu kazanan, Ross Brawn liderliğindeki özel bir takımdan bahsediyoruz. Bunu geliyor, 15 yıldır McLaren ile kusursuz bir ilişki kuran, dünya en prestijli araba üreticilerinden biri satın alıyor. Bu bile başlı başına bir olay. Seneye Brawn GP yerine, takım Mercedes GP olarak yarışacak. Yani bir works team olacak.

Peki Mclaren ile Mercedes'in 15 yıllık ilişkisi ne olacak? Biliyorsunuz Mercedes, McLaren'in yüzde 40 hissesine sahipti ve motor sağlayıcısıydı. Motor sağlamaya devam edecekler, hatta halihazırdaki anlaşmalarını, önümüzdeki 5 yılı kaplayacak şekilde uzattılar. Ama 2010 sezonu sonrasında Mclaren, Mercedes'e ait olan hisselerini geri alacak. Eski takım şefi, şimdinin McLaren CEO'su Ron Dennis, bu durumun kendileri için bir sıkıntı yaratmayacağını, tam tersine ellerine geçecek ekstra özgürlüğün avantaja dönüşebileceğini belirtti. Peki bu satırların sahibi aynı umudu taşıyor mu? Hayır. Başarılı bir McLaren-Mercedes ortaklığı, artık iki ayrı ünite olarak devam edecek ve ikisinin de aynı seviyeye ulaşması bir süreyi alacak kanımca. Bu sırada yarış galibiyetleri hatta şampiyonluklar gelebilir ama iki tarafın da, yeni pozisyonlarına alışması gerekecek.

Peki pilotlar? Mercedes, Brawn GP'nin çoğunluk hissesini aldı ve ilk çıkan dedikodu (ki bunlar genelde gerçeğe dönüşür) ellerindeki son dünya şampiyonu Button'ın McLaren'e gideceği oldu. Acaba Mercedes, McLaren ile olan ilişkisini azaltırken onlara da sus payı olarak dünya şampiyonu pilotu mu verdi? En mantıklı senaryo bu bence. Çünkü Mercedes, yayınladıkları basın açıklamasında bütçeyi çok büyütmeyeceklerini ve buna gerek olmayacağını da iddia ediyordu aynı zamanda. Yakın bir gelecekte yine bütçe sınırlaması konuşmaları başlayacağı zaman, Mercedes GP'sinin hangi safta duracağı şimdiden belli. Button da dünya şampiyonu maaşı istiyordu haliyle sezon sonundan beri, Brawn GP de bunu veremiyordu. Ama McLaren seve seve verir. Mclaren, bir Ingiliz takımı. Ve seneye son iki senenin şampiyonları ellerinde olacak. Ve bu son iki şampiyon da Ingiliz. Onlar için bir rüyanın başlangıcı belki de. Peki Merc? Alman üreticinin elindeki pilotlar da belli gibi. Iki tane potansiyeli yüksek pilot. Biri geleceğin dünya şampiyonu adayı, öbürü de en az Barrichello kadar iyi bir ikinci pilot ve takım oyuncusu. Ve ikisi de Alman. Rosberg ile Heidfeld. Ingiltere ve Almanya A Milli Formula 1 takımlarına hoşgeldiniz. Peki elindeki tek F1 ihtimalinin McLaren olduğunu açıklayan Raikkonen?
Brawn GP'nin Mercedes GP olması, bir başka savaşı daha kızıştırdı. Brawn GP, bir özel takım, privateer. Williams, Force India, Campos Meta, USF1, Red Bull, Toro Rosso, Lotus, Manor gibi. Ama Mercedes GP artık bir fabrika takımı. Tıpkı McLaren, Ferrari gibi. Toyota ve BMW fabrika takımları bu sene sonunda yarışlardan çekilmişlerdi. Onlar her ne kadar finansal krizi bahane etseler de Ferrari, onların yerine zehir zemberek bir açıklama yayınlamıştı ve fabrika takımlarının spordan uzaklaştırılmaya çalışıldığını söylemişti. Tablo onları haklı çıkarıyor. Toyota'nın da çekilmesiyle 12 takım gridde olacak gibi duruyor. Bunların 8'i özel, 4'ü fabrika takımı. Ama Renault da yakın zamanda yarışlardan çekilebilir ve yerine BMW'den ayrılan Sauber gelebilir. O zaman da bu dengre 9'a 3 olarak değişir. Bir de kimliği belirsiz 13. takımın özel olacağını düşünürsek (zaten fabrika takımı aday yok elde) 10'a 3. Düşünülmesi gereken bir nokta.

Tam da "sezon bitti, heyecan azcık düşer" dediğimiz anda gün sayaraktan testleri bekler durumda bulduk kendimizi.

2 Ekim 2009 Cuma

Pilot Marketi Sezonu Başlamıştır

Alonso'nun Ferrari'ye gidişinin açıklanmasına inanın diğer pilotlar da Alonso kadar sevinmiştir. Çünkü O'nun nereye gittiği belli olmadan kimse bir türlü kesin anlaşma yapamıyordu. Denge taşı yerinden oynayınca haberler de gelmeye başladı.

Şu anda line-up'ı belli bir Ferrari var: Massa - Alonso. Raikkonen'in McLaren'e geri döneceği haberleri bir süredir ayyuka çıkmıştı zaten. Sen hem Ferrari'den 2010 yılında alacağın ücreti tazminat olarak al, hem de git McLaren ile bir anlaşma imzala. Hayat ona güzel. Oradaki kuvvetle muhtemel Hamilton - Raikkonen eşleşmesi de süper heyecan verici. Bu aynı zamanda Kovalainen'in takım tarafından sallanması anlamına geliyor, onun nereye gideceği henüz meçhul.

Renault'da Alonso ile oluşan boşluğu Kubica ile dolduracak. Peki Grosjean? Pek etkileyici bir performans sunmadı sanki genç Fransız, buraya da yeni birini alacaklardır.

Bu senenin "şampi"si Brawn'da işler olması gerektiğinden karışık aslında. Button ile henüz finansal bir anlaşmaya varamadılar. Barrichello da, performansı hala yarış kazanacak seviyede olsa da, tam geleceğe yatırım olarak düşünülemez. Ross Brawn, muhtemelen Button'ı tutup Barrichello'yu sallamak isteyecektir. Gelen dedikodular, Barrichello'nun Williams'a gideceği, Rosberg'in de Brawn'a geçeceği. Button - Rosberg ikilisi de çok tehlikeli.

Williams demişken... Yıldızları Rosberg'i kaybedip yerine Barrichello'yu alacak Frank ve ekibi, 2. koltuk için ellerindeki kamikazeden kurtulmaya karar vermişler sonunda. Arkandan ağlamayacağım Nakajima. Onun yerine de Nico Hulkenberg'e şans vereceklermiş.

Toyota'nın geleceği yine tehlikede, bu demektir ki Trulli ve Glock'un da geleceği tehlikede. Force India şu an için Sutil ve Liuzzi ile yarışıyor, ya böyle devam ederler ya da takımdaki Hint kanını arttırma politikasıyla Chandok'u kapayabilirler. Toro Rosso, her sene pilotlarını en geç açıklayan takım olsa da seneye de şu andaki gibi Alguersuari ve Buemi ikilisiyle devam ederler gibi geliyor. Red Bull, zaten Vettel ve Webber'i çoktan açıkladı burada bir sürpriz yok. Yeni takımlardan ise henüz hiç bir açıklama yok.

En potansiyelli gençlerden Bruno Senna, geçen sene Brawn yarış koltuğunun direğinden dönmüştü. Bu sene de 4 takım ile konuşuyormuş, bir şekilde bir takımla onu da gridde göreceğimize inanıyorum.

O zaman hafiften bir tablo yapalım, zaman ilerledikçe içini doldururuz:

Ferrari - Massa ve Alonso
Mclaren - Hamilton ve Raikkonen
Renault - Kubica ve ??
Brawn - Button ve Rosberg
Red Bull - Vettel ve Webber
Toro Rosso - Alguersuari ve Buemi
Force India - Sutil ve Liuzzi (veya Chandok)
Williams - Barrichello ve Hulkenberg
Toyota - Kendilerinin bile olacağı meçhul
USF1 - ??? ve ???
Campos - ??? ve ???
Manor - ??? ve ???
Lotus - ??? ve ???

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Barrichello Victorious

Bu adamın kazanmasına sevinmeyen var mı? Içimizdeki kıpır kıpır kanın bir benzerini taşıyan Barrichello, 5 yıl aradan sonra ilk non-Ferrari zaferini dün Valencia'da elde etti. Griddeki en yaşlı pilot olarak (Luca Badoer'i saymıyorum, o fasulye) bunu yapması da ciddi bir istikrar işareti.

Bunun dışında itiraf edeyim televizyon karşısında uyudum. Çok tatlıydı. Sadece Mclaren'in yaptığı pitstop hatasında uyanıktım neyse ki, yoksa başka hiç bir aksiyon olmayan bir yarıştı.

Haftaya Spa-Francorchamps var Belçika'da. Takvimin en güzel pistlerinden biri. Inşallah o zaman yazacak çizecek çok daha fazla şey olur.

23 Ağustos 2009 Pazar

Valencia Sıralama Turları, Yarış Öncesi

Bir süredir yazamadım, Istanbul dışındaydım. Hatta Galatasaray maçını izleyemedim bile. Ama bugün bomba gibi bir dönüş niyetindeyim. Gün içinde yarış, akşama da Ali Sami Yen.

Yarış ile başlayalım. Formula 1 camiası, yaz tatilinden sonra Valencia'da tekrar buluştu. Belki çok daha enteresan ve ilgi çekici olabilirdi bu yarış ama Michael Schumacher, geri dönüşünden vazgeçince biraz havası kaçtı açıkçası. Gözler, enteresan geçen sezondaki mücadeleye döndü.

Mclaren, dün yapılan sıralama turlarında ilk sırayı kaparak Macaristan'daki yarış galibiyetlerinin şansa olmadığını göstermiş oldu. Hemen arkalarından şampiyonluk yarışı başlıyor. Barrichello, Vettel ve Button, 3-4-5. bile olsalar aslında gridin en gergin yerini oluşturuyorlar. Hemen benzin yüklerine bakalım bu anda. Mclaren'ler çok ciddi hafifler. Bir yandan da KERS ile beraber startta geçileceklerini zannetmiyorum. Bundan sonrası tamamen pit stratejileri ile gidecek onlar için, tahminim Hamilton'ın şansı olduğu ama Kovalainen en fazla 3. olur bence. Vettel ise sezon boyunca genelde yaptığı gibi Brawn'lardan daha hafif. Onun için tek şans, ilk turda iki Brawn'ı da arkada bırakıp arayı açması. Yoksa yarışın ilerleyen anlarında avantajı gittikçe eriyecek. Bu 3lünün hemen arkasında Raikkonen var. Brawn'larla aynı ağırlıkta ama KERSli. Yani startta olacak olay Brawn'lar sıra kaybetmemeye, Vettel ile Raikkonen de Mclaren'lerin peşine takılmaya bakacak. Bir de sürpriz kupon oynayalım; eğer Raikkonen, startta 3.lüğe yerleşirse yarışı alır.

Peki Raikkonen'in takım arkadaşı? Blogda yazmaya fırsatım olmadı ama hepiniz biliyorsunuzdur, Ferrari test pilotu Luca Badoer yarışıyor Massa'nın yerine. Beklentiler çok yüksek değildi ama sonuncu olmasını da beklemiyordum ben. Evet 10 yıldır yarışmıyor olabilir, evet zaten kariyerinde puan bile almış değil, ama nolursa olsun sonunculuk (hem de gridin başından sonuna bu kadar yakınken en yakın rakibinden 2 saniye geride kalmak) büyük rezilliktir. "Bu haftasonu aslında bir test" lafları, ancak hayalkırıklığının üstündeki kiraz olabilir.
Nico Rosberg ve Mark Webber, 7 ve 9. olsalar da ciddi benzin yükleri ile yarışta sessiz bir yükselişte olacaklardır. 8. olan Alonso ise hafif ve hayalkırıklığı. Ev sahibi olduğu yarışta artık çok bir beklentimiz yok. Yakınlarda gelecek "2010 Formula 1 Transfer Sezonu" postunda adı daha fazla geçecek onun.

Iki sürpriz vardı sıralama turlarında. Biri Alonso'nun yeni takım arkadaşı Romain Grosjean. Nelsinho'dan bizi kurtaran adam, ilk yarışında 14. olarak son derece iyi bir performans sergiledi. Yarışta ne yapacağını göreceğiz. Öbürü de Sutil. Force India pilotu, bir süredir ciddi şekilde puanların kapısını çalıyordu, yine önemli bir şansı var. Şeytanın bacağını kırmasını biz de hevesle bekliyoruz. Bir de geçen yarışın acemisi Toro Rosso pilotu Alguersuari var. Genç Ispanyol, gridin en yaşlısı Luca Badoer'e duacı olmalı, o olmasa sonuncu olacaktı. Yine yakından takip edeceğimiz bir performans.

Valencia, geçen seneki ilk yarışında son derece sıkıcıydı. Bu sene değişeceğini umuyoruz ama aslında pit stop stratejileri haricinde yine çok heyecanlı olacağını beklemiyorum. Zaten padokta dolaşan dedikodulardan biri bu seneki yarışın Valencia'nın sonuncusu olacağı. Takvime girmek için bu kadar ciddi adaylar varken Valencia'da kalmak hata olur zaten. Yarın (akşam olmaz maç var) yarış yazısıyla yine çıkarım zaten karşınıza.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Red Bull Kendini Kanatlandırdı


Pistlere dönmenin heyecanı ve sevinci içindeyim. Nihayet Formula 1 hakkında tamamen performansa dayalı bi yazı yazmanın arifesinde, içim kıpır kıpır. Hemen başlıyorum dünkü Almanya GP'sinin yazısına.

Bu yarışın ana karakteri, protagonisti kesinlikle Webber. Ilk yarışında çıkıp Minardi'siyle 5. olan, pilotlar birliği başkanı olgun kişiye zaten kişisel sempatim hep vardı. Hatta ailem ve arkadaşlarımın da var, bi kere üniversitemize gelmiş ve bizzat benle yarışmışlığı var çünkü. Neyse kişisel hikayeler bir yana, gün onun günüydü. Ilk pol pozisyonunu ilk galibiyete çevirdi, daha ne olsun, yarış sonunda mikrofonunda duyulan çığlıklar boşuna değil. Startta zorlanacağı belliydi, sonuçta Barrichello'dan daha ağırdı ve ilk viraja uzun bir koşu onun dezavantajınaydı. Zaten ilk virajda da geçildi, hatta Brawn pilotunun üstüne kırıp bir pitten geçme cezası da aldı. Ama şansı 3. Kovalainen'in herkesi geride tutması oldu. Böylece ikili önde başbaşa kaldılar. Rubens, 3 pit stopunun işe yaraması için gereken farkı da açamayınca Webber için herşey kolay oldu. Vettel de bütün sıkıntıları aşarak 2.lik kürsüsüne çıktı ve Red Bull kanatlandı.

Madalyonun diğer yüzünde de performansı gittikçe Red Bull'un arkasında kalan Brawn var. Hem Ingiltere'de hem de Almanya'da gerilerde kalıp az puanlar aldılar. Button'ın önemli bir puan avantajı var hala, ama markalarda dipdibe geldi iki takım. Senenin geri kalanına renk geldi. Brawn'lar, çok alışık olmadığımız bir şekilde düz yolda zigzag çizdiler yarış sırasında, sanki formasyon turundaymış gibi. O derece ısı kaybı var lastiklerinde. Yani sezonun geri kalanındaki yarışların hangi sıcaklıklarda geçeceği önemli bir etken olacak şampiyonu belirlemede. Bir de Rubens Barrichello'nun açık ve net bir şekilde kendi takımını suçlaması var yarış sonu. Kol kırılır yen içinde kalır felsefesinden uzak bu sözler. Yine de Ross Brawn gibi bir taktik dehasının bu tip temel hatalar yapması gerçekten enteresan. Zaten ateşten lafları söndürmüş tecrübeli teknik adam, Rubens'ten özür dileyerek. Ama eminim kapalı kapılar ardında bu işin yapılış şekliyle ilgili ciddi bir zılgıt yiyecektir Rubens.

Şimdi de Ferrari ve Mclaren. Iki büyük de ciddi aşama kaydediyorlar henüz yarış kazanacak seviyeye gelmeseler de. Mclaren cumartesi günü ışıldadı ama Hamilton'ın ilk virajda lastiği patlaması herşeyi berbat etti. Tur yiyen tek kişi olarak bitirdi yarışı. Kovalainen ise yeteri kadar hızlı değildi ve başlarda 3. gittiği yarıştan sadece 1 puan çıkarabildi. Cumartesi günü geride kalan Ferrari ise Massa'nın podyumu ile ölü toprağını üstünden attı. Hız yerinde, ama dayanıklılık hala yeteri kadar iyi değil. Raikkonen, yine mekanik sebeplerden yarış dışı kaldı, puan alabilecek bir yerdeyken. Yine de iki takım da sezon başı kabuslarından uyanmışa benziyorlar.

Arada bir satır açıp Sutil'e değinmek lazım. Zira Force India gibi Formula 1'in fasulyeden bir takımında ciddi işler çıkarmaya devam ediyor. 7. pozisyondan yarışa başlaması ve bunu ilk 10'daki en ağır benzin yükü ile yapması çok büyük bir başarı. Yarışta da 4-5. sıraları zorlar bi durumdaydı, pite girerken de 2.ydi. Nolduysa bundan sonra oldu. Pitten çıkar çıkmaz Raikkonen ile yanyana geldiler ve Sutil, ön kanadından oldu. Bir pit daha derken geride kaldı ama gönüllerimizde yerini sağlamlaştırdı. Bir noktaya daha parmak basmak lazım, ikinci kere puan almaya çok yaklaştı ve Raikkonen'in darbesiyle hayalleri kül oldu (bknz geçen sene Monaco).

Webber ve Sutil'den sonra güzel bi performans da Rosberg'den geldi. Yetenekleri belli ama Williams, ona yeteri kadar iyi bir araç veremiyor. Verdiği zaman da bugünkü sonuçlar ortaya çıkıyor. 4.lük anasının ak sütü kadar helal. Nakajima'nın ise ne zaman takımdan yollanacağını hevesle bekliyorum. Formula 1 daha kaliteli pilotlara layık. Nelsinho ile Nakajima, sevmediğim bir eküri, zaten çokça da yazdım. Nelsinho'nun vaktinin sınırlı olduğu artık biliniyor, bu son yarışı bile olabilir. Darısı Kamikaze Nakajima'nın başına. Zaten bu ikili, Force India pilotları dışında henüz puan alamayan tek adamlar.

Buradan da Nelsinho'nun takım arkadaşına geçelim bari. Alonso yine çok başarılı bir sürüş ile Renault'sunu 7.liğe taşıdı. Fransızlar, aşama kaydediyorlar ama takımın da dediği gibi geçen sezonki sürprizlerini tekrarlamaları imkansıza yakın.

Bir muhtemel son yarış da Bourdais için. Toro Rosso pilotu, aslında çok potansiyelli olmasına rağmen iki sezondur bir türlü ısınamadı Formula 1'e. Yerine kim gelecek dedikoduları dönüyor. WRC şampiyonu Sebastian Loeb, vatandaşının yerine geçmek istediğini açık açık belirtti ama onların sezonu devam ediyorken zor. Belki sonraki senelerde. Ama bence, Raikkonen'in WRC'ye tam zamanlı geçişi kadar Loeb'ün de Formula 1'e tam zamanlı geçişi zor.

Iki haftaya hala nasıl takvimde kaldığını anlamadığım Macaristan yarışı var. Dar ve eski bir pist, yarışları da genelde sıkıcı geçer. Ama Red Bull - Brawn rekabeti bu durumdayken şampiyona açısından oldukça kritik bir yarış olacak. Bakalım Red Bull kazanıp arayı kapayacak mı, yoksa Brawn kazanıp Red Bull'un yelkenlerini indirecek mi?

19 Haziran 2009 Cuma

Seneye F1 Olmayacak

1 ay önce bu başlığı atarken bugünleri düşünmemiştim. FOTA (Formula One Teams Association, yani şu an yarışan 10 takım), dün akşam yaptıkları toplantıda FIA'nın şartlarını kabul etmeyeceklerini ve seneye yeni bir seri başlatmaya karar verdiklerini açıkladılar.

Farkındaysanız bir süredir Formula 1 yazmıyordum, hakkaten içimden gelmiyordu. Çok fazla politika ve pist dışı savaş vardı. Pistte de hep Button kazanınca, çok sevdiğim sporun tadı kaçmıştı. Ayrıca hep takımların ayrılıp kendi serilerini oluşturacakları tehditi de vardı ama Mustafa Taha ile de kendi aramızda konuştuğumuz gibi bunların çok büyük blöfler olduğunu ve birşey olmayacağını düşünüyorduk. Demek ki kendimizi teselli ediyormuşuz. Seneye cidden şu an yarışan takımların çoğu ayrılıp kendi serilerini kuracaklar.

Bu ne demek? Ferrarisiz, Mclarensiz, BMWsiz bir F1 demek. FIA, koşulsuz başvuru yapan Williams ve Force India'nın yanına yeni takımlar ekleyecek ve Formula 1 dediğimiz spor bundan ibaret olacak. Aslında bundan sonrası bir finansal savaş. FIA, Formula 1'in marka değerini korumaya çalışacak. Büyük takımlar olmadan bunu nasıl başaracağı bir soru işareti ama. Bunun yanında FOTA'nın kuracağı yeni seri ile F1 arasında ciddi bir "yeni takımları çekme" savaşı yaşanacak. FIA, 15 yeni takımın kendilerine başvurduğunu belirtmişti. Yani ortada potansiyel var. Mesela burada David Richards'ın Prodrive'ını (ve arkasındaki Aston Martin desteğini) kimin alacağını merak ediyorum. Bunun yanında Lotus ve Lamborghini de denklemde olabilir. Eğer bunları yeni seri kaparsa, çok ciddi bir imaj yaratmış olacaklar. Şu anki pilotların çoğunun da takımları ile devam edip F1'den ayrılacaklarını açıklamaları da cabası.


Peki işin finansal boyutu? Takımlar zaten yıllardır F1 yayın hakları sahibi Bernie Ecclestone ile savaş halindeydi. Yarışanın kendileri olduğunu, bu yüzden daha çok pay ve gelir istediklerini söylüyorlardı. Hatta bir kaç sene önce yenilenen Concorde Anlaşmasından önce de çok ciddi tartışmalar yaşanmıştı. Takımların kendi oluşturacağı seride, gelir paylaşımına kendileri karar verecektir. Kurallara da kendileri karar verecekler. Onların önünde de çok ciddi bir iş var: Pistlerle anlaşmaları, takvim belirlemeler, kural kitabı yazmaları, TVlerle yayın anlaşmaları yapmaları lazım en basitinden. Ve bunlar geri atılamaz adımlar. Pistlerle anlaşmak çok zor olmaz, her pist sahibi daha çok yarış görmek ister. Kural kitabı yazmak da, bu işin piri adamlar için imkansız değil. Ama en zoru TV anlaşmaları olacaktır. Kanallar, an itibariyle zaten F1'e çok ciddi bir para akışı sağlıyorlar ve anlaşmaları da tek yıllık değil. Bir yandan da yeni seri de eminim az bir fiyat çekmeyecektir yayın hakları için ve özellikle mali krizin pençesindeki TV kanalları ikinci bir serinin haklarını almaya yanaşmayabilirler. Başka bir kanal alır yeni serinin haklarını, TRT Formula 1 verirken, örneğin CNN de yeni seriyi verebilir. Burada da olan TRT'ye olur maalesef. Peki F1 Racing ne olacak?

Aslında akla gelen çok soru var ama detayların kesinleşmesini bekleyip yazmak lazım. Motorsporları adına çok tarihi bir çatalı yaşıyoruz bugünlerde.

12 Haziran 2009 Cuma

Her Cevap, Çok Soru

Sezon öncesi Formula 1'den beklentiler çoktu ve herkes önemli sürprizler bekliyordu. Martta başlayan sezon, ilk üç ayında gerçekten beklentilerin üstünde dalgalı oldu. Button ve Brawn, çok ciddi bir devrim ile gelip bütün takımları ekarte ettiler. Şu ana kadar yapılan 7 yarışın 6sını kazandılar ve geçen haftasonu Türkiye GP'sinde "bir sezona en iyi başlangıç yapma" rekorunu ele geçirdiler. Bir yandan da gelecek seneki kural değişiklikleri hakkında uzun zamandır çok ciddi tartışmalar oluyor F1 dünyasında (bilgi için bknz ve bknz).

Ama üzülerek görüyorum ki hem pist üstünde Button ve Brawn'ın kurduğu rakipsiz hakimiyet, hem de takımlarla FIA arasında bitmek bilmeyen kavgalar biraz kabak tadı vermeye başladı. Şu an itibariyle F1'de ciddi heyecan verici çok şey olmuyor maalesef.

Pist dışı politikaların bitmesini sağlayacağını umduğumuz, "2010 sezonunda yarışacak takımlar listesi" bugün açıklandı. Ama hala sorunu bitiremedi. Şu an yarışan 10 takım da bu listede var, yani seneye yarışacakları yazılmış. Bunun yanında USF1, Campos Racing ve Manor Racing de var. Yeni gelen takımlar bambaşka bir yazının parçası, asıl burada enteresan olan 5 takımın (Mclaren, BMW, Toyota, Renault ve Brawn) şu anda hala kesin olmaması. Takımlar Birliği, belli şartların altında, koşullu kabul etmişti bir dahaki sezon yarışmayı. Ama Ferrari gibi en büyük protestoyu gösteren ve restleri çeken takım kesin yarışıyor gösterilirken FIA, bahsi geçen 5 takımdan şartlarını geri çekmesini istemiş. Yani onların seneye olup olmayacakları hala muamma.

Bir yandan da Ferrari meselesi var. Red Bull ve Toro Rosso'nun da aslında dahil olduğu olay, bu takımların diğer takımlara gazı verip şart koydurmaları ama kendilerinin yarışmayı kabul etmeleri. Ferrari cephesinden gelen açıklama, seneye yarışıp yarışmayacaklarının hala kesin olmadığı ama kişisel görüşüm diğer takımların arkadan bıçaklandıkları.

Kısacası makarna tadında olan F1 politikaları, ne kararlar açıklansa da hala makarna tadında. Birilerinin çıkıp acilen bir düzene koyması lazım bütün kargaşayı.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Monaco: Yılın "O" Vakti

Le Mans ve Indianapolis 500 yarışı ile birlikte motorsporları dünyasının 3 yıldızından biridir Monaco GP'si. Hatta belki diğer ikisinden de burun farkı ile öndedir. Hatta bu öyle bir prestij ki güvenlik önlemlerini herşeyin önüne koyan Formula 1'de, minimum güvenlik önlemi ile takvimde bulunan tek pist. Bunun yanına yatlar, katlar, kızlar, casinolar ve VIP'leri ekleyelim, oldu size efsane bir yarış. 

Bir yandan da beklenmedik sonuçları ile her zaman göze çarpmıştır Monaco GP'si. Kendi adıma Cine5 zamanlarında Olivier Panis'in kazandığı (ve zaten 3-5 aracın bitirebildiği) yarış bu konuda lider. Yine Trulli'nin tek yarış galibiyetinin de burada gelmesi var. Yine de Belçika Spa-Francorchamps pistiyle beraber en "drivers' circuit" burasıdır, yani adamlarla çocukların birbirinden ayrıldığı yer. Istatistikler de bunu doğruluyor: 6 galibiyet Senna, 5 galibiyet Schumacher ve Graham Hill. 

2009'a gelecek olursak... Sezon başından beri en güçlü takım değişmedi. Özellikle en başarılı çift katlı diffuser tasarımı ile diğer takımlardan çok daha fazla downforce yaratmaları, bu yarışta onlara çok ciddi avantaj sağlayacaktır. Bir tek avantaj kaybetme ihtimalleri var: Araçları dolu depo ile daha dengeli, boş depoda ise istenilen dengeyi yakalayamıyor. Bu da Monaco'nun hiper-önemli sıralama turlarında onları sıkıntıya sokabilir. Onları durdurmanın tek yolu da aslında sıralama turlarından geçiyor. Eğer polü kaparlarsa galibiyet işten değil.

Brawn'un en büyük rakibi Red Bull şimdilik. Yalnız Sebastian Vettel'i ağır depo ile sıralama turlarına yollama taktiklerini değiştirmeleri gerekecek gibi duruyor. Bunun yanında Toyota'nın da sezon başındaki formuna yaklaşacağını düşünüyorum. Zaten sıralama turlarında çok kötü değiller, bu sefer pistin doğasından dolayı yarış içindeki düşüşleri çok hızlı olmaz. 

Bir de KERSliler var. Ferrari, anlamadığım şekilde çok iddialı. Ilk önce Domenicali, sonra Kimi şimdi de Massa, bu yarışın sezon için dönüm olacağını iddia ediyorlar. Son senelerde Ferrari'nin Monaco performansı gerçekten çok düşükken bunu demeleri enteresan. Ama nolur belli olmaz, Coulthard da Red Bull'un ilk podyumunu alarak iddialaştığı Christian Horner'ı havuza göndermiştir 2006'da. Mclaren, Ferrari, BMW ve Renault bu sistemi kullanmaktan vazgeçebilirler, keza çok virajlı pistte KERS'i kullanabilecekleri kadar uzun bir tek düzlük var. O da tünel. Öbür yandan da KERS sisteminin ağırlığı ile mecburi daha dengesiz kalabilir araçlar. Göreceğiz. 

Bir başka nokta daha var. Bu sene araçların boyutları, özellikle de ön kanat boyutları değişti ve pilotlar da buna henüz alışamadı. Zaten çok kaza ve güvenlik aracı gördüğümüz Monaco GP'sinde bu sene de banko görürüz bunları. Takım patronu olsam taktiğimi bunun üstüne kurabilirim, o derece. 

Pazartesiye kadar bloga kuvvetle muhtemel hiçbirşey yazamayacağım, ama haftaya Monaco GP'sinin yorumları ve bir sonraki yarış olan Türkiye GP'sinin tahminleri ile karşınızda olucam. Son bir hatırlatma olarak, gelenek icabı Monaco GP'sinin ilk antreman turları perşembe yapılıyor ve cuma boş geçiliyor. Meraklısına duyurulur.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Seneye F1 Olacak mı?

Başlıktaki soru belki absürd, ama aslında bir süre önce düşünebileceğimizden daha gerçekçi. Tarihi şöyle diyebiliriz. FIA 29 Nisan'da olağanüstü toplanır. Ilk açıklanan sebep Mclaren'in yalan skandalını görüşmektir ama daha sonrasında çok da önemli bir karar alınır. Gittikçe artan takım maliyetlerini sınırlamak ve küçük takımların da rekabetçi bir şekilde yaşamasını sağlamak adına 2010 sezonundan itibaren £40M'lik bir bütçe limiti konur. Buraya kadar olan kısmı ele alalım, asıl sorun bundan sonra zira.

Bu noktaya kadar mantıklıydı; böyle bir sınır koyuluyor ve takımların fazla fazla büyümesi engelleniyor. Böylece küçük takımların da yaratıcı çözümlerle başa oynayabileceği sinyali veriliyor ve yeni takımların da grid'e eklenmesi için teşvik veriliyor. Bu bütçe sınırının nasıl kontrol edileceğine dair sıkıntılar var, ne buraya girer ne girmez nasıl kontrol edilir diye soruluyor ama atlatılmayacak sorunlar değil bunlar. £40M'nin az bir limit olduğunu da belirtiyor takımlar; ki mantıklı bir düşünce. En doğrusu daha yüksek bir limitten başlayıp kademeli olarak bu limiti düşürmek, bence en azından.

Ama asıl sıkıntı bundan sonra yaşanıyor. FIA'nın açıklamalarına göre takımlar, bu bütçe sınırına uymak zorunlu değil. Ama uyanların tabi olacağı kurallar ile uymayanların tabi olacağı kurallar farklı olacak. Yani bir takım, £40M bütçe kısıtlamasını kabul ederse hareket edebilen ön ve arka kanat kullanabilecek, devir limiti olmayan motor takabilecek, sezon dışı testlerindeki limitlere tabi olmayacak ve rüzgar tünelini sınırsız kullanabilecek. Bütçe kısıtlamasını kabul etmeyenlerinse böyle bir lüksü olmayacak. 

İşte bu konuda çok büyük protesto var FIA'ya. Ortaya çıkan tabloda iki farklı kurallar seti ile iki farklı yarış olacak ortada. Le Mans yarışları gibi, aynı pistte aynı anda hem Porsche Cup yarışı olur, hem Ferrari'ler kendi aralarında yarışır, hem asıl Le Mans sınıfı araçlar yarışır vs. F1 de ona dönecek neredeyse. Küçük takımlar buna tamah olsa ve destek verse de büyük takımlar tek ses halinde karşı çıktılar doğal olarak. Mclaren, BMW, Renault, Red Bull'dan sonra dün Ferrari Yönetim Kurulu toplantısından çıkan karar, yukarıda yazdığım kurallar değişmezse Ferrari'nin seneye F1'e katılmayacağı yönünde oldu. Hani şu F1'e başlangıcından beri her sene katılan tek takım olan kırmızılardan bahsediyoruz. F1'in yayın hakları sahibi Bernie Ecclestone'ın bile "onlarsız F1 olmaz" dediği Şahlanan At. 

Yakın geçmişte yaşanan yayın gelirlerinden daha fazla pay almak isteyen takımların Concorde Anlaşmasına olan isyanının bir benzerini yaşıyoruz. Durum oldukça ciddi ve F1'in geleceğini tehdit ediyor. Eğer bütün bu büyük takımlar ayrılıp kendi yarışlarını yaparlarsa muhtemelen çoğu izleyici de onların peşinden gidecektir. Ama Concorde Anlaşmasına benzemeyen tarafı, onun gibi yıllar sürmeyecek olması. 29 Mayıs, 2010 sezonu için başvuruların son tarihi. O zamana kadar kim başvuracak kim başvurmayacak görecez. 

Başa dönelim o zaman, seneye F1 olacak mı?

12 Mayıs 2009 Salı

Hoşgeldin Sezon-u Avrupa

Ispanya GP'si, baş aşağı giden 2009 sezonunun en beklenen yarışıydı. Bütün büyük takımlar, yaşadıkları hayal kırıklıklarını bertaraf etmek için viagralarını almış gelmişlerdi. Sonuç: Brawn GP yine arayı açtı. Bu öküz gibi spoiler'dan sonra hikayenin başı ile sonunu birleştirelim. 

Sıralama turlarından sonra Brawn'lar 1-3 olarak güçlerinden birşey kaybetmediklerini, Red Bull'lar da 2-5 olarak geriye düşmediklerini gösterdiler. Peki ama P4? Oradaki isim sürprizdi; sonunda aşama kaydedip kendine geldiğine inanılan Ferrari'siyle Massa. Hem de diğerlerinden daha ağır bir benzin yükü ile. Kırmızılar bu sefer de Raikkonen'i Q1'de kaybetti ama napalım, alışıyoruz yavaştan. 1 sene oldu zaten Kimi yarış kazanmayalı. 

Barrichello, startla liderliğe oturdu. Massa da Vettel'i geçti, aslında burada da Vettel'in kazanma şansı bitti. Bütün yarış boyunca KERSli Massa'yı geçemedi, ta ki... Orası sonra. Bu sırada Trulli, Toro Rosso'ların ikisi birden ve Sutil, zincirleme bir kaza ile aradan çıktı. Hamilton da götü zor kurtardı arada, onu da alıyorlardı. 

Brawn, Ferrari yıllarında yaptığını Brawn'da yapmaya devam etti. Iki pilotu farklı strateji ile yarıştırdı ve yine Ferrari'deki gibi Rubens geride kaldı stratejisi yüzünden. Ben olsam patronuma fena küserdim, makus talihimin yaratıcısı sensin diye veryansın ederdim. Yine de Brawn, Ispanya'yı da duble ile kapamış oldu. Button 5 yarışın 4ünü kazandı. Red Bull'lar da 3-4 oldu, yani güçlerinden bir şey kaybetmedikleri açık. 

BMW Sauber'deki gelişme de gözle görülür (7-11) ama herkesin birleştiği asıl nokta, tempodaki en büyük artışın Ferrari'den geldiği. Peki en gelişmiş aracıyla naptı Italyanlar? Rezil oldu desek yeridir. Gözükmeyecek kadar geriden başlayan Kimi, bir ara hidrolik sorunuyla da yolda kaldı. Bir silik yarış daha. Massa'nın başına gelenler ise tam bir drama. 4. idi yarışın baya sonlarına kadar, ama canlı yayında telsiz üstünden bomba haberler geldi Massa'ya. "Felipe, yarışın sonuna kadar benzinin kalması için ekonomi yapman lazım", "Arka kanadımda Vettel varken nasıl yapayım, zaten elimden geleni yapıyorum...." Ilk defa bir radyo konuşmasının yarısında canlı yayından kaldırıldığını gördüm. Muhtemelen okkalı bir küfür salladı. Sonra da Vettel'e yol verdi. Neyse ki 5 tur kalmıştı ve arkasındaki Alonso 13 saniye gerideydi. Ama o kadar yavaşlaması gerekti ki Alonso'ya da geçildi, hatta Heidfeld'e bile geçilmek üzereydi dama bayrak sırasında. Hatırlatmakta fayda var; Massa'nın bu seneki ilk puanları. 5 yarış geçti. Brezilyalı yarıştan sonra manidar açıklamalar da yaptı: "Bu sene benim ve takımım için bitmiştir". Domenicali'nin verdiği aciz cevaplar da durumun vehametini gösteriyor.

Hamilton da Button'dan tur yiyerek 9. oldu ve puan alamadı. Heikki de yarış dışı kalmıştı. Anlaşılan büyük takımlara viagra yaramamış, hala aksiyon yarıda kalıyor. 

2 hafta sonra Monaco var, yatların hatunların yavaş virajların yarışı. Burada muhtemelen büyük takımların sıkıntıları daha bir göz önünde olacak. Brawn bu yarışı da alıp götürebilir. Ama belli mi olur, bir Panis daha çıkar (mesela Sutil, mesela Buemi) yarışı alır götürür... 24 Mayıs. Sonrasında da Türkiye GP'si. 

Yazı keyifsiz oldu ama yarış da keyifli değildi napalım, kusura bakmayın. 

29 Nisan 2009 Çarşamba

Gösterip de Vermemek

İşten dolayı haldır haldır entry yazamıyorum, zaman geçtikçe de draft olarak duran yazılara yeni şeyler eklemek istediğimden bir türlü bitmiyor yazılar. Ilk önce ellerimden öpen şu Ferrari analizi var, takım puan aldı ben bi analiz yazamadım. Onun dışında 3 gündür melül melül bakıştığım teknik direktörlük analizi var, her gün yeni şeyler oluyor bitiremiyorum. Ama bunu bu sefer bitiricem, bir oturuşta.

Gösterip de vermemek... Türk gencinin korkulu rüyası, sevgi-nefret ilişkisinden çıkamadığı bir kavram. Ama bu sefer hoş bir şey olarak kullanmıyorum. FIA, Mclaren'e ceza gösterdi ama vermedi. "Vaz diz" diyeceksiniz, hemen oralara geçiyorum.

3 Nisan'da bu şekil bir Mclaren yazısı yazmışız, cezaların geri kalanı da bugün Paris'ten geldi. FIA Mahkemesi, Ingiliz takıma aslında 3 yarıştan men cezası verdi. Ama o zamandan bu zamana arada yaşanan gelişmeler ışığında (çok iğneli bir dilim var) bu cezayı erteleme kararı aldı. Noldu bu arada? Bir kere Dave Ryan kovuldu, Ron Dennis direkt alakalı olmasa da işi bıraktı, Mclaren de FIA'dan kamuoyu önünde özür diledi. Bir de bugün takım patronu Martin Whitmarsh'ın bütün suçu kabul edip özür dilemesi ile beraber FIA yumuşamış belli ki, cezayı 1 sene içinde başka herhangi bir suç işlemedikleri sürece iptal edecekler. 

Gol Atan Kaleye'den Mustafa Taha ile konuşuyorduk konuyu, şu konuda çok net hemfikirdik ki zaten ekmeğini taştan çıkardığı bir sezonda bir de 3 yarış ceza alsa, Mclaren şimdiden 2010 sezonunu hedefleyebilirdi. Zira hiç bir iddiası kalamazdı. 

Bir de FIA-Mclaren ilişkisini retrospektif alalım. F1'de kafalarda iki büyük takım kavramı var aslında, Ferrari ve Mclaren için. FIA da genel kanı olarak Ferrari'nin yanında yer alıyor, ya da Mclaren'e daha ağır davranıyor diyebiliriz. Ama Mclaren de her zaman FIA'ya daha fazla koz verdi. Iki sene önce Ferrari'nin aracının bütün tasarımlarını CD CD (ç)almışlardı. Çok çok büyük bir suç, çok çok büyük bir ceza ile sonuçlandı. O seneki takımlar puanları silindi ve 100 milyon dolar gibi babafingo bi meblağ veriverdiler FIA'ya. Geçen sene de Belçika Spa-Francorchamps'da Hamilton'a ceza verip çizgiyi ilk geçtiği yarışta 3.lüğe indirdiler. Bence bu karar biraz muallakta. Ferrari aynı şeyi yapsaydı muhtemelen aynı cezayı almazdı, kişisel görüşüm bu. Ama bu sene başında FIA'ya gündüz gözü ile yalan atmaları artık inanılmaz bir şeydi. Ben olsam muhtemelen iki sene önceki gibi bir ceza verirdim, sonuçta yetkililere çok açık bir şekilde yalan attılar, bir de üstüne yakalandılar kendi ağızlarından. Bugün atılan başlıklar o yüzden yerinde; Mclaren ucuz kurtuldu.

FIA, aslında geçen sene pistteki olaylara dair Mclaren'e verdiği ağır cezalar ve Ferrari'ye verdiği hafif cezalar ile biraz gebeydi Ingilizlere. Bu davada eli ağır davranamadılar o yüzden. Ama gerçek anlamda "gösterip vermediler". Eğer Mclaren yine bu tip bir olaya karışırsa çok ciddi yara alır, iki sene öncekinden bile büyük. Artık bunların yaşanmayacağı bir güven oluşturması lazım Mclaren'in. Yoksa herkes bir açıklarını yakalamaya çalışacak. 

28 Nisan 2009 Salı

Avrupa Sezonu Öncesi Son Çıkış

Sıcaklar altında, şeyhler önünde, yağmursuz/güvenlik araçsız, sonunda gazlı meyve suyu olan bir Formula 1 yarışı izledik haftasonu Bahreyn'de. Neredeyse bütün aksiyon ilk turda oldu zaten, sonrası 3-4 sene öncenin pit stop taktikleri ile dolu yarışlarına benzedi. 

Toyota'lar hafif ve önde olmanın avantajını kullanamadılar, çok bekledikleri ilk galibiyeti alamadılar. Nedense sıralama turlarındaki başarılarını bir türlü pazar gününe yansıtamıyor Japon takım, en büyük sorunları bu bence. Vettel'in yarışının akıbeti zaten ilk virajda belli olacaktı, aynen de öyle oldu. Elinde avantajlar (ağır benzin yükü sayesinde fazladan atacağı turlar ve buna rağmen çok hafif Toyotaların arkasında 3. başlaması) ve dezavantajlar (ağır benzin yükü ile yavaş kalkma ihtimali ve ağır aracın lastikleri fazla aşındırması) vardı. Startta yapması gereken sıra kaybetmemekti, özellikle de Button'a. Ama işte o kritik yeri kaybetti startta, sonra da hep Button'ın arkasında kaldı. Böylece Jense de bu sezonki 3. yarışını kazandı. Yine de belli ki Brawn, ilk yarışlardaki kadar önde değil herkesten. Hele de Avrupa sezonuna herkes ciddi yeniliklerle girecekken onların geliştirme yarışında atacağı adım, şampiyonadaki kaderleri için çok ciddi bir gösterge olacak. 

Hamilton özellikle startta bir anda parladı, sonra da asıl yerine çekildi. 4.lük yine de iyi bir yer onlar için, Mclaren gittikçe geliştiriyor kendini. Özellikle de sezonun ikinci yarısı yarış kazanma potansiyeline ulaşacaklar gibi. Yine de şu anda bir tane Brawn'ı geçmek bile önemli bir başarı. 

Silver Arrow'ların ezeli rakibi Şahlanan At'lar da ilk puanlarına sonunda ulaştılar; biraz ite kaka da olsa... Luca di Montezemolo bile gelmişti Bahreyn'e, ki çok yaptığı bir şey değildir. Ona rağmen neredeyse ilk virajda Massa ile Raikkonen birbirlerini yarış dışında bırakıyordu. Massa yeni bir burun için pite girmek zorunda kaldı ve yarışı o anda bitti ama neyseki Kimi 6.lıkla 3 puan aldı ve Ferrari'yi tarihinin en kötü sezon başlangıcı rekorundan kurtardı. Onlarla ilgili analizi yazmaya da başladım, o da yakın zamanda gelecek inşallah.

Ilk turlarını lider götürdüğü yarışta 7. olan Timo Glock ise Mark Webber ile beraber bir başka hayal kırıklığı. Heikki Kovalainen de. BMW'lerin ikisi de. Hele ki BMW... Yarışı son iki sırada tamamladılar, hem de Nakajima hariç herkesin bitirdiği bir yarışı. Bu utançtan sıyrılmak için Avrupa sezonunda çok ciddi atılımlar yapmaları lazım. Nakajima ise yarışı bitiremeyen tek pilot olarak görevini yerine getirdi...

Herkes artık önündeki maçlara bakacak, zira Doğu Turu bitti. Arkada kalan bütün büyük takımların beklediği Avrupa sezonu 10 gün sonra başlıyor. Ferrari'nin Ispanya'da yarıştıracağı yenilikler yeteri katkıyı yapamazsa bu seneyi bırakıp şimdiden bir sonraki seneye hazırlanacağı dedikoduları var. BMW de çok ciddi aero atılımları yapacağını ilan etti şimdiden Ispanya'da. Mclaren zaten gelişme sürecine başladı bile. Brawn cephesi ise oldukça sessiz, onların yapacakları karşı hamleler de aynı şekilde önemli. Türkiye GP'sine ise 3 yarış kaldı!!!

18 Nisan 2009 Cumartesi

Çin Işi

Itiraf ediyorum, sabah sıralama turlarına uyanmadım ey ahali, tü kakayım ama napalım. Uyudum. Ama size öyle güzel Çin GP'si izlenimleriyle geliyorum ki... Sıkı durun.

Şimdi biliyorsunuz, çift katlı diffuser'lar haftaiçi FIA'dan onayı aldı. Mclaren ve Renault da hemen araçlarına monte çalışmalarına başladılar. Tabi ki bu sistemi tam anlamıyla çalıştırmak zaman ve para istiyor ama onların en azından "şuraya bir kat daha parça takalım şimdilik, hayırlısı" diyerek Türk işi hallettiler olayı kotarmaları takdire şayan. Mclaren'de gözle görülür bir yükseliş var, Hamilton 9. oldu sıralama turlarında. Bu sezon zaten genel olarak iyi gözüken Renault, Alonso ile 2. liği kaptı bu arada. Bu senenin bir başka yıldızı, Red Bull, ise cumartesi sabahının flaş ekibi oldu. Vettel pole'da, Webber 3. Brawn'lar ise 4-5. 

Haftasonunun aslında bir başka yıldızı Flavio Briatore. Renault takım direktörü (ve ünlü playboy), bomba açıklamalarla gündemi şenlendirdi. Ilk önce bu seneki şampiyonanın bir "neredeyse emekli edilmiş" bir pilot (Barrichello) ile "iyi ama yavaş" pilot (Button) arasında olacağını söyledi. Tabi bu sevgi sözcüklerine Brawn kampından da aynı sevgiyle karşılık geldi. Bununla yetinmeyen Briatore, Honda'nın geçen sene elde ettiği televizyon gelirlerinin Brawn'a verilmemesi ve diğer takımlara paylaştırılması için kampanya başlattı. Enteresan adam bu Briatore. Neyse en azından sıralama turlarında Alonso, mevzu bahis pilotları geçti de laflarını yememiş oldu. 

Bir başka değişiklik ise KERS sistemleri ile yaşanıyor. Şu ana kadar performansı arttırdığı konusunda takımlar hemfikirdi, uzun start-finiş düzlüğü ile Çin GP'sinin özellikle startında baya fark yapacağı da söylenenler arasındaydı. Ama hafta başında Ferrari, dayanıklılık sorunu olan sistemi ilk defa kullanmayacağını açıkladı. Massa, aracının KERSsiz daha da bir yavaşladığını ve işlerinin şansa kaldığını belirtti; Italyan'lardan gelen sinyaller kısaca berbat. Bu sırada Kubica, ilk defa deniyordu sistemi ama onun da kullanmayacağı açıklandı. Hemen ardından, sezon başından beri sistemi kullanan Renault da kullanmayacağını açıkladı. Yani sadece Mclaren'ler ve Heidfeld bu sistemi kullanıyor şu anda. 

KERS'in Çin'de kullanılmamasının akla yatan en büyük sebebi lastikler. Bridgestone, medium ve super soft lastikleri getirdi ve bu lastiklerin çok çabuk eriyeceği ve tutunmanın sıfırlanacağını belirtiyor pilotlar haftabaşından beri. Hatta Vettel bir adım ileri gidip "neyse ki kask takıyorum da fırlayan lastik parçaları suratıma çarpmıyor" dedi. KERS'in ağırlığından dolayı lastikleri daha da zorlayacağı tahmin ediliyor. Ama KERS kullanan üç pilotun startta yapacakları enteresan olabilir. 

Kısacası 3. yarışa gelmiş olmamıza rağmen Formula 1 ekipleri bu seneki kurallara tam alışabilmiş, ne yapacağını bulabilmiş değil. Hemen her takımda bir kriz masası, bir takım içi değişiklikler. Yani yarın sabah 10'daki Çin GP'si baya Allah Kerim olacak sanki. 

16 Nisan 2009 Perşembe

Evde Kalanlar

Bu haftasonu koşulacak Çin GP'sinden önce, pist dışı olaylar Formula 1 gündemini domine etti. Bunların en önemli ikisi diffuser mahkemesi ve Mclaren'in yalan davası. Bu iki legal oturum, 3 önemli kişinin yarışları evlerinden izlemesi demek. 

Birincisi Adrian Newey: Red Bull'un aerodinamik dehası, onaylanan difüzör tasarımını kendi araçlarına adapte etmek için hemen fabrikaya uçtu ve çalışmalara başladı. Aslında şaşılmaması gereken bu gelişme, diğer takımlar için bu diffuser olayının ne kadar ciddi olduğunu göstermek adına burada. Renault, bu haftasonu bile yeni bir tasarımla yarışabileceğinin sinyallerini veriyor ama her takım için aynı kolaylıkta değil bu adaptasyon. Aracını yenileme yarışını kim kazanacak görecez.

Ikinci evde kalacak kişi Ferrari Takım Menajeri Luca Baldiserri. Şampiyonada puan alamayan 2 takımdan biri olan Ferrari'de kriz masaları kuruldu, kırmızı alarm verildi. Bunun ilk göstergesi de yukarıdaki görev değişikliği. Maranello'da Aldo Costa ile beraber aracın gelişmesinin hızlanması için gece-gündüz çalışacak Baldiserri. Bununla beraber, kriz masasından çıkan ikinci karar da KERS sisteminin bir süreliğine askıya alınması. Her ne kadar bir performans artısı getirse de Ferrari'de bazı dayanıklık sorunları yaratıyor bu ünite. Hafta başında Çin'de KERS fark yapacak diyen takım, puansız bir yarışa daha tahammülü olmadığı için Avrupa sezonuna kadar sistemi askıya aldı. BMW'den Kubica ise boyu ve kilosuna rağmen ilk defa KERS denemeleri yapacak. 

Üçüncü ve son kişi ise çok manidar: Ron Dennis. Mclaren'in yıllardır patronu olan Dennis, bu seneki aracın tanıtıldığı gün görevlerini Martin Whitmarsh'a bıraktığını açıklamıştı. Minimal görev ile arka planda olacaktı. Bugün yaptığı açıklamalarla beraber takım ile tamamen ilişiğini kesmiş durumda. Kendisi yalanlasa da bunun Avustralya GP'sinden sonra yaşanan "Yalan-Gate" ile ilgisi olduğu düşünülüyor. Hakikaten ortada ciddi bir yalan skandalı var ve bu konuda belli ki Mclaren'in başı daha ağrıyacak. Onların davası ise ay sonunda.

3 Nisan 2009 Cuma

Mclaren Karisti!

Formula 1'de dun yasanan gelismeleri bir paparazzi edasiyla SOK SOK SOK diyerek gecmistik, bugun baska gelismeler de oldu. 

Hamilton ve Mclaren Spor Direktoru Dave Ryan, pazar gunku yaristan sonra hakemlerin karsisina cikmislar ve "Trulli'nin gecmesine izin verdiniz mi?" sorusuna birden fazla kez net bir sekilde hayir yanitini vermislerdi. Daha sonra hem Hamilton'in bir TV'ye verdigi demecler hem de takim ile arasindaki radyo konusmalarini inceleyen FIA, ikilinin yalan attigini farketti ve Hamilton'i yaristan diskalifiye etti.

Yeni gelisme ise Mclaren, bu olayin ustune 25 yildir kendileri ile calisan Dave Ryan'i isten cikardi. Malezya'dan bavullarini toplayip donen Ryan'dan henuz bir aciklama gelmedi ama Mclaren patronu Martin Whitmarsh, olagandisi bir sekilde cuma basin toplantisina katildi ve durumu acikliga kavusturdu. Hamilton'in "tam olarak durust olmadigi"ni ama bu durumda ust duzey yetkili olarak asil sorumlunun Ryan oldugunu ve kendisi ile ilisik kesmekten baska sanslari olmadigini belirtti cok kisa bir sure once. Bir yandan da FIA, Hamilton ile ilgili baska cezalar da verebilecegini acikladi.

Kisacasi Mclaren'de sular durmuyor, arac da hala istenilen seviyede degil. Bu sezon onlarin icin son derece zor gececek anlasilan. 

31 Mart 2009 Salı

Avustralya'nin Ardindan


F1.com'daki gibi, ama biraz da kendimce, Avustralya'ya takim ve pilotlar acisindan bakalim:

BRAWN GP
Sen git sadece 5 gun sezon oncesi test yap, hatta butun kis yarisacagi bile bilinmez bir takim ol, sonra gel ilk yarista duble yap. Hem de Button ve Barrichello ile. Daha ne ister ki bir insan. Eminim Ross Brawn baska bir boyuta gecmistir. Cunku takim hem diger butun araclardan (hem tek tur uzerinde hem de yaris mesafesi uzerinde) daha hizli hem de ilk sponsorlarini buldular. Richard Branson geldi, imzayi atti ve hemen kutlamaya basladilar. Balin tadi guzel gelmis olacak ki Branson hemen "yeni anlasmalar bekleyin" diye aciklamalara basladi. Neyse rakipler bile Brawn GP'nin ustunlugunu dile getirmisler. Brawn'in, ayni basariyi Malezya'da yakalamasi hic surpriz olmaz. Barrichello'ya ise ozel parantez; araci startta cikamadi, sonra ilk virajdaki kazayi tetikledi, sonra Raikkonen'e carpti ve on kanat degistirdi. Butun bunlara ragmen onundeki Vettel ile Kubica carpisinca 4.lukten 2.lige cikiverdi. Iki senedir yakinlarindan gecmeyen sans, bu sefer tepesine dusuverdi. 

FERRARI
En iyiden en kotuye gecelim direk. Gecen sene 6 aracin bitirebildigi yarista iki F2008 de motor sorunuyla yolda kalmis, Ferrari rezil olmustu. Bu seneki daha az rezil edici olsa da sorunlar ciddi: Ne yol tutus yeteri kadar iyi, ne lastik kullanimi, ne de genel aerodinami. Hem Massa hem de Raikkonen, gecen senenin Renault'suna donduler. Ondeki takimlarin arkasinda, puan bekler ama dayaniksiz aractan oturu bir seye benzemez. F60 her ne kadar testlerde iyi gozukse de yarista dokuldu. Malezya'ya kadar calisilacak cok ders var.

MCLAREN
Cumartesi aksami sorsaniz, Ingilizler bu sezon kisa yoldan evlerine donsunler derdim. Saka bi yana, Hamilton ilk siralama seansini zor gecti, ikincisine katilamadi. Ama yaris sirasinda son sampiyon, neden arabasindaki numaranin 1 oldugunu gosterdi. Hele de yaris sonrasinda Trulli'nin zamanina 25 saniye eklenmesiyle 3. olmasi buyuk basari. Bu basarinin tamamini Hamilton'a yadetmek de takima haksizlik aslinda. Barcelona testlerinde son siralarda dolasan takim, kisa sure icinde sorunlarini kesfetmis ve cozmek adina onemli adimlar atmis. Su anda cok cok geride degiller, yine de sezon ici testlerin yasaklanmasiyla zor gunler onlari bekliyor. Tabi bir de su ilk viraj olayina karisan Heikki Kovalainen var; onun sezonu daha baslamadi diyebiliriz.

BMW
Her ne kadar potansiyelini tam gosteremese de BMW bu sene cok iyi olacagini ortaya koydu. Iddiali aciklamalari da bunu percinliyor. Mario Thessen, bu seneki hedeflerini sampiyonlugu kovalamak olarak belirlemisti; sezon oncesi testlerde de bu konuda ciddi olduklarini gorduk. Kubica, Vettel kendisine dalmamis olsaydi muhtemelen ikinci bitirecekti (takim galibiyeti kacirdik diyor ama 3 turda o kadar kolay degildi Button'i yakalayip gecmek). Leh pilota gecen sene de Nakajima dalmisti Avustralya'da. Heidfeld gozlerden uzak bi 10.luk aldi, ya TRT yarisi yayinlamazken bana oyle geldi. Bu sene de BMW'nin lokomotifi Kubica olacak gibi. Peki sampiyonluk? Brawn'un gelmesiyle hesaplar bozulmasaydi daha net konusabilirdik...

RED BULL:
Bu sezonun aerodinamik degisiklikleri Red Bull ve Adrian Newey ikilisi icin bulunmaz nimetti. Herkes sifirdan baslayacak, Newey yine dehasini gosterecek ve Red Bull artik on siralara oynayacak; plan buydu. Hala puan hanelerinde sifir yazsa da aslinda bu hedefte ilerliyorlar. Vettel ya ikinci ya ucuncu olacakti, Kubica'ya kamikazelemeseydi. Henuz cok genc ve bu tip hatalari atlatti mi cok ciddi bir sampiyonluk adayi olabilir, Red Bull'da bile. Webber ise evindeki yarista kendisiyle alakasiz bir kazanin kurbani oldu, hem de ilk virajda. Yine de tamirlerden sonra yarisa donup sonuncu olarak klasmanda yer aldi. Yine de Red Bull bu sene yaris kazanacak gibi duruyor. 

TORO ROSSO:
Bir Adrian Newey kreasyonu daha. Aracin iyi oldugu zaten belli; Red Bull Renault kullanirken Italyan kardesleri Ferrari kullaniyor ama. Ve bu sezonun tek caylagini yaristiriyorlar. Uzun zamandir yarisan ilk Isvicreli olan Sebastian Buemi de onlarin guvenini bosa cikarmadi, ilk yarisindan 2 puan ile dondu. Ben hala Bourdais'nin yeteneklerini ortaya koyamamasina sasiriyorum yine de. 1 puan almis olsa bile galiba kendisi hakkinda umutlarim sonuyor. Toro Rosso, gecen seneki gibi yaris kazanacak bir durumda olmasa da yarislara heyecan katacagini dusunuyorum.

TOYOTA:
Diffuser olayinin kahramanlarindan Toyota, iki araciyla birden pit alanindan baslasa da bu sene her zamankinden daha ciddi oldugunu gostermis oldu cumle aleme. Trulli, cizgiyi 3. gectigi yarista Guvenlik Araci arkasindayken Hamilton'i gectigi icin 25 saniye ceza aldi. Bu cezanin acitici tarafi ise, yaris guvenlik araci arkasinda bittigi icin herkes arka arkaya bitirdi yarisi ve 25 saniye demek herkesin arkasina gitmek demek. Timo Glock ise 4. olarak rusdunu ispatlamaya devam ediyor. Takim ise butce sikintilari icinde. Ust duzey yoneticiler Honda'nin cekilmesinden sonra Toyota'yi yarislarda tutmak icin cok ciddi caba sarfettiklerini ama eger bu sene basarili olamazlarsa seneye islerinin daha da zor olacagindan bahsediyor. Ama bu sene galiba amaclarina ulasacaklar. 

WILLIAMS:
Ve mahserin diffuser uclusunun sonuncusu, belki de en zayiflari. 3 antreman turunu da ilk sirada bitiren Rosberg bir anda neredeyse favori durumuna getirilmisti. Siralama turlarinda 5. oldu ama sonlarda lastiklerini tuketince 3.lukten 7.lige kadar iniverdi. Trulli'ye verilen ceza ile bir sira ciksa da bu seneki hedefleri yuksek olan Williams, tatli-eksi bir tat ile ayrildi Melbourne'den. Derslerini alirlarsa Sepang'da podyumu zorlarlar. Nakajima ise hala neden F1'de oldugunu anlamadigim biri. Sakar bir kamikaze, Takuma Sato'nun cekirgesi. Yine de seneye ana sponsorunu kaybedecek Williams'in, bu sene guzel seyler basarip privateer takimlarin hala bu sporda yeri oldugunu gostermesini istiyorum icten ice.

RENAULT
Renault hakkinda konusmaktan korkuyorum aslinda biraz, ne yapacagi belli olmayan bir takim. Gecen sene berbat bir sezonda ustuste iki yaris kazaniverdiler bi anda, herkesi ters koseye yatirdilar. Alonso yine elinden geleni yapiyor ama eminim ki Raikkonen'in koltuguna da ayni derecede konsantredir. Icinden "su herif tasi taragi toplasa da o koltukta ben yarissam artik" diyordur. Nelsinho ise Nakajima'nin Brezilyali versiyonu. Bu ikili olmasa Guvenlik Araci %50 daha az is yapar. Baba kontenjani bu seneyi de cikartir ama bu seviyede devam ederse seneye cok buyuk ihtimalle baskasina tercih edilir. 

FORCE INDIA
Vijay Mallya, ilk once Toyota sponsoruydu. Sonra takim satin alip Force India yapti. Ilk sene sonunda takim direktorunu kovup takimin basina kendisi gecti. Fisichella veya Sutil yeteri kadar iyi degilse seneye kilo verip pilot da olur heralde. Ikili, bu tehlikeyi sezmis olacak ki can siperane yarisiyorlar. Ferrari yerine kullanilan Mercedez motoru da arabaya daha uygun gibi. Sutil, yarisi 9. bitirdi ve neredeyse puan aliyordu. Fisichella da bir aralar yukarilarda geziniyordu. En fazla orta siralari zorlarlar belki ama bu sene artik puan alirlar, bence. 

Bir de KERS raporu verelim. Ferrari, Mclaren, BMW'den Heidfeld ve Renault ilk yarista KERS kullandilar. Hamilton 3. Alonso 5. Heidfeld 10. oldu. Digerleri ise yarisi bitiremediler. Yine de diger takimlarin pilotlari, ozellikle de Timo Glock, bu sistemin cok buyuk bir avantaj verdigini soyluyor. Eger mesela Brawn GP, bu sistemi kullanirsa ne olur? Aklima 2004 senesindeki 18 yaristan 15ini kazanan efsane Ferrari kadrosu geldi bir anda...

18 Mart 2009 Çarşamba

Gec Olsun Guc Olmasin -2


Bu sefer gec oldu gibi gozukse de tam olarak olmadi. Formula 1 hakkinda yazacaktim, yerel secimlerle ayni gun baslayacak sezon oncesi cok enteresan ve heyecan verici gelismeler yasaniyor. Daha once burada da bahsettigim gibi Ross Brawn ve -artik resmi olarak ismi- Brawn GP, butun beklentileri asti ve hizla geliyor. Force India'yi gececekleri, Toro Rosso kadar bir performans bekledigimi yazmistim. Belki tam bir karara varmak icin hala erken ama kesinlikle bu citayi asacaklari belli. Zira su ana kadar katildiklari neredeyse butun test seanslarinin en hizlilari idiler ve grid'in butun sampiyonlukta iddiali takimlari dahil sasirip kalmis durumdalar. Sirasiyla Alonso, Massa, ITV sunucu James Allen, bahis sirketleri, Robert Kubica ve Ferrari takimi patronu Domenicali, Brawn GP'nin hizina yetisemediklerini itiraf ettiler. Herkes o kadar rahat ve acik bir sekilde ifade ediyor ki, aklima bunun Brawn GP'nin sponsor bulmasi icin oynanan bir oyun oldugu gelmedi degil. Ne yani sonunda Jenson Button sampiyon mu olacak? Hazir McLaren, sezon oncesinde yoklari oynarken Ingiliz medyasi da bu sene hangi takimi gazlayacagini bulmus oldu. 

Tabi isin bir de gorulmeyen tarafi var. Her ne kadar batmak uzere olan bir takim son anda geri dondu havasi olsa da unutmamak lazim ki aslinda Honda, buyuk kural degisikliklerinin olacagi 2009 sezonu aracini 2007'den beri hazirliyordu. Yani ustteki camuru temizledik mi altindan buyuk bir altyapi ve kaynak cikiyor. 

Formula 1 dunyasinda bir buyuk degisiklik daha oldu dun. FIA'nin dun aldigi karar ile birlikte toplanan puanlardan bagimsiz olarak bir sezon icinde en fazla birincilik alan surucu sampiyon olacak. Yani gecen sene Hamilton degil Massa olurdu sampiyon, bu kurallar isiginda. Bir yandan da zamaninda Schumacher'in basina geldigi gibi zar zor yaris tamamlamak ama tamamlayinca birinci olmak durumu artik bir endise olmaktan cikiyor. Bu kural degisikliginin Markalar Sampiyonasina bir etkisi olmayacak diye de bitirelim. 

Avustralya GP'sinin ilk viraji yaklasirken kalp atislari daha da hizlaniyor. Ates seni cagiriyor!

Not: www.f1.com kiskanmis, onlar da Brawn hakkinda bir yazi yazmislar bugun. Napalim, severiz kendilerini yine de, linkleyelim.

18 Şubat 2009 Çarşamba

2009 Sezonuna Bizim Isınma Turlarımız

Galatasaray'ın Bordeaux deplasmanı öncesi biraz kafa dağıtalım ve yakın zamanda kesinleşen bu seneki Formula 1 grid'ine bakalım sizlerle.

29 Mart'ta Avustralya GP'si ile başlayacak yeni sezon öncesi, yapılan çok kapsamlı kural değişiklikleri ile beraber (KERS sistemi, aerodinamik yenilikler ve slick lastikler; başka bir postta hepsine ayrı ayrı değinirim) anormal bir heyecan kasırgası bizleri bekliyor gibi bir his var içimde. 2007 sezonunun ardından "Kimi son yarışta hem Lewis'i hem de Alonso'yu bir puanla geçiverdi, bundan daha heyecanlı ne olabilir" diyorduk. 2008 sezon finalinde Lewis Hamilton, son turun son virajında 1 puanla şampiyonluğu kaptı, heyecan maabında ufkumuzu genişletti. 2009? Görücez...

McLaren: Lewis Hamilton ve Heikki Kovalainen ile pilotlarını değiştirmeyen takımda Heikki'nin bu sene daha fazla katkı yapması mecburi, yoksa geçen sene gibi bu sene de Markalar Şampiyonluğu hayal olur. Ama son testlerde yaptıkları iyi 
derecelerle McLaren'in bu sene de başa oynayacağı kesinleşti gibi. 1998'den beri hasret kaldıkları dubleye bu sene ulaşabilecekler mi göreceğiz. Bunun için geçen seneden daha dayanıklı olmaları kesin. Yine de Force India'ya motor ve vites kutusu aksamı verecekse takım, demek ki kendine baya güveniyor.

Ferrari: Şahlanan At için kolay bir sene olmayacak, bunu takım içinden kaynaklar da itiraf ediyor (sanki bana ediyolarmış havasına girdim bi anda). KERS sisteminde geride kaldılar, yeterli ilerlemeyi gösteremediler, şimdi Bahreyn testinde kilometre yapayım derken kum fırtınalarına yakalandılar. Geçen seneki dayanıklılık sıkıntıları bu sene de başgösterir gibime geliyor. Bunun yanında pilotlar da birer soru işareti. Massa, geçen senenin hayal kırıklığından daha güçlü mü yoksa yıpranmış mı çıkacak? Kimi, artık şu emeklilik muhabbetlerinden bayıp sürmeye başlayacak mı? Gerçekten, nasıl şampiyon olduğunun ertesi sezonu sadece 2 yarış kazanabilir bir insan, bunu açıklaması lazım. Luca Di Montezemolo bile "o yarış Kimi'nin kuzeniydi, bu sene kendisi gelecekmiş" gibi mavra açıklamalar yaptı. Bu sene Ferrari'nin iki kupadan birini kazanması benim gözümde süpriz olur. 

BMW: Williams ile ayrılıp Sauber'i aldıklarından beri her sezon ilerleme gösterdiler. Biraz Formula 1'in Sivasspor'u gibiler hatta. Uzun süre lider götürdüler, geçen sene ilk yarışlarını kazandılar (hem de duble yaparak) ve 2009'un geniş çaplı kural değişikliklerine çok önceden hazırlanmaya başladılar. Geçen seneki hedefi ilk pol pozisyon ve yarış galibiyetini gerçekleştiren BMW, bu seneki hedefini şampiyonluk olarak koyuyorsa bir bildikleri vardır. Benim gözümde bu senenin favorileri onlar, Sivas yaparsa BMW de yapar. Hem de Kubica ve Heidfeld gibi oturmuş ve hızlı iki pilotları var. Yalnız Heidfeld artık sıralama turlarını kabusa dönüştürmemeli. 

Renault: Geçen senenin ikinci yarısının sürpriz takımı Renault'da herkes aynı formun bu sezon da devam etmesine dua ediyordur. Alonso iddialı, bu sene şampiyonluğa oynarız diyor. Yarış kazanabilecek bir durumda olsalar da şampiyonluğun o kadar kolay olmadığını hatırlamak isteriz Asturia'lı eski şampiyona. Yine de hedeflerinde gerçekçilerse sezona iyi başlamak zorundalar, iki senedir rezalet başlangıçlar moralleri yere seriyordu; sonra topla toplayabilirsen. Yine de Alonso'nun ardarda Singapur ve Japonya galibiyetleri yılın en büyük comeback'lerinden olarak yerini aldı. Nelsinho mu? O hala cepten yiyor.

Toyota: Her sene iddialı açıklamalarla başlar, Trulli'nin uçtuğu bir kaç sıralama turu dışında da hayal kırıklığı bir sezonla biter genelde Toyota'nın Formula 1 aşkı. En başta olmayan her takım gibi onlar da kural değişikliklerinin kendilerine yaraması için çok çalışacaklar en başta. Trulli'nin sıralamalarda hızlı olduğu kesin, Timo Glock da geçen sene iyi işler becermişti ama bu seneki gerçekçi hedeflerinin 4.lük olması lazım kanımca. Gerisini hayal etmek bile zor. 

Toro Rosso: Takımın yarısının satılığa çıkması moralleri bozmuş ve Toro Rosso'nun Formula 1'deki varlığını tehlikeye sokmuştu bir süre. Neyse ki bu kötü ekonomik ortamda hala buradalar ve iki tane deli fişek sürücü ile yollarına devam ediyorlar. Bu senenin tek rookie'si Isviçreli Sebastian Buemi napacak yakından izleyeceğiz elbet. Bourdais ise bu sene potansiyelini göstermek isteyecektir, geçen sene gereğinden fazlasıyla takım arkadaşı Vettel'in gölgesinde kalmıştı. Eğer Buemi'ye yeteri kadar fark atamazsa seneye o da gidici olur. Italya'nın küçük takımı yine pilot tercihini geç açıkladı, yine arabayı geç tanıttı. Bu sene, öncekilerden daha büyük dezavantaj olabilir bu. Direk rakipleri Red Bull ile yarışta şimdiden 1-0 gerideler. Bu takımı 2010'da başka bir isimle görürsek maalesef çok şaşırmam. 

Red Bull: Boğaların daha büyüğü, küçüğünden daha az kanatlanmış ve Toro Rosso'nun gerisinde kalmıştı geçen sene. Bu sene oradan Vettel'i getirttiler, yanında da Mark Webber, güzel bir pilot ikilisi yaratmış oldular. Nedense bu sene Formula 1'de daha ciddiler ve artık parti yapmaktan daha farklı şeyleri başarmak istiyorlarmış gibi geldi bana. Adrian Newey'in yeni tasarımı RB5, özellikle burun bölgesinde diğer araçlardan farklı. Eğer bu kumar tutarsa Red Bull kendini enteresan yerlerde bulabilir. Bu senenin kesinlikle en izlenesi pilotu Vettel, özellikle de Webber sezon tatilinde ayağını kırdıktan sonra bol bol test yaptı ve araca da alıştı. En az bir yarış galibiyeti bekliyorum, geçen seneki Monza'nın tadı damağımda. 

Williams: Maalesef Williams, hala eski şaşaalı günlerinden çok uzakta ve her sene klasmanda daha da aşağıya iniyorlar. Formula 1'deki ender özel takımlardan biri olarak (hem de çok çok başarılı mazisi olan bir takım olarak) Frank Williams ve ekibinin bu gidişatı tersine çevirmesini yürekten istiyorum. Ama Nakajima ile bu iş zor. Neyse ki Toro Rosso, denediği Takuma Sato'yu takıma katmadı da pistlerde iki kamikaze görmeyeceğiz bu sene. Birileri Tokyo Drift ile Japon GP'sinin farklarını çekik kardeşlerimize anlatsa iyi olur. Bir başka üzüldüğüm nokta da Nico Rosberg'in zayıf arabalarda harcanması. Babasının takımına gönül bağını anlayabiliyorum ama sonunda bir Jenson Button vakası daha olmaya doğru ilerliyor. Kabiliyetli ama harcanmış yetenek olmanın da psikolojik baskısı, ileride isilik yapabilir ona da. 

Force India: Formula 1'in Slumdog'larını grid'in en arkasından kurtaracak tek şey Honda'nın sürpriz bir şekilde geri dönüşü olabilir. Vallya, her ne kadar ilk günden beri 2009 sezonuna odaklandıklarını söylese de yolları uzun ve sarp. McLaren Mercedes ile motor-vites kutusu ortaklığı, acılarını bi nebze dindirebilir ama hastalığı iyileştirmez. Hele de Mike Gascoyne ve Colin Kolles'un takımdan uzaklaştırıp Vijay Mallya'nın askeri rejim ilan etmesi, bu sene için de Force India'nın kaderini gözler önüne serdi. Buradan Adrian Sutil'e bir çift lafım var ama: Sen kendi işini yap, bakma bu Hintli'lere. Alonso da zamanında Minardi ile sonlarda gezinirdi sonra şampiyon oldu. 

Şu anda yarışmıyor gözüken iki takım daha var, onlar farklı bir post'un konusu. Hem zaten maç da başlamak üzere...