deplasman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deplasman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2009 Salı

Antep Sofrasi

Blogun ana sayfada futbol kalmamis bile artik, bazi geri donusler lazim.

Galatasaray dun aksam kazandi Antep deplasmaninda, yazacaktim, basladim ama devami gelmedi. Antep'in ilk ve son 10 dakikalarda esen firtinasi haric genel olarak oyunun hakimi sari kirmizililardi. Uzun zamandir goremedigimiz istek, hirs ve duzen bu sefer vaki buldu Antep semalarinda. Hal boyleyken oyuncular degil top kosmus oldu. Guzel de oldu, seyir zevki yuksek, gol pozisyonu bol(umsu) bi 90 dakika izlemis ve pazartesi gecemiz senlenmis oldu. 

Baros'tan ozellikle sezonun ilk yarisinda cok hazmetmiyordum, ama sonradan gercekten iyi oynadigina ikna oldum. Ileriye atilan toplari tutan, takimi ileri tasiyan, suratli bir adam Cek yildiz. Dun aksam bence GS formasi altindaki en iyi maclarindan birini cikardi, hele bir pozisyonda kosarak butun defansi pesine takip kaleci ile karsi karsiya kalmasi muthisti. Ayrica PCLionFC'nin yazdigi gibi, Volkan Yaman'in aciklarini kapamaya calismasi da ne kadar hirslandiginin ve haftaici yaptigi "Sampiyonlugu istiyorum" demeclerinin palavra olmadiginin kanitidir. 

Daha once Arda'nin ustun performansina hayrandim ve cok takdir ediyordum. Kendisi artik kendini asmaya basladi, su an icin Arda'nin beni afallatan ozelligi bu kadar yuksek bir performansi nasil bu kadar uzun sure surdurebilmesi. Evet belki maclarin sonunda cok bitiyor ama bi sonraki macta hic bir sey olmamis gibi yine kendini paraliyor. Helal olsun, tek kelime ile... Kewell ile ikisi giderse bu takim cok sey kaybeder. 

Volkan Yaman'in gidisi ise gercekten bu takima kazandirir. Onun koridoruna salmislar Mehmet Yozgatli'yi, adam cirit atiyor. Acigini kapatmak, kademesine girmek icin butun defans kurgusu bozuluyor. Su adamin yerine Alpaslan'i denesen, veya Hakan Balta'yi yerine cekip Semih'i stoper oynatsan daha cok siritamaz ki! Hakan'in balta olmasi ne kadar laftaysa, Volkan'in yaman olmasi da o kadar lafta.

De Sanctis ve melekler dun aksam gercekten formdalardi. Onlar olmasa kesinlikle bir gol yemistik. Macla alakasiz nisanlim bile donup "onu ben bile atardim" dedi bir kac pozisyonda. Bu vesile ile Morgan'a ve koyundeki hemserilerine gecmis olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bazen hata yapsa da seviyorum bu adami...

Bu takim Lincoln'suz olabilecegini gosterdi kanimca dun aksam. Lincoln, super topcu, kaprisleri de cekilir; yani ben bu savasta Lincoln'cu de degilim anti-Lincoln'cu de. Ama ne olursa olsun artik arada bir sevgi kalmamistir ve Cassio'nun bu yaz ayrilisini heralde izleriz. Ama asil soru Bulent Korkmaz'in akibetinin ne olacagidir...

3 Nisan 2009 Cuma

Basket Perşembesi

Uzun zamandır baştan sona bir basket maçı izlemediğimi dün akşam Galatasaray-Taranto maçını izleyince anladım. Hatta hayatımda hiç bayan basket maçı izlememişim, onu da anladım. Ama dün akşam ciddi şekilde ara kapadım, Taranto-GS ve TAU-Barça maçlarıyla.

Bir kere bayanların maçları çok enteresanmış; daha yavaş tempo, herkes bir takılıyor edasında, çok daha fazla top kayıpları... Molalarda TAU-Barça maçına dönünce gerçekten bir anda mod değişiyor, oyun hızlanıyor, boylar uzuyor. 

Neyse dün GS, aslında iyi götürdüğü ve devre arasına 8 sayı üstünlükle girdiği maçta ikinci yarıdaki kötü oynu ile yenildi. Aslında bütün ikinci yarı boyunca hepi topu 17 sayı atarsan zaten yenilirsin diye genelleyeyim. Bu sırada da seyirci desteğini arkasına alan Italyanlar, 8 sayıdan geriden 12 sayı öne geçtiler maalesef. Yine de düşününce GS, yarı final ilk maçını da 16 sayı ile kaybetmiş ama ikinci maçı 23 sayı ile kazanmış. O yüzden hala durum pozitif diyebiliriz. O kadar ki acaba haftaya buradaki maça gitsem mi diye düşünüyorum. Sonuçta 13+ bir farkla Avrupa Kupası kazanacağız bi de. 

Maçtan notlara gelelim. Işıl Alben, bayan basket takımının Arda'sı gibi. Boyu kısa, sorumluluk alıyor, kendini paralıyor, harbi GS'li. Iki Amerikalı Augustus ile Brown ise tam zıt karakterde gibiler; biri rastalı öbürü hanımhanımcık, biri dövmeli öbürü dövmesiz, biri daha erkek gibi oynuyo öbürü daha bayan gibi. Cidden Augustus'un oynunu baya beğendim. Erkeklerde bile az görülecek bir denge ile şuta çıkıyo, haliyle çok da yüzdeli oynuyor bu yüzden. Onun dışında Esra, Yasemin Horasan ve Kress de performanslarıyla öne çıktılar. Ama Yasemin erken faul problemine girdi, Kress de bitime iki dakika kala 5 faulle oyun dışında kaldı, zaten geride olduğumuz maçta asıl fark bundan sonra geldi. Yine de ben umutluyum, gerçekten yenilmeyecek bir takım değil. Istanbul'da taraftar desteği ile kupa alınır!

Bizim sıkıntı çektiğimiz ikinci yarıda Barça açıldı. Göz ucuyla izlediğim maçta ilk yarı hep başabaş gitti, iki takım da dengeli, birbirinden kopmayan bir oyun sergiliyordu. Ama ikinci yarı bir ara bir çevirdim, Barça almış gitmiş maçı. 10+ bir farka ulaşmışlar, güzel bir seri ile gidiyorlar. Ersan Ilyasova da güzel pas araları ve smaçlarla ortamı ısıtıyor. Daha ne olsun, sonuçta ikinci memleketimiz Barcelona! Sonunda da seriyi deplasmanda 2-2'ye getirdi ve saha avantajını eline geçirdiler, şimdi haftaya perşembe Palau Blaugrana'daki maçı kazanırlarsa Berlin'deki Final Four'a katılan son takım olacaklar. Haydi hayırlısı...

18 Şubat 2009 Çarşamba

Bordeaux'dan Sonra Kocaeli'den Önce


Sevmiyorum dakika saydığım maçları. Bir ara 2002'de Anfield'da Liverpool ile Mondragon arasında geçen maçın bir benzerini yaşayacağımızı düşündüm: De Sanctis vs Bordeaux. 0-0 beraberlik, yine de fena skor değil, hele de oynu gördükten sonra. Galatasaray'ın ne kadar durağan oynadığını Bordeaux karşısında çok açıkça gördük. Onlar akan bir futbol oynadılar, biz de olabildiğince durdurmaya çalıştık. Ilk yarıdaki kötü adam paylaşımı dışında da durdurduk aslında. Yapabildiğimiz kadar da atak yaptık. 

Yalnızzzzz... (En sevdiğim bölüm başlıyor) Baros'un ilk yarıda elle oynadığı diye sarı kart gördüğü pozisyon kesin penaltıydı, bakalım yarın nasıl bir ultimatom gelecek resmi siteden. Bunun yanında Harry Kewell, altı pas içinde kaçırmasaydı (tamam kaleci kurtardı) ne kadar farklı olurdu skor acaba? 

Geldiğinden beri küçük maçların gol kralı olarak baktığım Baros'u bu maçta acayip beğendim. Oynadığı ilk yarıdaki oynuyla, ikinci yarıda Nonda'nın yaptıklarına bakınca bir kez daha takdir ettim Çek forveti. Hoş, şimdi Skibbe övüyor televizyonda ama ben Nonda'nın teşekkür edilip şans dilenmesi gereken oyunculardan olduğunu düşünüyorum. 

Belalı bir sağ bekten sonra boş bir sol bekimiz de var artık. Hakan Balta olmayınca Volkan Yaman oynamasın diye 3'lü defansa dönüyoruz, anlamıyorum kusura bakmayın. O zaman Volkan niye kadroda? 

Şimdi kendi evinde gol yememe bombası Galatasaray'ın elinde. Eğer haftaya Ali Sami Yen'de gol yemezsek turu geçeceğimize inanıyorum. Hamburg da 3-0 yenmiş deplasmanda, rakibimiz belli oldu şimdiden, sıra bizde inşallah. 

PS: Wizard of Oz'u özlemişiz.