ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2009 Pazartesi

5 Tam Hakem

Uefa.com'da çıtır okuduğum bir habere göre seneye Avrupa Ligi maçları 5 hakem ile oynanacakmış. U19 şampiyonasındaki denemenin başarıyla sonuçlanmasından cesaret bulan uefa, kararı da bugün itibariyle açıkladı. Orta hakem, 2 yan hakem, 2 de ceza sahası hakemi olacak. Yani ceza sahasındaki fauller, top çizgiyi geçti mi geçmedi mi'ler o 2 hakemden sorulacak. 

Bence şahane oldu bu, artık küfredecek daha çok hakem var. Aynı zamanda televizyon programlarında tartışılan pozisyon sayısı çoğalacak, yanlış kararlarda "3 varken de böleydi şimdi 5 oldular hala aynı" diye laflar türeyecek vs vs Türk medyası yaşadı desenize.

Bir de eskiden 4. hakem dediğimiz mevzu var. Şimdi oldu 6. hakem. Gittikçe ezikleşiyor zavallılarım. Yandaki teknik direktör ne dinlesin hakem kademesinin dibindeki evladı, "sus lan sen 6." der geçer. Allah sonumuzu hayır ede!

28 Mayıs 2009 Perşembe

Barça! Barça! Baaaarrrça!


Dünkü yazıda "en başta mükemmel bir maç olmasını, sonra hakkedenin kazanmasını, sonra da bunun Barcelona olmasını" dilemiştim. Dediklerim de oldu galiba.

Dünkü maç belki sezon içinde izlediğimiz en iyi maç değildi, ama bu tip 90 dakikalık ünvan maçlarında zaten bunu beklemek naiflik. Yine de muhteşem bir sezona son derece layık bir final oldu. Bütün sene, yılın, belki de bütün zamanların en iyi futbolunu oynayan Barcelona, sonunda da hakkıyla bütün kupaları aldı. Chelsea maçı dışında, Katalanlar, kendi futbollarını oynamanın dışında, rakiplerine hep aynı oynu oynatıyorlar. Ha Real Madrid, Lyon, Bayern Münich; ha Osasuna, Sociedad, Huelva. Manchester United da aynı şekilde yeniliverdi. 

Maç için yapılanlar ve yapılmayanları yazmak istemiyorum, bunu benden çok daha iyi yapan arkadaşlar var. Ama dikkatimi çeken noktalar, bana oyunun güzelliğini tekrar ve tekrar hatırlattılar. Bir kere insanüstü bir sezon geçiren Messi'nin, Şampiyonlar Ligi gol krallığını, finalin son golünü (hem de Van der Sar'a karşı kafa ile) atarak alması; sezonun en iyi futbolunu oynayan takımın en büyük kupayı kapması, "adalet budur" dedirtti. Oh be! Sonra Puyol'un Real Madrid maçında Katalan bayrağı renklerindeki kaptanlık pazubandını öpmesini hatırlıyor musunuz? Peki dün akşam Eto'o, golden sonra ten rengine vurgu yaparken yine çok güzel bir mesaj vermiyor muydu? Üstüne farklı bir yazı yazmayı düşünüyorum ama futbol politikadır ve mesaj kaygısı da bu oyunun bir parçasıdır. Karaktersiz oyunculardan sıkılıyorum.

Ayrıca bizim çok zengin klüplerin her sene yabancılarını yenilemesi ile dünyanın en zengin klüplerinden Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi finaline 7 tane altyapı oyuncusuyla çıkması ne büyük bir tezat değil mi? Bu takımın dünya çapında bu kadar sevilmesinin en önemli etkenlerinden biri de sokağı sahaya taşımaları. Batman'vari hem iyi birer kahramanlar hem de insanlar. 

Dün akşam Plaça Catalunya veya Las Ramblas'ta olmak isterdim; Roma'dan bile çok. Güzel şehir gözlerimde tüttü. 

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Kırmızılar Oldu Beyaz

Galatasaray, o efsane günde kırmızı beyaz forma ile sahaya çıkmış ve destanlar yazmıştı. Tanıdığımız alıştığımız renklerinin dışındaydı, ama çok da uzağında değildi.

Manchester ise bu akşamki final için düz kırmızı renklerinden çok farklı çıkıyor. Düz beyaz. 17 yıl önce Kupa Galipleri Kupası finalinde Barcelona'yı yendikleri renklerde. O günden beri ilk defa. 

Futbloglar ve aslen taraftarlar olarak işin kıyafet yönüne, takım formalarının tasarımına, uğurlar/uğursuzluklara biz dikkat ederdik sanıyordum. Bu kez uefa.com bizi ters köşeye yatırdı. Cillopundan bir makale ile Manchester United'ın beyaz formasını ele almışlar. Eminim ki bizden de bunu yazan çok olacaktır. Gol Atan Kaleye değinmiş bile. 

Neyse heyecan her dakika artıyor, en başta mükemmel bir maç olmasını, sonra hakkedenin kazanmasını, sonra da bunun Barcelona olmasını diliyorum. 

26 Mayıs 2009 Salı

Wednesday Night Fever


Çarşamba gecesinin heyecanı şimdiden sardı bünyeyi, nişanlım bile hevesli!

5 Mayıs 2009 Salı

Real Madrid vs Chelsea


Gol makinesi Barcelona'yı durdurma şerefine fazla takım nail olamadı bu sezon, hele de Camp Nou'da. Ama geçen hafta Chelsea bunu başarmıştı, bunun için de futboldan ödün vermişlerdi. Seyir zevki yüksek olmasa da turu geçmek istiyorsa yapması gereken bir şeydi Blues'un, sonuçta 40 metrede top oynandı. 

Cumartesi akşamı Real Madrid'in kazanmaktan başka şansı yoktu ve lale gibi açıldı. Blaugrana da açılan yere giriverdi. O kadar kötüydü ki sonuç, belki de Real Madrid'in uzun vadede yeniden yapılanmasına kadar yolu açtı. O ayrı mesela.

Yarın akşam Chelsea de lale gibi açılacak, kendi evinde 0-0'a yatmak fazla fazla riskli, hele de Barcelona'ya karşı olunca. O zaman da Chelsea ile Real Madrid'in farkı çıkacak ortaya. Bu fark "sen 6 yedin ben şu kadar yedim" gibi de olabilir, "seni harcadılar ama ben işimi hallettim" şeklinde de olabilir; skor gösterecek. Gerçek şu ki Messi ve saz heyeti, haftasonu baya gözdağı verdi. 

14 Nisan 2009 Salı

Chelsea - Liverpool CANLI YORUM (2D)


Neydi o ilk yarı öyle, şimdi gelsin ikinci yarı. Terry hala gülüyor bu arada, iyiymiş. Başlar ikinci yarı, 0-2 Liverpool maç, 3-3 tur ama Chelsea hala deplasman golü avantajı ile önde. 

- Bir anda Petr Cech tereddüt etti, Alonso kaptı topu ama kenarda kalınca birşey olmadı. Baya korkutucu Çelski adına. Hala da bastırıyo Kırmızılar. Dakika 46.

- Ikinci yarıda herkes birbirini tartıyor derken, bu geceye yakışmayan bir gol geldi. Anelka ortaladı (bakın adam etkili doğruya doğru) Drogba dokundumsu ve Reina hemencecik yumurtladı. 2-1. Vay vay vay! Dakika 51.

- Bir daha baktım da aslında Drogba, kasten yaptıysa şık dokunmuş. Bravo walla, tek başına pozisyon yaratan enteresan bi adam bu. Ama Reina da yıkıldı ya, takım bu kadar iyi giderken sen git böyle bir gol ye. Neyse kalecilerin ikisi de rezil olmuş oldu böylece. Dakika 53. 

- Bu arada Bayern de attı bi tane aynı sırada. Anelka Londra'da rol çalarken, bonusu Ribery de Münih'te bişiler yapıyor. Tuttuğum iki takım da gol yedi birden, üzdü ama inancımı yitirmedim. Zaten L'pool'a 3. lazımdı, hala da lazım. Bişi değişmedi.

- Chelsea tehlikeli bi yerden serbest vuruş kullanıyor, kaleyi cepheden görüyor. Topun başında mavilerin golünü atan Drogba. Lan gol!! Ne? Bi dakka değil galiba. Gol mü diil mi? Diilmiş, ama yandan o kadar gol gibi gözüktü ki spiker dahil toptan malladık.  Dakika 56.

- 3 adım daha uzaktan bir daha serbest vuruş maviler adına. Bu sefer gol!! 2-2!!! Hem gol hem penaltı, ne biçim şeydi o!! Alex, Allah ne verdiyse vurmuş, Reina topu görene kadar ağlarla kucaklaştı top. Dakika 57. Neler oluyor bu maçta, ben bi bok anlamadım. 

- Neredeyse 3.yü atıyodu Kırmızılar. Şut, Cech sektirdi sonrasında fısladı pozisyon ama öh dedim, zevkten kusucam. 25 dakika kaldı, 2 gol gerek Liverpool'a ama belli olmaz, 5 gol bile daha çıkabilir bu maçtan. Dakika (90 eksi 25) 65.

- Ikinci yarı başındaki Chelsea baskısı fıstı biraz, Liverpool geri döndü. Ama bu sefer ortalar ilk yarıdakiler kadar etkili değil. Aslında ikinci yarıda ilk golü Liverpool atsa çok gelirdi ama Chelsea atınca dengeler değişti.

- Ballack ne kaçırdı yarabbim! Oracıkta bitirecekti maçı ama iyi ki bitmedi sevindik futbolsever olarak. Drogba kanattan tek başına getirdi, defansı itti geçti öyle bir fizik. Çıkardı ortaya Ballack bomboş ama direk kaleciye vurdu, harcadı. Zaten sevemedim Ballack'ı. Dakika 66.

- Malouda yerdeyken Rafa bir başka vatandaşını daha sahaya sunuyor: Albert Riera! Hani şu Güiza'nın ilk defa işe yarayıp yaptığı asist ile milli takımımızı yıkan adam. Ah be Mascherano çıkıyor, seviyorum bu Arjantinli'yi. Andık geçelim.

- Torres neler yaptı, akıllara ziyansın sen ya! Saçma uzaklıklardan dönüp vurdu nerdeyse 90a takıyordu. Respect Bro! Dakika 69.

- Malouda iki kişiyi geçmedi, sıçtırdı! Ama pozisyonumu yarattım ben vururum diye düşününce geriden gelip kornere attılar topu. Dakika 71.

- Aman Allahım o ne paslaşmalar Liverpool'dan. Ceza sahası çevresinde bilardocu edasıyla incecik görmeler, duvar pasları fln... Bazen kızıyorlar futbolcular çok maç oynuyor diye ama hergün oynasınlar her gün izleriz.

- Spikerimiz yarınki Ingiliz başlıklarını atıyor, haber atlamamak diye buna derim. Acaba Türk spor basını ne başlıkları atacak? Rüyadan kabusa, Chelsea Reina'ya Gitti!

- Of, Chelsea hakkaten Reina'ya gitti artık. Ballack sonunda süper bir pas verdi, Drogba acayip bir çalım attı, Lampard da yine Reina'ya yumurtlattı. Istanbul ruhunu Chelsea yansıtıyor sahaya. 2-0dan 3-2!! Spiker kendinden geçti: "O nasıl göz, sen nasıl o arkadaşını görüyorsun??" Dakika 77. Chelsea artık geçti turu, tamam rahat!

- 4. hakemin basiretsizliğinden N'gog bekliyor yanda. Chelsea, Alex'in attığı yerin aynısından kullandı, yandan aut. Ingiliz seyircileri klasik bir "aaaoooggghhh" çekti. 

- Barça attı 1-1 oldu derken bir de Liverpool attı, Lucas vurdu defanstan kontrpiye, 3-3. 2 tanecik gol, 9 tanecik dakika kaldı. Bakalım! Bir şey diyemiyorum bu akşam. Dakika 81.

- Ne diyosun!!! Ne diyorsun sen, kafan mı güzel Liverpool?!?!? 4-3, Dick Kuyt, hazrrooll! 1 tanecik gol 8 tanecik dakika!!! Yok yok efsunlu bu oyun!

- Buldum, futbol tanrılarının kafaları güzel, yukarıdan kahkahalarla izliyorlar. Derken nerdeyse Benayoun kaleciyle karşı karşıya kalıyodu. Dakika 85.

- Bu sefer de Lampard atıyodu Malouda'nın pasında. Şimdi de Liverpool kontraatakta. 3 koca dakika daha var, 5 gol bile çıkar! Dakika 87.

- Bir maç nasıl zıvanadan çıkar görmüş olduk. Drogba'nın mücadelesi, Anelka'nın pası, Lampard'ın muz şutu!!! Iki direğe birden vurdu, dört dörtlük maç 4-4 oldu sonunda.

- Daha yazmayı bitirmedim, Essien göğsüyle çizgiden çıkardı! Yazması benim parmaklarımı yordu, adamlar hala haldır haldır koşuyo. Spiker de coştu: "Şampiyonlar Ligi bu işte". Biraz Murat Kosova özentisi koktu.

- Son 3 dakika, hala belli olmaz ama sanki artık bitti gibi. Chelsea, Barcelona'ya karşı. Chelsea nedense her sene aynı takımlarla karşılaşıyor. Bu arada bu iki takım arasında da bir derbimsi oluştu Avrupa Arenasında, şukela oldu yine karşılaşmaları.

- Mavilerin mavi-beyaz bayrak şovu hakkaten çok güzel. Liverpool'lular hala "You'll Never Walk Alone" diye bağırıyor. Ve maç bitti, yani daha ne kadar güzel olabilir. Daha ne olabilir??? Bir sürü gol, bir sürü güzel şut/kurtarış/pas, ve sonunda sarılan oyuncular. 

Ya bi git ben gidiyorum, küstüm oynamıyorum!!!

Chelsea - Liverpool CANLI YORUM (1D)


Bu akşam yeni bir olay deniycem şimdi. Chelsea'nin Liverpool'u ağırladığı maçtan canlı izlenimlerimi yazıcam, bakalım nasıl olacak. Inşallah bişiye benzer! Ilk maç 3-1 Çelski lehineydi.

- Liverpool Gerrard'sız, Chelsea John Terry'siz. Üzdünüz bizleri. Kırmızılar Hillsborough'u anıyor siyah bantlarıyla bu arada. 

- Istanbul ruhu bakalım işe yarayacak mı kırmızı köşeye? Yoksa mavi köşedeki boksör, avantajını kullanıp turu cepleyecek mi? Dakika 4, henüz bişi yok.

- Ya bu maç Stanford Bridge'de değil mi? Ben niye devamlı "You'll Never Walk Alone" duyuyorum? Dakika 5

- Rafa Benitez'den geliyor: "Amansız Ol!" Dakika 8

- Tam Torres'e top gelmedi derken bir geldi pir geldi ama olay pası verendeydi açıkçası. Golcü dediğin böyle olacak. Seviyoruz kendisini! Dakika 13

- Chelsea, pozisyonu görüyorum ve arttırıyorum dedi: Frank Lampard vurdu az farkla çıktı. 

- Abramoviç, yazık, takımını tek başına, kaderci, mutsuz mutsuz izliyor. Arapların gölgesinde hayat zevksiz.

- Şaka mısın? Bu komik değildi Aurelio!!! Naptın sen? Dakika 20, gollerden bir. Kop'çular koptu. Hakkaten çok güzel goldü, hem akıl ver hem istediği yere atmak var, herşey var. Yürü be demek istiyorum sayın seyirciler, golün böylesine can gurban! 0-1

- Kaldı iki gol! Ama L'pool baya gaza geldi, devamlı faul yapıyorlar. Bir de yanlış bi geri pas geliyordu, Reina kurtardı. Barça ne alemde ona da bir bakarım şimdi.

- Şu ana kadar maçın adamı Fabio Aurelio. Süper bi arapas, Torres'in topuk pası ama Benayoun'a gelmedi. Gelse Karakafa Petr Çek ile karşı karşıya. Dakika 25.

- Aurelio aynı yerden kullandı serbest vuruşu, bu sefer penaltı!!!!! Oha ya olaya bak, aynı yerden iki serbest vuruş 1.5 gol!!! Alonso attı 2-0 oldu!!! Sen ne diyosun, neler oluyor?? Ben en başta sandım ki Liverpoollular faul yaptı, kimse ses çıkarmıyor fln. Penaltıymış. 

- Bu arada penaltı çalındığı sırada Skirtel bomboş kale yerine 6 pasdan auta attı ama neyseki penaltı vardı pozisyonda. Hadi iyisin Skirtel!! Barça hala atmamış. Dakika 29.

- Chelsea'ye bir penaltı gibi geldi bana ama tekrarını görmek lazım. Ne maç oluyor ya!!

- Yok Ivanoviç kendini atmış ama şimdi Çelski, yakın bi yerden serbest vuruş kullanıyor, bakalım neler olacak?! Yok fos!

- Eğer bu korner gol olmazsa kimsenin aklında kalacak bir pozisyon değil ama Aurelio dakika 32'de bir kanattan bir kanada öyle bir oyun açtı ki benim de ağzım açık kaldı. Sonunda futbol izliyoruz ya, neydi o öyle haftasonu! Bence Turkcell Süper Ligi, Fox TV alsın box yerine yayınlasın. Neyse...

- Hiddink'in paçası tutuşunca ortaya Anelka çıktı, bakalım ne ara girecek, neler yapacak eski kanarya. Dakika 35 dedik ve Kalou çıktı Anelka girdi. Eh, mavi köşeye gol lazım. 

- Sonunda Maviler de ciddi bir atak yaptılar ama Reina'nın ellerinde kaldı. I wanna team that's full of Carraghers, number one is Carragher number two is Carragher!! Dakika 37

- Spikerin dediğine göre Benitez, Hiddink'in üstüne yürümüş, ekranlara yansımadı ama. Aklıma Fatih Terim geldi nedense. Amansız olacan Benitez'im!

- Liverpool arka arkaya kornerlerle geliyor Mavilerin üstüne, sonra ortalar, sonra Dick Kuyytt kafa atıyor Petr Cech son anda!! Sonra bi ara kale önünde top boş kaldı ama bir şey çıkmadı. Dakika 44.

Of aman nalan, bitti ilk yarı ama bi izleyip bi yazmak kolay değilmiş. Neyse başladık birazdan ikinci yarıda görüşürüz sizlerle!

12 Mart 2009 Perşembe

English or Not?

Dun geceki maclarla beraber 4 Ingiliz takimi da Sampiyonlar Ligi'ne devam ediyor. Ingiliz olmayan 4 takim kaldi; Barcelona, Bayern, Porto, Villareal. 

Ingiliz olmayanlara teker teker bakalim, aralarinda hangisi Sampiyonlar Ligi'ni alabilir? Villareal ile Porto benim en az sans verdiklerim. Hatta bir adim daha ileri gideyim, eger bu takimlara minimal bile bir sans veriyorsam bu tamamen futbolun belirsizliginden; yoksa bu takimlarin Villareal ve Porto olmasindan degil. 

Bayern Munich? Bu seviyede cok kere oynamis, bol tecrubesi olan Alman Panzerleri, Sporting'i cok fena dagittilar. Hem de Toni ve Ribery'siz. 12-1'lik bir tur zaferinden sonra onlarin CL sampiyonlugu icin ustunu cizmek zor. Ben de zoru basarmiyorum, gercekten sanslari var. Ne kadar? Kanimca cok degil, ama realistik. 

Ingiliz olmayan 4 takim arasinda Sampiyonlar Ligi'ni almasi en olasi takim Barcelona. Hatta bazilarinin gozunde Ingiliz takimlarindan bile yuksek sansi. Deli bir gol makinesi gibi oynayan Pep'in Aslanlari, yine de aslinda oyunculara bagli. Messi olmayinca tekliyor bu makine mesela. Veya Iniesta, Xavi... Ama bu oyuncularin devamliligi saglanirsa bir sikinti duymaz. Dani Alves acik acik soylemis dun aksamki mactan sonra: "Eger boyle oynamaya devam edersek kim nasil durduracak bizi bilmiyorum!" Iddiali...

Ingilizler arasinda en az sans verdigim Arsenal (Ali Okanci'dan ozur diliyorum). Kuraya gore yari finale cikabilirler ama Roma'yi penaltilarla eleyen Gunners'in finali gormesi, hele de CL'yi almasi zor. Yine de "coluk cocuk" ile buralara gelen ve bu oynu oynayan takim, en buyuk takdiri hakkediyor. 

Chelsea'ye antipatim var acikcasi, ama gecen sene penaltiyi kacirinca John Terry icin icim parcalanmadi degil. Yine de Blues'un onunde bir de Liverpool var. Anfield'cilar daha iyi oynuyorlar ama onlarda da istikrar sikintisi var. Bir gun dokturuyorlar, bir gun dokuluyorlar. Onlar da aslinda Gerrard'in eline fazlasiyla bakiyor. Bir nevi Ingiliz Barcelona.

Manchester United ise hem istikrari hem takim butunlugu hem de oynadiklari oyun ile finale en yakin ve en hazir isim aslinda. Son sampiyon bakalim sifatini koruyabilecek mi?

Kuralar cekilsin burada hemen iddialasma, tahminler, umutlar girla devam eder.