10 Nisan 2009 Cuma

8

Munih'e sekiz oyuncuyla gelirlerse bir sansimiz olabilir.


Bayern'li Van Bommel
Eski takimi Barcelona'nin yasattigi beyin .mciklatmasindan sonra

7 Nisan 2009 Salı

Kutlu Futbol Haftasi


Bu aksamdan itibaren Sampiyonlar Liginde son donemec basliyor, artik cekilissiz kurasiz, hersey topun ucunda. 

Uzun uzun analizler yerine direk tahminlerimi yazayim, ferah olsun: 




Villareal
                       Arsenal
Arsenal

                                                          ManU                 

ManU
                       ManU
Porto


                                                                                             Barcelona


Liverpool 
                        Liverpool
Chelsea

                                                             Barcelona

Bayern
                         Barcelona
Barcelona



(Cizgiler olmadan bu kadar)

Antep Sofrasi

Blogun ana sayfada futbol kalmamis bile artik, bazi geri donusler lazim.

Galatasaray dun aksam kazandi Antep deplasmaninda, yazacaktim, basladim ama devami gelmedi. Antep'in ilk ve son 10 dakikalarda esen firtinasi haric genel olarak oyunun hakimi sari kirmizililardi. Uzun zamandir goremedigimiz istek, hirs ve duzen bu sefer vaki buldu Antep semalarinda. Hal boyleyken oyuncular degil top kosmus oldu. Guzel de oldu, seyir zevki yuksek, gol pozisyonu bol(umsu) bi 90 dakika izlemis ve pazartesi gecemiz senlenmis oldu. 

Baros'tan ozellikle sezonun ilk yarisinda cok hazmetmiyordum, ama sonradan gercekten iyi oynadigina ikna oldum. Ileriye atilan toplari tutan, takimi ileri tasiyan, suratli bir adam Cek yildiz. Dun aksam bence GS formasi altindaki en iyi maclarindan birini cikardi, hele bir pozisyonda kosarak butun defansi pesine takip kaleci ile karsi karsiya kalmasi muthisti. Ayrica PCLionFC'nin yazdigi gibi, Volkan Yaman'in aciklarini kapamaya calismasi da ne kadar hirslandiginin ve haftaici yaptigi "Sampiyonlugu istiyorum" demeclerinin palavra olmadiginin kanitidir. 

Daha once Arda'nin ustun performansina hayrandim ve cok takdir ediyordum. Kendisi artik kendini asmaya basladi, su an icin Arda'nin beni afallatan ozelligi bu kadar yuksek bir performansi nasil bu kadar uzun sure surdurebilmesi. Evet belki maclarin sonunda cok bitiyor ama bi sonraki macta hic bir sey olmamis gibi yine kendini paraliyor. Helal olsun, tek kelime ile... Kewell ile ikisi giderse bu takim cok sey kaybeder. 

Volkan Yaman'in gidisi ise gercekten bu takima kazandirir. Onun koridoruna salmislar Mehmet Yozgatli'yi, adam cirit atiyor. Acigini kapatmak, kademesine girmek icin butun defans kurgusu bozuluyor. Su adamin yerine Alpaslan'i denesen, veya Hakan Balta'yi yerine cekip Semih'i stoper oynatsan daha cok siritamaz ki! Hakan'in balta olmasi ne kadar laftaysa, Volkan'in yaman olmasi da o kadar lafta.

De Sanctis ve melekler dun aksam gercekten formdalardi. Onlar olmasa kesinlikle bir gol yemistik. Macla alakasiz nisanlim bile donup "onu ben bile atardim" dedi bir kac pozisyonda. Bu vesile ile Morgan'a ve koyundeki hemserilerine gecmis olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bazen hata yapsa da seviyorum bu adami...

Bu takim Lincoln'suz olabilecegini gosterdi kanimca dun aksam. Lincoln, super topcu, kaprisleri de cekilir; yani ben bu savasta Lincoln'cu de degilim anti-Lincoln'cu de. Ama ne olursa olsun artik arada bir sevgi kalmamistir ve Cassio'nun bu yaz ayrilisini heralde izleriz. Ama asil soru Bulent Korkmaz'in akibetinin ne olacagidir...

6 Nisan 2009 Pazartesi

Efsane Yagmur Yarislari

Bu pazarki Malezya GP'sinden sonra aslinda bu listeyi yapmak farz oldu. Okay Karacan, uzun zamandir bu kadar heyecanli yaris izlemedigini de defalarca tekrarladi ama bu muhtemelen seyirciye yarisi satma gudusunden kaynaklaniyor. Heyecanli yarislari son iki sene cercevesinde bir de yagmur secenegi ile kisitladik mi ortaya cikan liste:

2008 Italya Monza:
Italya'da tifosiler uzun zamandan beri bu kadar islanmamisti. Sampiyonanin onde giden ikilisinden Massa 6. Hamilton 7. olmustu, galip ise belki de gelecegin Dunya Sampiyonu. Sebastian Vettel, Italyan'larin kucuk takimi Toro Rosso ile yarisi kazanirken bize unuttugumuz Alman-Italyan milli marslari ikilisini dinletmisti. Podyuma ona eslik edenler Heikki ve Kubica. 

2008 Britanya Silverstone:
Ilk sezonunda kazanamadigi evdeki yarisini, Hamilton, ikinci sezonunda kazaniyordu ama yarisin hikayesi bununla bitmiyor tabi ki. Gokten inen sel ile beraber her taraf ucusan araba kayniyordu. Hamilton'in en buyuk rakibi Massa ise yaris boyunca attigi 5 spin ile gunun dalga konusu. 

2007 Avrupa GP: 
Start aninda bastiran deli yagmur, ilk tur sonunda herkesin pite girmesine sebep oldu; iki kisi haric. Birincisi pit cikisina kadar gelip aracin kontrolunu kaybeden ve piste geri kayan Kimi Raikkonen, oburu de kariyerinin ilk yarisina zaten yagmur lastikleriyle ciktigindan dolayi ihtiyac duymayan Spyker'dan Winkelhock. Sonrasinda sirayla ilk virajdan disari kayan araclar, arac temizleyen bir vince carpan Hamilton ve sonunda Massa'yi iterek yarisi kazanan Alonso. Daha ne olsun?

2007 Japonya GP Fuji Speedway:
Yagan yagmurdan dolayi Guvenlik Araci arkasinda baslayan yarista, Alonso spin atip yarisdisi kalmisti. Raikkonen, kor bir atakla disaridan Coulthard'i gecip 3.luge yukselmis ve iki yaris sonra gelecek sampiyonlugu icin pozisyon almisti. Guvenlik araci arkasinda 3. giden Vettel, 2. giden Webber'e carpmis ve bugunun takim arkadaslarinin arasina hisim girmisti. Hamilton'in caylak yilinda kazandigi son yaristi ayni zamanda. 

F1 ve TRT1

Bu sezon basinda hic beklenmedik sekilde F1'in Turkiye'deki yayin haklarini TRT1 almisti. Hem de oldukca sessiz sedasiz; o kadar ki bunun reklamlarini sezon basladiktan sonra gormeye basladik. Bir de yarislarda Okay Karacan-Serhan Acar ikilisinin bulunacagini ogrenince sevincimiz katlanmisti. Ama bu sevincler 29 Mart sabahi kursagimizda kaldi. 

Ilk once Okay Karacan ile Serhan Acar'in yarisi beraber sunmayacagi ortaya cikti. Yani Karacan studyodan seyirciyi isitacak, sonra da yarislari daha once oldugu gibi Serhan Acar tek basina sunacakti. Elindeki boylesine potansiyeli mumbar etmisti TRT yani. Zevkli gecen yarislar zaten kendi kendini izletiyor ama her yaris zevkli gecmiyor ve bu durumlarda tek sunucu cok zor bir duruma dusuyor. O kadar ki utanmadan sikilmadan, zamaninda Serhan Acar'a yazi bile yazmistim "su yarislari biri ile sun lutfen, hatta istersen ben bile yaparim" diye. Teklifim baki, isteyen olursa seve seve yaparim. Ama tekrarliyorum, ben olmasam bile Serhan Acar'in yanina birisi lazim.

Bir yandan da TRT, bu isi aslinda cok da bilmedigini belli etti. Yaris oncesi Malezya sokaklarinda yapilan roportajlarin altyazilarinda bir tek tane pilotun ismini dogru yazamadi. Yayin haklarini satin almak icin tonlarca para odemis bir kuruma hakkaten yakismadi bu. 

Bunun yaninda farketmisinizdir, TRT ekibi gercekten Malezya'ya gitmis ve orada sokak roportajlari da yapmisti. Bu aslinda ellerindeki isi ciddi yapmak istediklerinin bir gostergesi, son derece takdire sayan. Yalniz, bu ekipleri her yarisa yollamak ciddi bir masraf. Ellerinden gelen buysa da son derece yazik. Bari daha dolu dolu, daha seyircinin ilgisini cekecek klipler ve roportajlar yapsin ki Serhan Acar disinda giden ekip, tatile cikmis gibi gozukmesin. 

Ve geldik gecen hafta yasanan bomba olaya. Daha oncekilerden cok daha heyecanli gecen bir sezon oncesinden sonra beklentiler tavan yapmisti 29 Mart sabahi. Cok enteresan bir yaris olacak ve butun F1'in tarihsel gidisati degismeye adaydi. Yaris basladi ve yayin kesildi; cunku TRT sifrelenmisti!!! Yarisin son 10 turunda goruntu geri geldi, TRT de aciklama yapti: Bizim aldigimiz yayin sifrelendi. Peki sen boyle onemli bir gorevi ustune almisin ve yayin yapiyorsun, bunu nasil ongoremezsin? Bunun olacagini nasil bilemezsin? Peki biz bunun tekrarlanmayacagindan nasil emin olalim? Bu acik ve secik bir sekilde TRT'nin kendi yayininin kontrolunde olmadigini gosteriyor bana.

Umarim ki endiselerim yersizdir ve biz sezon boyunca keyifli yarislar izleriz. Ayrica Serhan Acar'in yanina Okay Karacan kalibresinde hayirli bir kismet bulurlar ve yarislari bizim icin de senlendirirler. Bir sonraki yaris 2 hafta sonra Cin...

Sen Busun Sepang


Her pistin bir karakteri vardır, Monaco caddeleriyle, Albert Park sezona başlamasıyla, Türkiye 8. virajıyla, Singapur gece olmasıyla ünlüdür vs... Sepang'ı güzel kılan da iki uzun düzlüğü ve yağmurları. Zaten bütün hafta yarışın geç saatte olmasıyla ilgili pilotların yaptığı şikayetlerin yarısında o da vardı; eğer yağmur yağarsa görüş çok düşer! Ve beklenen oldu. 

Yaris aslinda gecislerin bollugu ile dikkat cekiyordu ilk dakikalarda. Kubica, startta geride kalmis; Alonso, agir araciyla arkasinda konvoy olusturmus ve herkesi birbirini kovalar duruma gecmisti; bu da en cok muthis starti ile Rosberg ve Button'a yaramisti. 

Yaris ilerledikce yine herkes Ferrari'yi konusmaya basladi. Siralama turlarinda Massa'yi 16.likta birakan takim (zamaninin yeteri kadar iyi oldugunu zannettiler, durumu anlayinca yeniden tur atacak zamani kalmamisti), yaris sirasinda da durup dururken Raikkonen'e agir yagmur lastikleri taktilar. Radyodan agliyordu Finli; "My tyres are completely destroyed" diye. O kadar erken bir lastik degisimiydi ki yagmur gercekten yagmaya basladiginda da Kimi'nin hizlanacak kadar lastigi kalmamisti. 

Sonrasinda yagmur geldi, herseyi supurdu, bize de Okay Karacan'la Serdar Acar'in muhabbetini dinlemek dustu. Her ne kadar Karacan "bu yaris yillardir izledigim en heyecanli yaris" dese de maalesef kendisine katilamadim, bunun icin bir liste olusturup kanitlariyla cikicam karsiniza. Yagmur oldugunda yarisa belli bir heyecan katiyor ama bu sefer o kadar hizli heyecan seviyesini asip tehlike bolgesine girdi ki anlayamadik. Bunun disinda bir de TRT borcum var onu da yazicam. Eh artik bir de Ferrari Ozel yapmak sart oldu. Amma malzeme cikti bize, bi de aksam Antep-GS maci var. Blog basindan ayrilmicam galiba.

Yavastan siralamayi yazip kacayim ben o zaman simdilik; Button 2de 2 yapti, arkasindan Heidfeld ve yarisin yildizi Glock podyumu olusturdu. Trulli ve Barrichello takim arkadaslarini takip ettiler, 4. ve 5. sirada. Mark Webber, 6. sirada bitirerek Red Bull'daki potansiyeli yine gosterdi. Arkalardan gelen Hamilton ve startin saman alevi Rosberg puan barajini asan isimler oldular.

3 Nisan 2009 Cuma

Mclaren Karisti!

Formula 1'de dun yasanan gelismeleri bir paparazzi edasiyla SOK SOK SOK diyerek gecmistik, bugun baska gelismeler de oldu. 

Hamilton ve Mclaren Spor Direktoru Dave Ryan, pazar gunku yaristan sonra hakemlerin karsisina cikmislar ve "Trulli'nin gecmesine izin verdiniz mi?" sorusuna birden fazla kez net bir sekilde hayir yanitini vermislerdi. Daha sonra hem Hamilton'in bir TV'ye verdigi demecler hem de takim ile arasindaki radyo konusmalarini inceleyen FIA, ikilinin yalan attigini farketti ve Hamilton'i yaristan diskalifiye etti.

Yeni gelisme ise Mclaren, bu olayin ustune 25 yildir kendileri ile calisan Dave Ryan'i isten cikardi. Malezya'dan bavullarini toplayip donen Ryan'dan henuz bir aciklama gelmedi ama Mclaren patronu Martin Whitmarsh, olagandisi bir sekilde cuma basin toplantisina katildi ve durumu acikliga kavusturdu. Hamilton'in "tam olarak durust olmadigi"ni ama bu durumda ust duzey yetkili olarak asil sorumlunun Ryan oldugunu ve kendisi ile ilisik kesmekten baska sanslari olmadigini belirtti cok kisa bir sure once. Bir yandan da FIA, Hamilton ile ilgili baska cezalar da verebilecegini acikladi.

Kisacasi Mclaren'de sular durmuyor, arac da hala istenilen seviyede degil. Bu sezon onlarin icin son derece zor gececek anlasilan. 

Basket Perşembesi

Uzun zamandır baştan sona bir basket maçı izlemediğimi dün akşam Galatasaray-Taranto maçını izleyince anladım. Hatta hayatımda hiç bayan basket maçı izlememişim, onu da anladım. Ama dün akşam ciddi şekilde ara kapadım, Taranto-GS ve TAU-Barça maçlarıyla.

Bir kere bayanların maçları çok enteresanmış; daha yavaş tempo, herkes bir takılıyor edasında, çok daha fazla top kayıpları... Molalarda TAU-Barça maçına dönünce gerçekten bir anda mod değişiyor, oyun hızlanıyor, boylar uzuyor. 

Neyse dün GS, aslında iyi götürdüğü ve devre arasına 8 sayı üstünlükle girdiği maçta ikinci yarıdaki kötü oynu ile yenildi. Aslında bütün ikinci yarı boyunca hepi topu 17 sayı atarsan zaten yenilirsin diye genelleyeyim. Bu sırada da seyirci desteğini arkasına alan Italyanlar, 8 sayıdan geriden 12 sayı öne geçtiler maalesef. Yine de düşününce GS, yarı final ilk maçını da 16 sayı ile kaybetmiş ama ikinci maçı 23 sayı ile kazanmış. O yüzden hala durum pozitif diyebiliriz. O kadar ki acaba haftaya buradaki maça gitsem mi diye düşünüyorum. Sonuçta 13+ bir farkla Avrupa Kupası kazanacağız bi de. 

Maçtan notlara gelelim. Işıl Alben, bayan basket takımının Arda'sı gibi. Boyu kısa, sorumluluk alıyor, kendini paralıyor, harbi GS'li. Iki Amerikalı Augustus ile Brown ise tam zıt karakterde gibiler; biri rastalı öbürü hanımhanımcık, biri dövmeli öbürü dövmesiz, biri daha erkek gibi oynuyo öbürü daha bayan gibi. Cidden Augustus'un oynunu baya beğendim. Erkeklerde bile az görülecek bir denge ile şuta çıkıyo, haliyle çok da yüzdeli oynuyor bu yüzden. Onun dışında Esra, Yasemin Horasan ve Kress de performanslarıyla öne çıktılar. Ama Yasemin erken faul problemine girdi, Kress de bitime iki dakika kala 5 faulle oyun dışında kaldı, zaten geride olduğumuz maçta asıl fark bundan sonra geldi. Yine de ben umutluyum, gerçekten yenilmeyecek bir takım değil. Istanbul'da taraftar desteği ile kupa alınır!

Bizim sıkıntı çektiğimiz ikinci yarıda Barça açıldı. Göz ucuyla izlediğim maçta ilk yarı hep başabaş gitti, iki takım da dengeli, birbirinden kopmayan bir oyun sergiliyordu. Ama ikinci yarı bir ara bir çevirdim, Barça almış gitmiş maçı. 10+ bir farka ulaşmışlar, güzel bir seri ile gidiyorlar. Ersan Ilyasova da güzel pas araları ve smaçlarla ortamı ısıtıyor. Daha ne olsun, sonuçta ikinci memleketimiz Barcelona! Sonunda da seriyi deplasmanda 2-2'ye getirdi ve saha avantajını eline geçirdiler, şimdi haftaya perşembe Palau Blaugrana'daki maçı kazanırlarsa Berlin'deki Final Four'a katılan son takım olacaklar. Haydi hayırlısı...

2 Nisan 2009 Perşembe

Sira F1 ve Hamilton'da

Bolivya Arjantin'i, Ispanya bizi, biz de futbolu aradan cikarmisken gelelim Formula 1'de bugun olan onemli gelismelere; suradaki kirmizi koltuga uzaniyorum ve size bastan anlatmaya basliyorum.

Avustralya GP'sinin son turlari. Vettel, Kubica'ya gecirmis, ikisi de podyumdan olmus ve Guvenlik Araci kendini yollara vurmus. Herkes tin tin arkasindan giderken Trulli yoldan cikiyor ve Hamilton da (normalde Guvenlik Araci arkasinda arac gecmek yasak olsa da) haliyle onu gecmis bulunuyor. Daha sonra Trulli geliyor ve Hamilton'i tekrar geciyor. Boylece pes pese yarisi bitirmis oluyorlar.

O sirada podyuma cikan Trulli olsa da, daha sonra yaris komiserleri Trulli'nin Hamilton'i gecmesini illegal olarak goruyor ve yaris zamanina 25 saniye ekliyorlar. Boylece Trulli 3ten 12ye dusmus, Hamilton da 4ten 3e cikmis oluyor. Toyota, bu cezaya itiraz etmiyor ve biz konu kapaniyor saniyoruz.

Bu sirada FIA komiserlerinin eline yeni veriler ulasiyor ve konu tekrar gorusulmeye basliyor. Mclaren ekibiyle Hamilton'in radyo konusmalari desifre ediliyor ve goruluyor ki Hamilton'in komiserlere ilk verdigi bilginin aksine, takim ona iki kez acik sekilde "Trulli'ye yol ver" talimati veriyor. FIA da bu yalani affetmiyor. Hamilton yaristan ihrac ediliyor. 

Gercekten konu, bir "Kara Melek"le, bir "Yalan Ruzgari" ile boy olcusebilecek kadar cetrefilli ve dolambacli. Kendimi bu tip entrikalari kacirmayan psikopat anneanne/babaanne gibi hissettim. 

PS: I Love You! Saka (ve boktan filmler) bir yana Formula 1'deki su radyo konusmalarinin da hastasiyim, bazen cok enteresan olabiliyor. Ayrica biliyorum ki TRT'nin F1 yayini hakkinda yazacagimi soylemistim, yazicam ama bu haftasonu Malezya'yi da gorelim oyle yazayim. 

Hersey Sirayla


Formula 1'de yine bombalar patladi, Hamilton'in Avustralya'daki ucunculugu iptal edildi (yaristan da ihrac edildi), Trulli ucuncu, Vettel gorusme odasinda vs... Ama ilk once bu aralar kendimle yasadigim "niye futbol yazmiyorum" muhakemesini sizinle de paylasayim.

Turkcell Super Lig, puan durumu maabinda cok zevkli olsa da sahadaki futbol ayni seviyeye ulasamiyor. Elim gitmiyor yazmaya. En son Galatasaray - Eskisehirspor macina gittim. Ne GS takimi ne de GS seyircisi galibiyeti hakketmemisti zaten. Es-es, takir takir oynuyordu; tam Saporta'ya "Adamlar bari atsalar da kazansalar" dedigimden 5 saniye sonra Youla atti zaten. 

Lige milli ara verdik, artik hepimiz amansiz'iz. Ama onun nesini yazayim ki? Taktiksizligin taktik oldugu, butun maci son dakika golu nasilsa cepte seklinde oynayan, Ibrahim Uzulmez'den daha iyi bir sol bek bulamayan milli takim hakkinda ne yazayim ki Ispanya karsisina umutla cikayim. 

Bir de su dikkatimi cekti, Ispanya golu yedi, her tarafi ofsayt kokan bi pozisyondu. Versen de olur vermesen de. Hakem vermedi, Tuncay dondu Semih vurdu ve gol oldu. Sen ki cok onemli bir macta, Avrupa'nin atesli deplasmanlarindan birinde ofsayt olmasi 50-50 bi pozisyondan gol yiyip geri dusuyorsun ama hakeme adam gibi itiraz etmiyorsun. Olacak is mi? Ayip olmasin diye Pique bi "heeeyyy heeeyyyy" diye bagirdi ama o kadar. Bizim basimiza gelse sortlari indirir hakemin pesinden kosariz sahada.

Dun aksamki macta bir ara Ispanya, o kadar o guzel ve net oynuyordu ki skor olarak onde oldugumuza uzuldum. Simdi Ispanya kazandi diye mutlu degilim ama sasirmis da degilim. Belki tam milli takimin sicrayacagi ortam var su anda (yumurtanin dayanmasi, sansin sifira inmesi, kotu zamanlar vs), ama ben o sicramanin isigini gormuyorum kimsede. 

Eh Turk futbolu, bu kadar elde kaliyorsa (ve ben Avrupa futbolunu bazi diger futblogger'lar kadar iyi takip etmiyorum, isi onlara birakiyorum) benim de elim gitmiyor ve futbol hakkinda pek yazmiyorum. 

Ama oynu seviyorum, bir gun geri gelicem balcik tarlalarina, patates sahalara...