21 Şubat 2009 Cumartesi

Libya Kahvesinde Barselona Derbisi



The Big Lebowski: What makes a man, Mr. Lebowski? 
The Dude: Dude. 
The Big Lebowski: Huh? 
The Dude: Uhh... I don't know sir. 
The Big Lebowski: Is it being prepared to do the right thing, whatever the cost? Isn't that what makes a man?
The Dude: Hmmm... Sure, that and a pair of testicles. 

Big Lebowski filminden alinti bu efsane diyalogu niye yaziyorum simdi degil mi? Galiba bizleri erkek yapan bir sey de futbol! Su an Libya'dayim, Trablus'ta otelden ciktim, aksam yemegimi yedim ve sokaklarda geziyordum. Bir sokagin icerisindeki bir kahveden gozuken Barcelona renklerinin gozume carpmasiyla kendimi iceride buldum: Libya'da bir kahvehane kosesinde Barcelona Derbisini izliyordum. Futbol, dunyadaki en buyuk din olan ayaktopu, diller ve kulturlerarasi bir sekilde erkekleri birlestiriyor.

Kapinin sol tarafinda kagit oynayanlar var, oraya yonelmiyorum, sag taraftaki nargile dumanlarinin arasindaki ekran cekiyor beni. Plastik bir sandalyeye oturuyorum, dakika 6. Onumdeki adam, nargilenin ecdadini biliyor, oyle bir duman ufluyor ki ekrani gormuyorum duman dagilana kadar, o sirada sosyal arastirma olarak Libyali erkeklerin kullandiklari jolelerle kellikleri arasinda bir baglanti var mi diye dusunuyorum. On sirada sagda oturan gencler belli ki maci izlemeye zaman oldurmek icin gelmisler, televizyona bakmaktansa telefonla konusuyorlar. Yanimdaki gomlek dugmeleri sonuna kadar ilikli amcalarin da fanatik taraftar olmadigi hissi var nedense, ekrana kitlenmis olmalarina ragmen. Sanki insanlar genelde mac bahanesiyle buraya toplanmislar ama birbirlerini kesiyorlar ve tek maci izleyen benim hissine kapiliyorum nedense. Bu arada Xavi'nin arapasinda Messi ortaliyor, Henry kafayi vuruyor disari. Spiker isimleri ve kelimeleri uzatiyor, mac anlatimi bir anda icinde Barcelona oyuncularinin oldugu bir ezana donusuyor benim icin. Tabi ki bu arada aklima 17 Mayis 2000'de Henry'nin vurup Taffarel'in cikardigi kafa geliyor, pozisyon biraz andiriyor sanki. 

Mac hizlaniyor, pozisyonlar pek girla sayilmaz ama futbol sertlesiyor. Hakem calmadigi duduklerle bende serbest cagrisimi tetikliyor; Selcuk Dereli, Selcuk Dereli, Selcuk Dereli... Oyuncular birbirine girince etraftakilerin de macla alakali oldugunu anliyorum. Arapca bagirmaya basliyolar, hakeme sinirlendikleri belli. Akil calisiyor, dusunuyorum; niye hemen hemen butun dunyadaki gecerli "underdog"lari sevme egilimi Barcelona mevzu bahis olunca vuku bulmuyor? Mac basliyor, sag taraftaki genc arkadaslar kalkiyor, yerine kosa kosa yenileri geliyor. Bazilarinin ustunde Juventus armali esofmanlar var, bazilarinda Ferrari. Italyan esintisi cok var burada. Dakika 30 civarinda Abidal sakatlaniyor, 35'te Espanyol'dan Angel. Abidal'in yerine bir an Patron girecek sandim, Bruce Springsteen'in sol bek muadili Slyvinho ama Pep, kaptanini goreve cagiriyor. Barcelona Derbisinde kemik sesleri; Libya kahvesi ise genel olarak sessiz bu macta. Belki de futbolla cok ilgili degiller diycem ama hepsinin ustunde bir Italyan takimi esofmani, bir suru insan maci izliyor. Yine de icimden bir ses birakin Camp Nou'yu, orada hayatinda canli mac izlemis tek insan benmisim diyor. 

Xavi musait bir sutu kaciriyor. Bir yandan da alttan bir ekran aciliyor, canli Real Madrid macina baglaniliyor. Muhtemeln skor fln soyluyolar ama anlamiyorum. Ta ki biraz daha ilerleyene kadar. Altta pencere devamli devamli acilinca degisen rakamlardan skoru buluyorum ama Madrid neredeyse seri penalti atar hizda gol atiyor. Nitekim ilk yari 6-1 bitti. Sen naptin yigen?

Barca icin ise isler o kadar da iyi gitmiyor, kavga cikti ortam gerildi. Hakem bu sefer cikardigi kartlarla Selcuk Derelilikten Cuneyt Cakirliga vites atiyor, Keita'ya kirmizi, Etoo ve Luis Garcia'ya sari kart. Etoo'nun bu maci tamamlamasi zor, hemen ardindan caktirmadan Ivan De La Pena ile omuzlasiyorlar. Kahvede ilk defa maccilarin sesi kartcilarin sesini bastiriyor, ellerdeki nargile saplari tehditkar isaret parmaklari gibi sallanmaya basliyor: Hakeme olum fermani cikti buralardan, gorecek biri varsa soylesin kendisine.

Bugulu camlarin kiriklarinin olusturdugu bosluklardan kafalar iceri uzaniyor, maksat hem muhabbet hem mac. Sahara colunun guneyinden oldugu belli olanlar daha sakin nedense, oysa African Cup of Nations'dan biliyorum ki asil onlarin heyecanli olmasi lazim. Kahve sahibi nihayet beni farkettigi sirada anliyorum ki Messi galiba Tanri. Elimden geldigince Arapca cay istiyorum, Messi omzu ustune dusuyor saha karisiyor, Madrid gol olup yagiyor; cok ciddi bir surreallik var hayatimin bu aninda. Abiler sinirli, nasil olur da Camp Nou'da, bir Barselona Derbisinde hakem boyle kararlar verebiliyor. Selcukcum, yine andim seni, kulaklarin heralde kipkirmizi olmustur, sebebi benim bilesin. 

Gol yok, heyecan kasirgasi acayip, Madrid ilk yari 6lamis; hemen yarim dinar hesabimi oduyorum ve otelime donuyorum. Eger ikinci yariyi da izlersem serbest cagrisim, Libya kahvesinde mac izlemenin otantikligi ve macin gerilimi arasinda omrumu kisalticam. Tanidikligin sicakligi ile rahata variyorum, nolacak bu Fenerin hali?

Edit: Barcelona sezonun ikinci yenilgisini kendi evinde Espanyoldan aldi, 2-1. Ilk yari gol olup yagan Madrid ise ikinci yari kepenkleri indirdi, 6-1. Heveslendirme Madridista'lari Barca'cigim, uzulecek garibanlar...

2 yorum:

mustafa taha dedi ki...

vay be, doğduğum şehirde bir kahvede bir barcelona derbisinin izlenebileceği 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi...

Sinan Kolat dedi ki...

:) bilen biri ile izlemek isterdim, yazik ki tek basimayim, blogumu okuyanlarla paylasiim dedim
var mi tavsiyelerin?